|
|
April 29

Samuraya Nasihat
Bir samuray, Zen üstadı Hakuin 'in karşısına dikilip şu soruyu sordu: "Gerçekten de cennet ve cehennem var mıdır?" Üstad: "Kimsiniz?" "Bir samurayım." "Sen mi?" diye dudak büktü Hakuin, "kendine baksana bir, hangi efendi senden doğru dürüst hizmet umabilir ? Daha ziyade dilenciyi andırıyorsun!" Sinirden kıpkırmızı kesilen samuray kılıcını çekti. Hakuin surmak bilmiyordu: "Vay! Kılıcı da varmış! Ama o kadar beceriksize benziyorsun ki nasıl olsa kafamı kesemezsin!" Kanı beynine sıçrayan samuray kılıcını kaldırdı. Ustaya vurmaya hazırdı. O anda Hakuin sakince, "işte, cehennemin kapıları böyle açılır" dedi. Üstadın serinkanlı tavrına şaşıran samuray kılıcını kınına soktu ve saygıyla eğildi. Üstad sözünü şöyle bitirdi: "cennetin kapıları da böyle açılır".
Gerçek Hayat dergisinin arka kapağında görmüştüm. Görünmez Hedef - Uzakdoğu 'dan 50 Savaş Hikayesi adlı kitaptan alıntıymış
'Bushido'nun temel ilkeleri:
Gi (Dürüstlük ve Adalet): Tüm insanlarla ilişkilerinde son derece dürüst ol. Adalete inan; sadece başka insanlardan gelene değil, kendinden gelene de. Gerçek bir samuray için, dürüstlük ve adalet konularında grinin tonları yoktur. Tek bir doğru ve tek bir yanlış vardır.
Rei (Kibarlık-Nezaket): Samurayların acımasız olmak için nedenleri yoktur. Güçlerini kanıtlamaya ihtiyaçları yoktur. Bir samuray düşmanına karşı bile saygılıdır. Saygının bu dışavurumu olmadığında, hayvanlardan farkımız yoktur. Bir samuray sadece dövüşteki gücü yüzünden saygı görmez, diğer erkeklere davranış biçimiyle de saygı görür. Samurayın gerçek içsel gücü zor zamanlarda belli olur.
Yu (Kahramansı Cesaret): Harekete geçmekten korkan insan kitlelerinin üzerine çık. Bir kaplumbağa gibi kabuğuna saklanmak hiç yaşamamak gibidir. Samurayda bir kahramanın cesareti olmalıdır. Samuraylık kesinlikle risklidir. Tehlikelidir. Hayatı tam olarak, dolu dolu ve harika bir biçimde yaşamaktır. Kahramansı cesaret, gözü karalık değildir. Zeka ve güçtür. Korkunun yerini saygı ve temkinle doldur.
Meiyo (Şeref): Samurayın onurunun tek yargıcı vardır, o da kendisidir. Verdiğin kararlar ve bu kararların nasıl uygulandığı gerçekte kim olduğunun bir yansımasıdır. Kendinden saklanamazsın.
Jin (Merhamet): Yoğun bir eğitim sonucunda samuray hızlı ve güçlü olur. Diğer insanlar gibi değildir. Herkesin yararına kullanılması gereken bir güç geliştirir. Şefkatlidir. Diğer insanlara her fırsatta yardım eder. Eğer fırsat çıkmazsa, fırsatı bulmak için yollara düşer.
Makoto (Katıksız İçtenlik): Samuray bir şeyi yapacağını söylemişse, o şey yapılmış demektir. Yapacağını söylediği şeyi tamamlamasına hiçbir şey engel olamaz. 'Vaat'te bulunması gerekmez. 'Söz vermesi' gerekmez. Sözlü olarak söylemesi bile o şeyin yapılmasının başlangıcını oluşturur. Söylemek ile yapmak aynı şeydir.
Chu (Görev ve Sadakat): Samuray için, bir 'şey'i yapmak ya da bir 'şey'i söylemek, o 'şey'e sahip olması demektir. Bundan ve bunun ardından gelecek tüm sonuçlardan sorumludur. Bir samuray kendi koruması atındakilere müthiş sadıktır. Sorumlusu olduğu kişilere karşı, son derece hakikatlidir.
Anne babam yok; gökyüzü ve dünya anne babamdir.
Evim yok; Tan Tien evimdir.
Ilahi gücüm yok; dürüstlügüm ilahi gücümdür.
Huysuzlugum yok; uysalligim huysuzlugumdur.
Büyü gücüm yok; kisiligim büyü gücümdür.
Ne ölümüm ne de yasamim yok; Um ölüm ve yasamimdir.
Bedenim yok; sabirlilik bedenimdir.
Gözlerim yok; simsegin çakmasi gözlerimdir.
Kulaklarim yok; duyarliligim kulaklarimdir.
Bacaklarim yok; çabuklugum bacaklarimdir.
Kanunum yok; kendimi savunmam kanunumdur.
Stratejim yok; dogru öldürmem ve yasamimi dogru vermem stratejimdir.
Planim yok; firsati degerlendirmem planimdir.
Mucizem yok; dürüst kurallarim mucizemdir.
Prensiplerim yok; bütün kosullara adapte olmak prensibimdir.
Taktiklerim yok; bosluk ve doymuslugum taktigimdir.
Dogal yetenegim yok; zekami hazir tutmak dogal yetenegimdir.
Arkadaslarim yok; aklim arkadasimdir.
Düsmanim yok; dikkatsizligim düsmanimdir.
Zirhim yok; yardimseverligim zirhimdir.
Kalem yok; degismezligim kalemdir.
Kilicim yok; zekam kilicimdir.




April 23
FUTBOLUN SEMPATIK YILDIZI,O BIR CANBAZ ONUN ADI RONALDINHO!!

 

 

 

 

  
April 17
TANISTIRAYIM TOMBAK:)
SIZDE KENDI HAYVANIM OLSUN ISTIYOSANIZ KENDI SPACE SINIZDE
Öncelikle bu siteye giriyoruz
http://bunnyherolabs.com/adopt/Ardından beslemek istediğimiz hayvanı seçiyoruz.Loading yazan bölüm dolduğu zaman sayfa açılıyor.Burada ise hayvanımızın rengini ve ismini ayarlıyoruz. Bunu da yaptıktan sonra finishe basıyoruz.Karşımıza kodların bulunduğu bir sayfa çıkıyor.Bu kodlardan ''if you are using myspace, friendster or ********: copy and paste this code''yazan yani 2.olan kodu kopyalayıp spacemizde HTML sekmesini kullanarak yapıştırıyoruz. Yapımı çok kolay,ayrıca hayvanınınız yanınızda..






İŞTE SİGARA NIN SONRAKI EVRESI:))SİZ BİLİRSİNİZ İSTERSENİZ DEVAM EDİN!!


ILGINC VE DEGISIK GITAR TASARIMLARI..MERAKLILARINA DUYRULUR!!









ÜNLÜLERİ HİÇ BÖYLE GÖRMEDİNİZ:))İŞTE FİLM YILDIZLARININ KARİKATÜZE HALLERİ:))

Alanis Morrisette&Antonio Banderas
Bruce Willis&A Bundy Csalad

George clooney&Sean Conerry
 
Coolio&Bill Cosby

Courtney Love&Dana Carvey

Dolly Parton&Ed Machamon

Albert Einstein&Elvis Presley

Fabio&Bill Gates

Jack Nichelson&Erich Honecker

Michael Jackson&Jim Carrey

Van Kilmer&John Goodman

Helmut Kohl&Madonna

Marilyn Monroe&Martin Laurence

Mel Gibson&Nicholas Cage

Prince&Robin Willams

Sammy Davis&Tom Selleck

Sharon Stone&Sylvester Stallone

Slash&Steffi Graf

Tom Hanks&Tom Cruise

Uma Thurman&X Aktak

Whoopi Goldberg&Weslwy Snipes

Will Smith&Woody Allen
April 16
NBA'İN DOĞRU ADRESİ
WWW.NBA.COM


 

AIR JORDAN O BİR EFSANE!!

  
   
  

       
March 19
LAMBAYI YAKMA Lambayı yakma, bırak, sarı bir insan başı düşmesin pencereden kara. Kar yağıyor karanlıklara. Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum. Kar... Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman ışıklar... Ve şehir kör bir insan gibi kaldı altında yağan karın. Lambayı yakma, bırak! Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların dilsiz olduklarını anlıyorum. Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum.
EINSTEIN ABIDEN BIR BULMACA BAKALIM NE KADAR DAHIYIZ:))VAR MI BULAN::))
EINSTEIN'IN BULMACASI
Acaba Dünyada Zeki olan %2 İnsandan birimisin. Bu soruda hiçbir şekilde şaşırtmaca yoktur, Tamamen mantığa dayalıdır. Mantıklı bir şekilde çözüme ulaşılabılır . Bol Şanslar!!! 1-) 5 Tane ev var hepsi ayrı renk. 2-)Her evde oturanın, ayrı bir uyruğu var. 3-)Hepside ayrı bir içecek içiyor, ayrı bir hayvan besliyor ve ayrı bir marka sigara içiyor. 4-)Bu 5 insanın hiçbiri öbürünün yaptığını yapmıyor. Yani sigarası ayrı, içeceği ayrı, beslediği hayvan ayrı ve evi ayrı.
SORU: BALIK kime ait? Açıklamalar:
1-) İngiliz kırmızı evde oturuyor. 2-) İsveçlinin köpeği var. 3-) Danimarkalı çay içiyor. 4-) Yşsil ev tam beyaz evin solunda duruyor. 5-) Yeşil evin sahibi kahve içmeyi seviyor. 6-) Palmall sigaraı içenin bir kuşu var. 7-) Ortadaki evde oturan süt içmeyi seviyor. 8-) Sarı evde oturan Dunhill sigarası içiyor. 9-) Norveçli birinci evde oturuyor. 10-) Marlboro içen Kedisi olanın yanındaki evde oturuyor. 11-) Atı olan insan, Dunhill sigarası içenin yanındaki evde oturuyor. 12-) Winfield sigarası içen, Birayı seviyor. 13-) Mavi evin yanında Norveçli oturuyor. 14-) Alman Rothmanns Sigarası içiyor. 15-) Marlboro içenin komşusu sadece su içiyor. Einstein iddia etmiştir ki; ''Dünya insanlarının 98 % i bunu Çözemez''
IMTIHAN DUNYASI
Dünya imtihanının sonunda kazanılacak veya kaybedilecek şeyler o kadar büyüktür ki; böyle ciddi bir akıbetle karşı karşıya bulunan akıllı kimselerin lâubâlîce yaşamaları düşünülemez.
Allahım! Beni bana unuttur ve kendimden bahsetmeyi ruhuma kerîh göster!.
Değil mi ki Allah’a inanıyoruz, günahkar da olsak bahtiyarız!.
BU BOLUMDE FAIDELI SEYLER VAR HABERINIZ OLSUN!!
MICROSOFT VISTA ILE ILGILI SON GELISMELER ACIKLANDI..
Geçtiğimiz aylarda Microsoft tarafından geliştirilen ve Windows XP'nin yerini almasa beklenen gelecek nesil işletim sistemi Windows Vista'nın beta sürümü yayınlandı. Temmuz 2005'de MSDN ve TchNet üyelerine ve az sayıda beta tester'a sunulan 1. betadaysa konularımızda yer almayan biçook yeni özellik arayüz değişikliği olduğunu gördük. Microsoft Vista'nın geliştirilme planı çerçevesinde Kasım 2005'de 2. betayı, Nisan 2006'da kullanılabilir örneğe çok benzeyen RC1 sürümünü ve nihayet Ekim 2006'da ticari sürümü çıkaracağını duyurdu.
Beta 1 incelendiğinde arayüzde geleceğe yönelik köklü değişiklikler yapıldığını göreceksiniz.
Kurulum Windows Vista Beta 1'in WP'den daha sadee ve daha kolay. Vista'yı iki şekilde kurmak mümkün, Windows WP'den başlayarak yeni bir disk bölümüne (partition) temiz bir kurulum olarak (terfi olarak değil) veya boot edilebilir DVD'yi kullanarak mevcut işletim sistemini silerek. Burada şuna dikkat çekmek gerekir. Kurulum DVD halinde geliyor. Microsoft'un deneme amaçlı dağıttığı Vista kopyalarının x86 ve x64 versiyonları sadece DVD medyası olarak sunuluyor. Bu geçici bir uygulamaolabilir; çonkü bazı BitTorrent sitelerinde Vista'nın CD'den kurulum gerçekleştiren hafifletilmiş versiyonlarını bulmak da mümkün.
Genel olarak bakıldığında XP den daha kolay kurulum ve arayüze sahip olan Windows Vista'nın da bası eksileri var. Örneğin Windows Media Player eksikliği. Vista ile birlikte gelecek oynatıcının versiyon numarası büyük olasılıkla 11 olacak. Vista'nın 1. betasına bakıldığında. WMP 10 ile birlikte derlendiği görülüyor. WMP 10, ortalama bir kullanıcı için yeterli gibi görünse de fazla yer kaplaması, DivX'ler için altyazı desteği, sunmaması, kare oranını (16:9 / 4:3) değiştiriememesi, klavye kısayollarının kısıtlı olması, arayüzünün yeterince açıklayıcı olmaması gibi dezavantajlara sahip. Microsoft'un karşısında BSPlayer, VLC Media Player, JetAudio, Winap gibi başarılı örnekler varken Media Player'a çeki düzen vermemesini anlamak mümkün değil. Umarız WMP11'de bizi hayal kırıklığını uğratmaz.
Birkaç yıl boyunca internet Explorer'in geliştirilmesini ihmal eden Microsoft, Mozilla Firefox'un başarısı karşısında bir ders almış olacak ki Windows Vista ile sunduğu yeni web tarayıcısında dişe dokunur değişiklilerle karşımıza çıkıyor. Uzun süredir beklenen özellikler arasında daha yüksek göenlik seviyesi, web sayfalarını sekmelere yerleştirme ve Google arama motoronu kolay erişim bulunuyordu. Biz, tüm bu özelliklerin SP" ilebirlikte sunulmasını bekleniyordu fakat Mirosoft sadece dosyaların / ActiveX nesnelerinin indirilmesini ve yüklenmesini engelleyen güvenlik önlemleri, bir pop-up gönleyici ve tarayıcı eklentilerini yönetmemezi sağlayan basit bir arayüz sunmuştu. Vista Beta 1 ile sunulan internet Explarer 7 incelendiğinde, bu tarayıcının beklentilerin ötesine geçmese de en azından beklentileri karşıladığı görülüyor. Yeni İnternet Explorer, Firefox kullanıcılarının çoğunu eski web tarayıcılarına dönmeye ikna edecektir. Beklenen özellirlerden ilki olan siteleri sekmelere yerleştirme özelliği internet Explorer'a başarılı bir şekilde adapte edilmiş. Uygulamanın adres çubuğunun altında sıralanan sekmelere tıklayarak siteler arasında hızlı geçiş yapılabiliyor. Yeni bir sekme oluşturabilmeniz için en sağ sekmeden sonraki boş sekmeye tıklamamız yeterli. Sekme açmak ve kapamak için CTRL + T veCTRL + W tuş kombinasyonları kullanıbabiliyor.
Kısacası Microsoft yeni Windows Vista ile birçok yeniliği kullanıcılarını sunuyor.
http://www.erenet.net
İstanbul'da olması beklenen depremle ilgili önemli ve yeni bilgiler" konulu rapor, Fransız, Türk ve Japon bilimadamlarının ortak çalışması sonucu hazırlanmış. Raporda bilgiler felaket!Rapora göre: Deprem 80 saniye ile 3 dakika arasında sürecekmiş. "En güvenli yer neresi?" sorusuna ise Japon bilimadamının yanıtı korkunç: 'İstanbul'dan olabildiğince uzak her hangi bir yer.." Prof. Dr. Osman Görgülü, Prof. Dr. Machu Koe, "İstanbul'da olması beklenen depremle ilgili önemli ve yeni bilgiler" konulu rapor Fransız, Türk ve Japon bilimadamlarının ortak çalışması sonucu hazırlanmış. Aşağıda okuyacağınız dehşet veren bilgiler, Kandilli Rasathanesi, Marmara Deprem Araştırma Enstitüsü'nün 25 Nisan 2003 tarihinde teslim ettiği 'Marmara Denizi Fay Yapılanması, deprem olasılık ve senaryoları adındaki araştırmasına dayandırılmış.
Buna göre: 'Marmara Denizi'nde üç ana fay hattı üzerinde 117 adet İstanbul'a dikey atımlı fay tesbit edildi. Olası depremin büyüklüğünün minimum 7.2, maksimum 7.8 olacağı belirtilmiştir. Tüm ana ve yan fay hatlarının kırılma ihtimalinin yüzde 84, tahmini deprem tarihininse 2-9 yıl arası olacağı tahmin edilmiştir. Depreme alışık Japonlar'ı bile hayrete düşüren yaprak damarlarını anımsatan bu fay oluşumunun İstanbul Anadolu Yakası'na uzaklığı sadece 6 km.'
Bilgiler felaket... Yine aynı raporun deprem senaryo kısmına göre, deprem 80 saniye ile 3 dakika arasında sürecekmiş. 17 Ağustos'ta hayatımızı karartan depremin sadece 45 saniye sürdüğünü düşünecek olduğunuzda... İşin vahametini anlayabiliyor musunuz?
- Peki depremden en fazla etkilenecek bölgeler?'İstanbul'un Enadolu Yakası'nın tüm kışı şeridi (Kartal, Maltepe, Bostanci, Erenköy...) Bostanci ile Çekmeköy baslangıcı arasındaki, eskiden göl olduğu kesinleşen bölüm, E-5 karayolunun kuzeyinde kalan kısmın 4-8 km.'lik bölümü.'
- Ya binalarımız? 'Sadece Anadolu Yakası'nda tamamen yıkılacak konut sayısı 481,000. Oturulamaz durumda olacak 917,000.
- Ya 'yeni' ve 'sağlam' yapılar? 'Deprem sahasının yakınlığı nedeniyle yeni ve sağlam binaların da yüzde 80 oranında etkileneceği belirtilmis. Bu nedenle konut yapımında çok sıkı ve özel kurallar getirilmesi istenmiştir. Depremden etkilenecek bir diğer yer ise Avrupa Yakası'nın Büyükçekmece, Avcılar Sahil kesimi.
- Peki güvenli yer yok mu? 'Herşeye rağmen İstanbul'da kalmak isteyenler için: Anadolu Yakası'nın Karadeniz kıyısının batısı ve İçkuzey kismi (Çekmeköy, Kozyatagi) Avrupa Yakası nisbeten biraz daha iyi.. Özellikle Şişli, Maslak ve Sarıyer'in iç kesimleri, Sultan Çiftligi, Kemerburgaz ve Karadeniz kıyısının doğu kesimi etki açısından 4. derece olarak gösterilmiş.
Olunmaması gerekli yerlerin başındı Pendik iç ve kuzey, Adalar (bilhassa Büyükada doğu) Sahil yolu, Kartal... Batı yakasında ise: Nişantaşı, Yeşilköy, Florya, Bağcılar ve Avcılar yer almaktadır..
'En güvenli yer neresi?' sorusuna Japon bilimadamının yanıtı korkunç:
'İstanbul'dan olabildigince uzak her yer güvenli'
'Deprem anında enkaz nedeniyle ölü sayısı 685,000 ile 1.260,000 kışı olarak tahmin edilirken, deprem sonrası salgın hastalıklar, intihar ve iç karışıklık nedeniyle ölenlerin sayısının 300,000 binden fazla olacaği tahmin ediliyor.'
Eğer deprem anında ölmediyseniz bile, sonradan yaşamanız da pek mümkün görünmüyor. Zira, rapora göre, depremden hemen sonra İstanbul'un 'Karantinaya alınması' gerekiyor. İstanbul'un kalabalık ve yerleşimindeki düzensizlik nedeniyle enkaz ve yardım bekleyenlerin yüzde 65'ine ilk 2 ay ulaşılamayacaği, bu nedenle ölü sayısının ve kargaşanın artacağı ifade ediliyor.
'Sadece İstanbul değil, Türkiye ekonomisinin yüzde 75'lik kısmının tamamen yok olacağı, dünya ekonomisinin kriz tehlikesi ile karşılaşacağı da rapora eklenmiş.'
Bu bilgilerin altında Dr. Osman Görgülü'nün imzası var. Kendisi için ' İ.Ü. Yerbilimleri Ana Bilimdalı Öğretim Üyesi ve AKOM (Afet Koordinasyon Merkezi) eski Danışmanı' denilmiş...
Prof. Dr. Osman Görgülü, Prof. Dr. Machu
OKUMADAN GECMEYIN DERIM HERKES ICIN MUTLAKA BIRSEY VAR!!
AMAN DIKKAT!!DIKKATLICE OKUYUN VE NE KADAR PROFOSYONEL HIRSIZLAR KOL GEZIYOR ANLAYIN VE DIKKATLI OLUN!!
| |
|
>Artik hirsizlar, olayi >profesyonellige cevirmis durumda, aman dikkat!!! >Yasanmis olaylardir... >1- Kari-koca gece evlerine donduklerinde koridorda bir >> > >> > >> >> > > >> > adamla
| karsilasirlar.
| |
|
Bir anlik saskinliktan >sonra yabanci adam >>bayana donerek "Madem bu geceyi kocanla >> > >>gecirecektin, >> > >> > >> >> > > >> > niye beni cagirdin?" diye hisimla sorar ve >> > >>kizginligini >belirten bazi hareketlerle evden bir anda cikar. >>Tabi >kari-koca bu olaya bir anlam veremez baslangicta >>fakat >erkek, karisina bu olaydan oturu bir hayli kizar ve hatta >onu bosayacagini soyler. Aradan bir kac gun >>gectikten >sonra Karakol'a cagirilan kari-koca, yakalanan suclu >>ile >yuzlestirilir ve olayin aslinda bir hirsizlik oldugu >anlasilir. >2- Yine kari-koca evlerine donduklerinde evin icinde >>bir >yabanci gorurler, bu kisi gayet sik bir takim elbise giymis >ve elinde telsiz olan birisidir. >Karsilasma aninda yabanci, evsahiplerine "Evinize >>hirsiz >girdigi yolunda komsulariniz tarafindan ihbar aldik, >>ben >sivil polisim, evi kontrol etmeye geldim" >der ve devam eder, "Beyefendi asagida sokagin >>kosesinde >ekip otomuz var, vakit
| kaybetmeden
| |
|
siz ekip otosuna >gidip >sikayet dilekcesi doldurun." der ve erkek hizla >>asagiya >iner. Yabanci "Hanimefendi siz de ziynet esyasi >> > >>veya >paraniz varsa onlari kontrol edin" >der, bayan hemen altinlarinin bulundugu yere gider >ve >> > sevincle "neyse hala yerinde duruyorlar" demesiyle; >> > >> > >> yabanci >>bayanin kafasina agir bir seyle vurur. Yabanci da >bayanin >>cikardigi yerden altin, para, v.s.leri alip hemen >> > >> > >> kacar.Koca >ekip otosunu bulamayip evine geldiginde karisinin >> > >> > >> >> > > >> > baygin, >altinlarin da calinmis oldugunu gorur.. >> > >> > >> >> >XXXXXXX COK ONEMLI >>XXXXXXXXXXXXXX >> > >> > >> >> > >> >> >Ozellikle bayan arkadaslar dikkat ....... >> > >> > >> >> >Insanlar taksiye bindigi
| zaman
| |
|
cantasini hemen yanina >koyar >> > >> > >> >> >ya...Bunu bilen uyanik taksiciler soyle bir olay >> > >> > >> gerceklestiriyorlar. >> > >> > >> >> > >> > >> > >> >> >Bahsettigim >> > >> > >> >> >bayan yorgun argin bir taksiye biniyor ve cantasini sag >>yanina
> >> > >> >> >koyuyor.Bir nefesleniim falan derken sofore gidecekleri >>
>>istikameti >> > >> > >> >> >soyluyor ve cantasindan selpak almak uzere sag yanina >>donuyor >>ki >> > >> > >> >> >canta yok!! Once bir
| araniyor
| |
|
bakiyor yere,saga-sola >canta >>yok!! >> > >> > >> >> > >Taksiciye >>
>> > >> >> >soyluyor "cantam ile bindim fakat cantam simdi >> > >>yok
| cek
| |
|
kenara" >> > >> > >> >> >diye.Taksici >> > >> > >> >> >gayet piskin "ne biliim teyze ben senin >>?antani.unutmussundur , >> > >>bir >> > >> >
>> >yerde.inmek mi istiyorsun" diyor.Ama teyzem >uyanik."Hayir" >>diyor >> > >> > >> >> >"devam et"."Herhalde unuttum biryerde.Inecegim yerde ben > >>sana >>
>>evden >> > >> > >> >> >parani oderim".Yol uzerinde bir karakolun
| onunden
| |
|
>> > >> > >> gecerken,isiklarda >> > >> > >> >> >> >duruyorlar.(Teyzem o istikametten goturuyor cunku taksiyi!)Tam >> > >> > >> >> >karakolun onunde aciyor teyzecim kapiyi memuru >>cagiriyor.Taksiyi >> > >> > >> >> >kenara cektirip bir cirpida anlatiyor olayi.Meger >polisler >>bu >> > >>olayi >> > >> > >> >> >bilirmis.Polis memuru taksiciye hemen "bagaji
| ac"
| |
|
>>diyor.Bagaji >> > >>bir >> > >> > >> >> >aciyorlar ki bagajda >> > >>bir adam!!!!Binen musterinin sag ve >> >
> >> soltarafina >> > >> > >> >> >bagajdan dogru,cok ozenle yapilmis,farkedilmeyen >delikler >> > >>aciyorlar >> > >> > >> >> >ve hooop cekiyorlar cantayi bagaja!! Canta cok buyukse >> > >>cekemiyorsa
> >> > >> >> >icine >>dalip cuzdani telefonu falan aliyorlar! >> > >> >
>> >TAKSIDE BAGAJLARA dikkat! >> > >> > >> >> >onemli not: taksicilerin adi olanlar? hala 5.000.000 Tl verildigi >> > >> > >> >> >halde 100.000
| Tl
| |
|
verilmis gibi davranip soygunculuk >> > >> > >> yapabiliyorlar. >> > >>
>> >> >Vermeden >> > >> > >> >> >once >> > >> > >> >> >iyice kontrol edin. >> > >> > >> >> >ve
| mutlaka
| |
|
bu notu cevrenizle paylasin. >> > >> > >> >> >susmayin.. >> > >> > >> |
SEHİTLERİMİZE SAHİP CIKALIM!!
EKTEKI KARDESIMIZIN HASSASİYETINE SIZDE ORTAK OLUN!!BU VATAN KOLAY KAZANILMADI!!
Bir Site Koordinatörünün Bir Gazeteciye Yazdiklari..... Yusuf İnan (Genel Koordinatör)
Sayın Ayşem Yeğinboy (Yeni Asır Gazetesi); Yazılarınızı zaman zaman okuyorum. Bu gün Leyla Zana başlıklı yazınızı da okudum. Yazınızda Leyla Zana ve PKK militanı arkadaşlarını milletçe mağdur konuma sokmuş olduğumuzu yazıyorsunuz.
Siz hiç www.sehitlerolmez.com sitesini ziyaret ettiniz mi ? Bayramlarda şehitliklere gittiniz mi ? Şehit çocuklarının şehitlikteki hatıra defterine yazdıklarını okudunuz mu ? Şehit eşlerinin fuhuş bataklıklarına düşme tehlikesi içinde olduklarını,eşlerinin şehit olmasıyla idamlık bir aile gibi ortada kaldıklarına şahit oldunuz mu? Ailenizde şehit var mı ? Var ise, onların duygularını sordunuz mu ? Sizce şehit eşleri, Leyla Zana kadar kadın değiller mi? Alsancak Hocazade camisi veya başka camilerdeki şehit cenaze törenlerine iştirak ettiniz mi ? Kapıcı bir babanın, Hakim oğlunun cenaze töreninde yaşananları gördünüz mü ?
Şehitler Ölmez, Vatan bölünmez sözlerini söyleyenlere inat yazdığınız bu yazı nedeniyle sizi kınıyorum. Bu ülkede şehit yakınlarımı mağdur, yoksa bebek katilleri mi? Kendi vatandaşlarını işkencelerle öldüren PKK terör örgütü mü mağdur, ŞEHİT AİLELERİ mi mağdur? Kolsuz bacaksız, gaziler mi mağdur, Leyla Zana ve bölücü başımı mağdur?
10 yıldır hapisteler diye üzülüyorsunuz, peki 10 yıldır gencecik askerlerimizin kara toprağın altında olmaları sizi üzmüyor mu ? Leyla Zana' nın hayat hikayesini bir güzel öğrenmişsiniz, hangi şehidimizin hayat hikayesini Leyla Zana kadar biliyorsunuz ve köşenizde yazdınız, yazdınız da ben mi görmedim? Vahşi Kürt diye bu ülkede kime haksızlık yapıldı ? Bu Şehitler 10 Yıldır Toprağın altında. TSK 'da doğu kökenli ne kadar general var araştırdınız mı ? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı " benim ninem de kürt "demedi mi ? Şu an Sayın İçişleri Bakanı, Milli Eğitim Bakanı İzmir' li mi sizce ? İzmir Valisi Sayın Yusuf Ziya Göksu 'nun memleketini de bilmiyorsanız, bu köşede yazı yazmayınız. Sizce Çanakkale de koyun koyuna yatan "Kürt Mehmetler" ne için şehit oldular ? Onlar, Leyla Zana ve arkadaşları kadar akıllı değiller miydi?
Eğer vicdanınız size yol göstermiyor, aklınız sizi yanlış mecralara yönlendiriyorsa, bu ülkenin ekmeğini yiyerek, bebek katillerini mağdur ilan ederek ahkam kesemezsiniz! Leyla Zana ve arkadaşlarının yaptıkları tüm delilleriyle ortada iken, bağımsız yargı kararını 2. kez vermişken siz ne hakla suçluları "mağdur ediyoruz" diyebiliyorsunuz.
Lütfen bu yazınız nedeniyle Türk halkından ve şehit yakınlarından özür dileyiniz! Aksi halde sizin ve hala size kucak açan Yeni Asır gazetesinin tüm Türkiyede protesto edilmenizi sağlayacağız. Deniz Web Tasarıma ait 55 web sitesi ve www.sehitlerolmez.com sitesi özür dilememeniz halinde bu görevi seve seve yerine getirecektir. Sitelerin gücünü merak ediyorsanız günlük 50 milyon hit aldığını söyleyebilirim. Terör size ulaşmadan, hissedemediğiniz o acıyı, önceden hissetmeniz dileğiyle...
MUTHIS BIR ANLATIM VE COK ANLAMLI BIR HIKAYE!!OKUMADAN GECMEYIN DERIM.
>>>>Bir gün bir profesör, masasının üzerinde birkaç kutu olduğu >>>> >>halde felsefe dersindedir. Ders başladığında, hiçbir şey >>>> >>söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve >>>>içerisini >>>> >>tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup >>>> >>dolmadığını sorar,Öğrenciler ittifakla kavanozun >>>> >>dolduğunu ifade ederler,Bu sefer profesör önündeki kutulardan >>>>bir >>>> >>tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza >>>>döker, >>>> >>böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki >>>> >>boşlukları doldurur.Ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup >>>> >>dolmadığını sorar,Onlar da "evet" doldu derler.Tekrar >>>> >>profesör masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve >>>>içindeki >>>> >>kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl >>>>taşlarının >>>> >>aralarındaki boşlukları doldurur.Ve tekrar öğrencilere >>>>kavanozun >>>> >>dolup dolmadığını sorar,öğrenciler de koro halinde "evet" >>>>derler.Bu >>>> >>sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi >>>>alır >>>> >>ve kavanoza boşaltır, kahve de kumların arasında kalan >>>>boşlukları >>>> >>doldurur. >>>> >>Öğrenciler gülerler! >>>> >>Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek "eveet" diyerek; >>>>ben >>>> >>“Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye >>>> >>çalıştım" der.Şöyle ki;bu tenis topları hayatınızdaki önemli >>>> >>şeylerdir; dininiz, >>>> >>ibadetleriniz, aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, >>>>arkadaşlarınız ve >>>> >>sizin için önemli olan şeylerdir. Şayet diğer şeyleri >>>>kaybetseniz >>>> >>de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.O çakıl >>>>taşları >>>> >>ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; >>>> >>işiniz, eviniz, arabanız vs. Kum ise diğer ufak tefek >>>> >>şeylerdir."Şayet kavanoza önce kum doldurursanız..." diye, >>>> >>anlatmaya devam eder, "çakıl taşlarına ve özellikle de tenis >>>> >>toplarına (yeterli) yer kalmaz.Aynı şey hayatımız için de >>>> >>geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, >>>> >>israf ederseniz, önemli şeyler için vakit >>>>kalmayacaktır.Dikkatinizi >>>> >>mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin. >>>> >> Çocuklarınızla oynayın. >>>> >>Sıhhatinize dikkat edin. Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin >>>> >>ihtiyaçlarını karşılayın. >>>> >>Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. >>>> >>Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin. >>>> >>Gerisi hep kumdur. >>>> >>Bu ara bir öğrenci parmağını kaldırır ve sorar; "Pekiyi, o iki >>>> >>fincan kahve nedir?" >>>> >>Profesör gülerek: "Bu soruyu sorduğuna sevindim. Hayatınız ne >>>>kadar >>>> >>dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle >>>>bir >>>> >>fincan kahve içecek kadar vakit ayırın!"
>Uluslararasi ölçekte bir kadin arastirmasi >yapan sosyolog, dünyanin > >çesitli ülkelerinde kadinlara bir soru sormus. > >"Kocanizi baska bir kadinla yakalarsaniz ne yaparsiniz??? " SONUCLAR HAYLI KOMIK:))HELEDE TURK ISE:))SAKADIR DIYE UMUYORUZ:)) > >Soruya ülkelere göre verilen yanitlar ise söyle olmus: > >Isveçli : Neyimi begenmedigini sorarim. > >Rus : Evi terk ederim. > >Fransiz : Sesimi çikarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini > >isterim. > >Italyan : Kadini vururum. > >Ispanyol: Kocami vururum. > >Yunanli : Her ikisini de vururum. > >Türk : Benim kocam yapmaz
İTİBAR VE KARAKTER DENGESİ
Itibarı, içinde yaşadığın ortam belirler ;karakteri, inandığın doğrular...
Itibar, sandığın şeydir;karakter olduğun şey...
Itibar fotoğraftır;karakter ise yüz..
Itibar dışardan gelir; karakter içerden..
Itibar, yeni bir topluluğa girdiğinde sahip olduğundur;karakter giderken elinde olan..
Itibarin bir anda olur;karakterin , ömür boyunca..
Itibarin bir saatte öğrenilir; karakterin bir yılda açığa çıkmaz..
Itibar mantar gibi büyür; karakter sonsuza kadar sürer
Itibar zengin veya fakir yapar; karakterse mutlu ya da mutsuz..
Itibar insanların mezar taşına kazıdıklarıdır;karakter meleklerin ALLAH huzurunda senin için söyledikleri.
İşte hayatınızı kurtaracak 16 ipucu
SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN GÜZEL BİLGİLER
Londra'daki King College Hastanesi Yaşlanma Bilimi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, vücudumuzun bize hayatımızı kurtaracak tam 15 ipucu verdiğini ortaya koydu. Sağlıklı yaşam konusunda birçok araştırmaya imzasını atan; Londra'daki King College Hastanesi Gerontoloji (yaşlanma bilimi) Enstitüsü'nde araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Wale, "Sadece parmaklarınızın uzunluğu bile sizin sağlığınız hakkında kayda değer bilgi sahibi olmamızı sağlıyor aslında. Siz de vücudunuzla ilgili önemli detaylara; dikkat ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz " diyor ve ekliyor: "Vücudunuz; siz fark etmeden sağlığınızla ilgili en önemli ipuçlarını veriyor. "Prof. Wale'ye göre, tırnaktan gözlere, doğum kilosundan avuç içine kadar vücuttaki her şey birer gösterge. O halde bir test yaparak ne kadar sağlıklı olduğumuzu anlamak mümkün. Wale'nin "İşte hayatınızı kurtaracak 16 ipucu" dediği test şöyle:
1.Tırnaklar : Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik yada; morluk görürseniz bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya olduğunuzu gösterebilir.
2. Nefeslerinizi sayın : Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demek... Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.
3. Gözler : Aynada gözlerinizden birine bakın. İris'in etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.
4. Avuç içinize bakın : Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı ve lekelilerse karaciğerinizde sorun var demek.
5. Hafıza kontrolü : Bir tepsinin üstüne rasgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer'le karşılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.
6. Kas kontrolü : Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa,kaslarınız da bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.
7. Görünüş : Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.
8. Tiroit misiniz? : Kollarınızı yere paralel olarak tam karşınızda birşeye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o zaman tiroit olma riskiniz çok.
9. Düz yürümek : Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi işliyor demektir.
10. Doğum kilonuz : Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
11. Beliniz kalın mı? : Vücut şekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yaşama riskiniz daha fazla.
12. Tuvalet sıklığı : Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık tuvalete gitmektir.
13. Nabız kontrolü : Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yaşayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70'in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.
14.Dişlerinizi fırçalayın : Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.
15. Parmak uzunluğu : İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla.
16. Ayak bilekleri : Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Dr. Ahmet Cetinbudaklar

ALEMLERIN SULTANIN MIRAC'A CIKIS OYLUSU..
Mirac Kandili
Recep ayının 27. gecesine denir. Bu gecede Hz. Muhammed Mekke´deki Mescidi Haram´dan, Kudüs´teki Mescidi-i Aksa´ya götürülmüştür. Oradan da gökleri aşarak, Cenab-ı Allah´ın katına ulaşmıstır. Bu olaya Mirac denir. Beş vakit namaz, bu gecede farz olmuştur.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Mekke halkı, Peygamber efendimize, iman etmiyor, Müslümanlara, sıkıntı verip, işkence ediyorlardı. Resulullah efendimiz bu hale çok üzülüyordu. Hicretten bir yıl önce, elliki yaşında iken, Zeyd bin Harise hazretleri ile Taif’e gitti. Bir ay kadar Taif halkına nasihat ettiği halde, kimse imana gelmediği gibi eziyet ve işkence ettiler. Üzgün bir şekilde oradan ayrıldı. Doğruca amcasının kızı Ümm-i Hani’nin evine gitti. Ümm-i Hani, Peygamber efendimizin düşmanlarının çokluğunu düşünerek, evin önünde nöbet tutmaya başladı. Peygamber efendimiz, o gün çok incinmişti. Buna rağmen, abdest alıp, Rabbine yalvarmağa, af dilemeğe, kulların imana gelmesi, saadete kavuşmaları için dua etmeye başladı. Çok yorgun, aç ve üzüntülü olduğu için hasır üzerine uzanıp uyuya kaldı. O anda Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselama buyurdu ki: “Sevgili Peygamberimi çok üzdüm. Mübarek bedenini, nazik kalbini çok incittim. Bu halde, yine bana yalvarıyor. Benden başka, hiçbirşey düşünmüyor. Git! Habibimi getir! Cennetimi, Cehennemimi göster. O’na ve O’nu sevenlere hazırladığım ni’metleri görsün. O’na inanmıyanlara, hazırladığım azabları görsün. O’nu ben teselli edeceğim.” Cebrail aleyhisselam, gelip uyur halde görünce, uyandırmaya kıyamayıp, ayağının altını öptü. Peygamber efendimiz hemen uyanıp, Cebrail aleyhisselamı karşısında görünce, “Ey Cebrail kardeşim! Böyle vakitsiz niçin geldin. Yoksa bir hata mı ettim. Rabbimi gücendirdim mi? Bana acı haber mi getirdin? diye sordu. Hz. Cebrail: “Ey bütün yaratılmışların en üstünü, yaratanın sevgilisi, Peygamberlerin efendisi, iyilikler ve üstünlükler kaynağı olan şerefli Peygamber! Rabbin sana selam ediyor. Hiçbir Peygambere, hiç bir mahlukuna vermediği nimeti sana ihsan ediyor. Seni kendine davet ediyor. Lütfen kalk, buyur gidelim.” dedi. Bunun üzerine beraberce Kâbe yanına geldiler. Sonra Cennetten gelen Burak adındaki beyaz hayvana binip, bir anda Kudüs’te, Mescid-i Aksa’ya vardılar. Geçmiş Peygamberlerden bazıların ruhları insan şeklinde orada idi. Cemaatle namazdan sonra mescitten çıkıp bilinmeyen bir Mirac ile, bir anda, yedi kat gökleri geçtiler. Cebrail aleyhisselam, Sidre’de kaldı. Peygamber efendimiz, Cenneti, Cehennemi, sayısız şeyleri görüp, Refref adındaki bir Cennet yaygısı üstünde olarak Kürsi, Arş ve Ruh alemlerini geçip, bilinmeyen, anlaşılamıyan, anlatılamıyan şekilde, Allahü teâlânın dilediği yüksekliklere ulaştı. Mekansız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü teâlâyı gördü. Hiçbir mahlukun bilemiyeceği, anlıyamıyacağı nimetlere kavuşup, bir anda, Kudüs’e ve oradan Mekke-i mükerreme’ye Ümm-i Hani’nin evine geldi. Yattığı yer henüz soğumamış, leğendeki abdest suyunun hareketi durmamıştı. Peygamber efendimiz sabahleyin Kâbe yanında Miracını anlatınca, işiten müşrikler, inkâr edip, alay etmeğe başladılar. Müslüman olmağa niyetli olanlar vazgeçtiler. Müşrikler, hazret-i Ebu Bekr’e gidip durumu anlattılar. Hazret-i Ebu Bekr, “Eğer O söyledi ise, inandım. Bir anda gidip gelmiştir.” diyerek hemen Peygamber efendimizin yanına geldi. Yüksek sesle, “Ya Resulallah! Mi’racınız mübarek olsun! Allahü teâlâya sonsuz şükürler ederim ki, bizleri, senin gibi büyük Peygambere, hizmetçi yapmakla şereflendirdi. Parlıyan yüzünü görmekle, kalblerini alan, ruhları çeken tatlı sözlerini işitmekle ni’metlendirdi. Ya Resulallah! Senin her sözün doğrudur. İnandım. Canım sana feda olsun!” dedi. Resulullah efendimiz çok sevindi; bu samimi bağlılığından dolayı Ebu Bekr’e “Sıddîk” dedi. Bu adı almakla, bir kat daha yükseldi. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü oldu.


Miraç, Efendimiz'in (sav) mübarek cismaniyeti ile yaptığı ve netice itibariyle mucize olan kutlu bir seyahattır. Bu kutlu seyahat, O'nun için de bizim için de her zaman bir iftihar vesilesidir.

Daha önce, Rahmet Peygamberi'nin (sav) yolculuğu ölçüsünde ve seviyesinde, hiç kimseye böyle bir yolculuk müyesser olmamıştır. Evrensel bir nübüvvetle gönderilen Nebiler Serveri'nin (sav), bütün enbiya-i izamın cihetü'l-vahdetini cami olması itibariyle bu kutlu seyahatinde farklı farklı sema tabakalarında bulunan enbiyanın hemen hepsinin bulunduğu makamdan geçerek onlarla görüşmesi.. vb. gibi karakteristik bir çizgi takip etmesi yönüyle, böyle bir seyahat, hem bir ilktir, hem de son. Böyle olduğu içindir ki o, ayrı ayrı her sema kapısını çaldığında Hz. Cebrail, O'ndan evvel kimseye açmamakla emrolunduğunu söylemiş ve "Bu kapılar şimdiye kadar hiç kimseye açılmadı." demiştir.

Burada bahis mevzu edilen "gök kapısı", "açılma" ve "yol verme" gibi ifadeler, elbetteki bizim anladığımızdan farklı şeylerdir. Dolayısıyla Cebrail'in (as) gök kapılarını Efendimiz'e (sav) açmasını yukarıya doğru yükselirken karşılarına çıkan bazı kapıların açılması şeklinde anlamak avamca bir yaklaşımdır.

Evet, Hatemu'l-enbiya olan Efendimiz'den (sav) önce hiç kimseye açılmayan kapılar, ilk defa O'na açılmıştır. Buradan hareketle, o kapıların Nebiler Serveri'nden (sav) sonra da bazılarına açılabileceği söylenilebilir. Ne var ki burada akla, "acaba ümmet-i Muhammed diğer peygamberlerden daha mı faziletli ki, kapılar kimseye açılmadığı halde onlara açılıyor?" şeklinde bir soru gelebilir. Hemen şunu belirtmeliyim ki, peygamberin fazilet, üstünlük ve hususiyeti onun peygamberliğine mahsustur ve herkes kendi miracı ile diğerlerinden farklıdır; yani her peygamber; hissi, duyusu, anlayışı ve şuuru ile mazhar olduğu mertebenin eridir. Onun arkasındakiler ise bu yolculuğu velayet kanatları ile gerçekleştirirler. Önemli olan, bu kutlu seyahati, Hakk'la münasebet içinde ve halkla beraber bulunma esprisi içinde gerçekleştirmektir. İşte bu yönüyle, zatında diğer insanlar enbiya-ı izama müsavi olmadıkları gibi onların yolculukları da peygamberlerin yolculuklarına müsavi olamaz. Ne var ki, İmam-ı Gazali, Muhyiddin İbn Arabi, İmam-ı Rabbani ve Üstad Bediüzzaman gibi bazı yüce ruh ve selim fıtratların, Efendimiz'in (sav) açtığı kapıdan, onun arkasında yürüyerek hakikat-ı Ahmediye'nin zılline ve cüziyetine ulaşmaları mümkündür.


TUZSUZ DELI BEKIR KARDESIMIZIN SPACE INDEN SIZLERLE PAYLASMAK ICIN ALINMISTIR..YUREGINE SAGLIK DELI BEKIR..






>>>GÜNÜN SÖZÜ: >>> >>>Günümüzde insanlar her seyin fiyatini biliyor, fakat >>> >>>hiçbir seyin degerini bilmiyorlar. >>> >>>Oscar WILDE >>>


  



January 24 
KADIN
Kİ mi der ki kadın uzun kış gecelerinde yatmak içindir. Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir. Kimi der ki ayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir. Kimi der ki hamur yoğuran. Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal. O benim kollarım, bacaklarım. Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat arkadaşımdır.
Nazım HİKMET

BIR ARAP KIZI BU KADARMI GUZEL SARKI SOYLER..DINLEYIN VE SIZ KARAR VERIN!
NANCY AJRAM VE TUM CLIPLERI ICIN TIKLAYIN





SAMI YUSUF HAKKINDAKI HERSEY BURDA!!
CHAT SAYFASI,SON CLIP LERI,FOTOGRAFLARI VE DOWLOAND PARCALARI,
EKTE ISTEDIGINIZ KISMA TIKLAMAK VE GEZMEK SIZE KALMIS!!








 



         
       
   
 
 






 
 


 

GENCEBAY BİYOGRAFİ

4 Ağustos 1944 yılında Samsunda doğdu. Müziğe 6 yaşında Klasik
Batı Müzikçi Emin Tarakçı Hocadan keman ve mandolin dersleri alarak başladı. 7 yaşında Türk Müziğini ve bağlamayı kucakladı. 10 yaşında beste çalışmalarına başladı. 13 yaşında babasının teşvikiyle Türk Sanat Müziği ve tamburla tanıştı.
Samsundaki ve İstanbuldaki halk evleri, müzik cemiyetleri ve müzik derneklerinde çalıştı, kurucularından oldu. İstanbul Belediye Konservatuarına girdi ve icra heyetinde bulundu.
16 yaşından itibaren caz ve rock müziği ile ilgilendi. Batı nefesli sazlarından oluşan orkestralarda tenor saz çalarak görev yaptı.
20 ve 22 yaşlarında Ankara ve İstanbul Radyo Evi TRT sınavlarına girdi, üst düzeyde başarıyla kazandı. 1967 yılında İstanbul Radyo Evinde bir süre çalıştı ve ayrıldı.
1000 e yakın bestesi olan Orhan GENCEBAY, 400 e yakın bestesini kendi sesiyle seslendirdi.
90 a yakın filmde Müzik Direktörlüğü yaptı. 36 sinema filminde başrol oynadı, televizyon için diziler ve Show programları yaptı...
Orhan GENCEBAY a göre Türk Müziğinin daha zengin bir hale gelmesi için müziğimizin tüm geçmişi ve çeşitleriyle yeniden ele alınıp analiz edilmesi gerekiyordu. Türk Müziğinin buna ihtiyacı vardı ve bu analizi aslında müzik enstitüleri yapmalı, buradan çıkan sonuçlar akademik öğretiler olmalıydı.
Orhan GENCEBAY, bu düşünce ile müzikte kendine göre araştırmalar ve serbest çalışmalar yaptı. Bu yaptığı çalışmalara başkaları Arabesk ismini verdiyse de Orhan GENCEBAY, bu değerlendirmeyi yanlış diyerek kabul etmedi.
Orhan GENCEBAY a 1999 yılında Devlet Sanatçısı unvanı verildi. 1968 yılında kendi sesiyle yorumladığı ilk 45lik plaktan bugüne kadar yasal olarak yaklaşık 60 milyon plak ve kaset tirajı olan Orhan GENCEBAY ın yasal olmayan korsan yapımlarla beraber 150 milyon tirajı olduğu tahmin ediliyor.
Orhan GENCEBAY ın dokuz üniversite tarafından verilen uluslararası Montu Doktorası var. Orhan GENCEBAY ın bestelerinin her biri kaset ve plak satış rekorları kırarken, aynı zamanda başrolünü oynadığı sinema filmleri de hasılat rekorları kırmıştır.
GENCEBAY besteleri Akdeniz ülkelerinde, Orta Doğuda, Orta Asya da, Avrupa da Türklerin bulunduğu her yerde dinlenmiş ve adaptasyonları yapılmıştır. GENCEBAY hakkında 20ye yakın kitap yazılmış, ansiklopedilerde yer verilmiş ve bir çok üniversitede GENCEBAY la ilgili tezler hazırlanmış ve araştırmalar yapılmıştır.
Şu an Türkiye de internet üzerine en fazla web sayfası bulunan ve en çok ziyaret edilen sanatçıların başında gelmektedir

|
MUSALLA TAŞI --- 1967
1 - Musalla Taşı (Meyhaneci Sırdaşım) 2 - Vicdan Azabı 3 - Efkar Bastı Gönlümü 4 - Gönül Fırtınası 5 - Ben Sevdim De Ne Oldu 6 - Kabahat Seni Sevende 7 - Hor Görme Garibi 8 - Sevenler Mesut Olmaz 9 - Her Cefa Beni Buldu 10 - Başa Gelen Çekilirmiş
BATSIN BU DÜNYA --- 1974
1 - Batsın Bu Dünya 2 - Hayat Kavgası 3 - Benim Dünyam 4 - Ben Doğarken Ölmüşüm 5 - Sevmiyorum Deme 6 - Duyun Beni 7 - Bir Araya Gelemeyiz 8 - Dertler Benim Olsun 9 - Gönül 10 - Sen Hayatsın Ben Ömür
SARHOŞUN BİRİ --- 1976
1 - Seni Buldum Ya 2 - Bağrımda Bir Ateş 3 - Bunca Yıl Habersiz 4 - Beni Böyle Sev 5 - Boynu Bükük Sevgililer 6 - Sarhoşun Biri 7 - Yasamak Bu Değil 8 - Kader Diye Diye 9 - Nerede 10 - Sen De Bizdensin
YARABBİM --- 1978
1 - Yarabbim 2 - Çilekeş 3 - Doğan Bir Pişman 4 - Dalga Dalga 5 - Felekle Sohbet 6 - Aşk Değil 7 - Acı Göz Yaşlarım 8 - Bir Görüşte Aşık Oldum 9 - Öldürdün Beni 10 - Vaktinde Gel Sevgilim
BEN TOPRAKTAN BİR CANIM --- 1980
1 - Gitme 2 - Gurbet 3 - Vefasız Aşk 4 - Eyvah 5 - Hatıralar 6 - Ben Topraktan Bir Canım 7 - Ben Ne Yaptım 8 - Aşkta Cimrilik Olmaz 9 - Garip 10 - Güle Güle
BİR DAMLA MUTLULUK --- 1982
1 - Ziyankar 2 - Öyle Bir Aşk 3 - Doğan Bir Pişman 4 - Seveceksin 5 - Sende Seversin 6 - Bir Damla Mutluluk 7 - Bilmez İnsan Kadrini 8 - Gitme 9 - Bırakında Yaşayalım 10 - Bağlama Solo
DİL YARASI --- 1984
1 - Gitti De Gitti 2 - Dil Yarası 3 - Kahrolayım 4 - Anlatamam Ki 5 - Sen Sev Beni 6 - İlk Göz Ağrım 7 - Zulüm 8 - Sevecekmiş Gibisin 9 - Hangi Rüzgar 10 - İzin Ver Şu Gönlüne
CENNET GÖZLÜM --- 1987
1 - Dünya Dönüyor 2 - Canın Sağ Olsun 3 - Diyemedim Ki 4 - Kal Sağlıcakla 5 - Cennet Gözlüm 6 - Benim Değil 7 - Nerdesin Sevgilim 8 - Niye 9 - Ne Oldu Gülüm 10 - Dön
EMRİN OLUR --- 1988
1 - Emrin Olur 2 - Ne Olacaksa Olsun 3 - Asla 4 - Farkı Var (Küçüksün Yavrum) 5 - Tövbe 6 - Vur Da Öyle Git 7 - Allah'ın Emriyle 8 - Tekrar Doğda Gel 9 - Bir İçim Su Gibisin 10 - Sevme Gönlüm
UTAN / DOKUNMA --- 1990
1 - Utan 2 - Gölgeler 3 - Dilenci 4 - Aklımı Aldılar 5 - Bilseydim 6 - Dokunma 7 - Gözü Var 8 - Hadi Git 9 - Suç Değil 10 - Daha Ne Olsun
SENDE HAKLISIN --- 1992
1 - Tek Hece (...Aşk) 2 - Gücün Yeterse 3 - Kime Ne 4 - Sende Haklısın 5 - Hep O Yerdesin 6 - Yasak Resim 7 - İki Elin Kanda Olsa 8 - İlah Gözlerin 9 - Unutulmaz 10 - Resminle Ağladım 11 - Ayşen
GÖNÜL DOSTU --- 1995
1 - Neyi Değiştirdik Ki 2 - Yanar Yine Bu Yürek 3 - Bulunur 4 - Çakmak Çakmak Gözler 5 - Gidecek Yerim Olsaydı 6 - Gelin Birlik Olalım 7 - Almina 8 - Sadakan Olsun 9 - Sen Bilirsin 10 - Ne Çıkarsa Bahtına
CEVAP VER --- 1999
1 - Cevap Ver 2 - Deryada Bir Salım Yok 3 - Yakılacak Yara (İçtim) 4 - Sevda Borcun Var 5 - Eski Kavak Yelleri 6 - Sen Farklı Birisin 7 - Ayşe 8 - Giden Gelmez Yerine 9 - Sevenlere Saygı Kalmamış 10 - Kaçırcem Seni 11 - Kader Çıkmazı
KLASİKLER_1 --- 1998
KASET --- 1
1 - Batsın Bu Dünya 2 - Hatasız Kul Olmaz 3 - Bir Teselli Ver 4 - Yarabbim 5 - Meyhaneci (Musalla Taşı) 6 - Kır Gönlünün Zincirini 7 - Ümit Şarkısı 8 - Bunca Yıl Habersiz 9 - Beni Böyle Sev 10 - Kaderimin Oyunu 11 - Dertler Benim Olsun 12 - Yorgun Gözler
KASET --- 2
1 - Çilekeş 2 - Bir Görüşte Aşık Oldum 3 - Hor Görme Garibi 4 - Vazgeç Gönlüm 5 - Aşk Pınarı 6 - Sende Bizdensin 7 - Akşam Güneşi 8 - Dönmeyen Yıllar 9 - Benim Dünyam 10 - Kabahat Seni Sevende 11 - Ziyankar 12 - Bitecek Dertlerimiz |
|
| |
|
BİR TESELLİ VER --- 1968
1 - Bir Teselli Ver 2 - Sev Dedi Gözlerim 3 - Beni De Allah Yarattı 4 - Severek Ayrılalım 5 - Ümitsiz Aşk 6 - Aşk Pınarı 7 - Bağrıma Taş Bastım 8 - Yorgun Gözlerim 9 - Ben Eski Halimle Daha Mesuttum 10 - Kaderimin Oyunu
HATASIZ KUL OLMAZ --- 1975
1 - Hatasız Kul Olmaz 2 - Karaçalı 3 - En Büyük Sır 4 - Sevmenin Zamanı Yok 5 - Sev Dedi Gözlerim 6 - Akşam Güneşi 7 - Kimi Sarsın Ellerim 8 - Uğrunda Bir Ölmek Kaldı 9 - Aşkımızın Duası 10 - Aşk Pınarı
BENİM DERTLERİM --- 1977
1 - Zamansız Rüzgâr 2 - Zalimsin 3 - Seveceksin 4 - Tutuldu Ellerim 5 - Her Günüm Gamlı Geçer 6 - Kaderimi Çiziyorum 7 - Sevmek Ne Güzel 8 - Felekten Beter Vurdu 9 - Bir Zaman Ağlayıp 10 - Sen 11 - Bitecek Dertlerimiz
AŞKI BEN YARATMADIM --- 1979
1 - Zaman Akıp Gider 2 - Nereden Bileceksin 3 - En Büyük Dert 4 - Vazgeç Gönlüm 5 - Ne Geçti Ki Eline 6 - Kır Gönlünün Zincirini 7 - Yokluk 8 - Bulamadık Ki 9 - Kara Toprak 10 - Vaktinde Gel Sevgilim
KÖRDÜĞÜM --- 1981
1 - Kördüğüm 2 - Veda Edeceksen Et 3 - Dalga Dalga 4 - Vazgeç Gönlüm 5 - Ne Geçti Ki Eline 6 - Üç Günlük Dünya 7 - Dönmeyen Yıllar 8 - Yokluk 9 - Vaktinde Gel Sevgilim 10 - Felekle Sohbet
LEYLA İLE MECNUN --- 1983
1 - Al Senin Olsun 2 - Kolay Değil 3 - Allah Bizimledir 4 - Bir Yudum Mutluluk 5 - Beklemek İbadet Kalmak Zulümdür 6 - Leyla İle Mecnun 7 - Ziyankar 8 - Haberin Var Mı 9 - Öyle Bir Aşk 10 - Nazar Boncuğu
BENİ BİRAZ ANLASAYDIN --- 1986
1 - Farkında Mısın 2 - Beni Biraz Anlasaydın 3 - O Sen Miydin 4 - İkimizden Bir Kalmadı 5 - El Hatırına 6 - Elhamdülillah 7 - Bilmezsin O Felek 8 - Hem Çare Hem Dertsin 9 - Büyük Aşkımız 10 - En Büyük Duygu
AKMA GÖZLERİMDEN --- 1987
1 - Dünya Dönüyor 2 - O Benim 3 - Akma Gözlerimden 4 - Eyvallah 5 - Oldu Mu Yavrum Oldu Mu 6 - Giderim 7 - Zalimden Öte 8 - Ha Varsın Ha Yoksun 9 - Yıldız Falı 10 - Dünya Dünya
YA EVDE YOKSAN --- 1989
1 - Ya Evde Yoksan 2 - Seni Arıyorum 3 - Nazar Değmez 4 - Bahçevan 5 - Uyu Ey Gönlüm 6 - Gözüm Sende 7 - Hep Böyle Kal 8 - İç Benim İçin 9 - Değişmem Gerek 10 - Sev Gönlünce Yaşa
HASRET RÜZGARI --- 1991
1 - Hasret Rüzgarı 2 - Acaba Nerde 3 - Allah'ım Sen Beni Koru 4 - Ne Kaybederdin 5 - Güzelsin 6 - Nikriz Rüyası 7 - Mevsim Mevsim 8 - Gözüm Kesmiyor 9 - Sana Yakışmaz 10 - Yağmur Olsan 11 - Aşkımı Sakla 12 - Gönül Nikahı
YANLIZ DEĞİLSİN --- 1994
1 - Aklım Takıldı 2 - Al Hançeri 3 - Yalnız Değilsin 4 - Ayrılık Nikahı 5 - Gönülden Gönüle 6 - Nihavent Uvertür 7 - Çoban Kızı 8 - Gönül Dağı 9 - Bir Özürle Dil Aşınmaz 10 - Demedim Mi 11 - En Nihayet Bir İnsansın 12 - Gencebay Oryantal
KİRALIK DÜNYA --- 1996
1 - Bir De Sen Vurma 2 - Müsaaden Olursa Ben Gidiyorum 3 - Kiralık Dünya 4 - Küstüm Çiçeği 5 - Bakırköy'den Mektup Var 6 - Sevme Bensiz 7 - Sıra Sende 8 - Aşk Sensiz Olmaz 9 - Ne Değişti 10 - Çok Görme Bana
İDEAL AŞK --- 2002
1 - İdeal Aşk 2 - İdeal Aşk (Remix) 3 - İdeal Aşk (Enstrümantal) 4 - Batsın Bu Dünya (1975 Orijinal) 5 - Batsın Bu Dünya (Enstrümantal) 6 - Batsın Bu Dünya (Remix)
KLASİKLER_2 --- 2001
KASET --- 1
1 - Dil Yarası 2 - Bir Araya Gelemeyiz 3 - Bilmesin O Felek 4 - Dünya Dönüyor 5 - Yaşamak Bu Değil 6 - Tanrıya Feryat 7 - Ayşe 8 - Kahrolayım 9 - Dilenci 10 - Güle Güle 11 - Seni Buldum Ya 12 - Leyla İle Mecnun
KASET --- 2
1 - Ben Topraktan Bir Canım 2 - Sarhoşun Biri 3 - Ben Doğarken Ölmüşüm 4 - Gönül Fırtınası 5 - Felekle Sohbet 6 - Duyun Beni 7 - Ben O Zaman Ölürüm 8 - Bana Çok Mu Görüyorsun 9 - Sevenlerin Kaderi 10 - Zelzele 11 - Sevgilim Dinle 12 - Goca Dünya | |
YÜREKTEN OLSUN --- 2005
1 -------------------------------------------------............ Ben Kendim Bir Alemim ............-------------------------------------- 2 -------------------------------------------------............ Seven Affeder ............------------------------------------------------ 3 -------------------------------------------------............ Yürekten Olsun ............----------------------------------------------- 4 -------------------------------------------------............ Bozamazsın Beni Dünya ............------------------------------------- 5 -------------------------------------------------............ Kaz Mezarcı ............-------------------------------------------------- 6 -------------------------------------------------............ İdam Mahkumu ............---------------------------------------------- 7 -------------------------------------------------............ Hey Yabancı ............-------------------------------------------------- 8 -------------------------------------------------............Hep Böyle Kalalım ............-------------------------------------------- 9 -------------------------------------------------............Güloylom ............----------------------------------------------------- 10-------------------------------------------------............ Cana Doğru ............-------------------------------------------------- 11-------------------------------------------------............ İpek Böceği ............-------------------------------------------------- 12-------------------------------------------------............ Arıyorum ............----------------------------------------------------
|
BUNKLARI BİLİYOR MUYDUNUZ...? |
|
*Sevenlere Saygı Kalmamış'ı 18 yaşında bestelemiştir.Giden Gelmez Yerine'yi 27 yılda bitirmiştir...
*İlk profesyonel müzik çalışması 14 yaşındayken olmuş ve dönemin starı Muzaffer Akgün'e çalmıştır...
*İlk müzik aleti olan mandolini babası 17 liraya almıştır...
*Selami Şahin ilk plağın yaşında çıkarmıştır.Okuduğu parça Sabır Taşı'dır...
*Bir filminde Gemilerde Talim Var'ı söylemiştir.Bu bir bahriyeli türküsüdür.Gencebay'da bahriyelidir...
*Bir Teselli Ver'i Londra'da tanıdığı Maria isimli bir İspanyol güzeline yapmıştır...
*Gencebay Yürekten Olsun'da grup bağlamalar hariç tüm bağlamaları kendisi çalmıştır...
*Divan sazı arıyorum şarkısında kullanmıştır...
*İdam Mahkumu yıllar önce Ferdi Cleyn orkestrasınca yorumlanmıştır...
*Kendisini TRT'den uzaklaştıran baş aktörlerden biri rahmetli Nida Tüfekçi Hoca'dır.Nida Bey'le Gencebay çok sonraları kendisiyle Ragıp ustanın atölyesinde karşılaşmışlardır.Gencebay'a saz çaldırmışlar ve Nida Hoca kendisinden özür dilemiştir...
*Gencebay 66 yılında ülke çapında saz çalma imtihanında A.Sağ ve Çinuçen Tanrıkorur'la birlikte derece almışlardır...
*TRT’de sanatçı olmak için yapılan saz sınavlarına girmiş ve şimdiye kadar alınmış en yüksek puanı almıştır.Hala bu puanı alan kimse yoktur.Bu rekorpuan bir başkası tarafından kırılamamıştır.(Artık siz düşünün ne kadar iyi saz çaldığını)
*Gençliğinde Hasköy'de haftada bir toplanır ve çayırlıkta sabahlara kadar saz çalarlarmış.Çayır falan kalmadı tabi şimdi...
*A.Sağ'la zamanın da sayısız albümde beraber çalmışlardır...
*Ferdi Tayfur'un ilk albümünün yönetmenliğini yapmış ve bağlamaları çalmıştır.Albüm tutmamıştır...
*Hakkı Bulut'un ilk albümünün orkestrasyonunu yapmış ve Arif Sağ'la sazlarını çalmıştır.Albüm tutmamıştır...
*İ. Tatlıses'in ilk albümün de A. Sağ'la birlikte saz çalmıştır.Bu ikili Mahsun-i Şerife bile saz çalmışlardır...
*Cem Karaca'nın grubunun bir şarkısına bağlama çalmıştır...
*Kervan Plak 74-80 döneminin en büyük firmasıdır.Sezen Aksu bile burada çalışmıştır.En güzel albümlerini bu firmada çıkarmıştır...
*TRT'ye ilk çıkışı 66 senesinde Ankara Radyosu Saz Sanatçısı iken olmuştur...
*Yasaklardan sonra TRT'ye ilk çıktığı akşam (1985) minibüsler çalışmamıştır...
*Cemal Safi'nin söylediğine göre Gencebay'ın yaptıkları bir anlamda buz dağının görünen yüzüdür.Gerisini siz hesaplayın...
|
ResimLer güzeL Dimi ? sakın KOPYALA-YAPIŞTIR yapmayın haa... :))ALACAKSANIZDA ADIMI UNUTMAYIN!! January 23

HAYAT ADINA BİR OZET CAN YUCEL'DEN,ERTELEMEDEN HAYATI OKUYUN DERIM!!
>BİLMELİSİN Kİ ... >>> > > >>> > > Duvarda asılı diplomalar >>> > > insanı insan yapmaya yetmez. >>> > > >>> > > Bilmelisin ki ... >>> > > >>> > > Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, >>> > > anlam yükü o kadar azalır. >>> > > >>> > > Bilmelisin ki ... >>> > > >>> > > Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak >>> > > arasında, >>> > > çizginin nereden geçtiğini bulmak zor. >>> > > >>> > > Bilmelisin ki ... >>> > > >>> > > Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. >>> > > Gerçek aşkların da! >>> > > >>> > > Bilmelisin ki ... >>> > > >>> > > Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla >>> > > ilgisi yok, >>> > > ne tür deneyimler yaşadığınızla var. >>> > > >>> > > Bilmelisin ki ... >>> > > >>> > > Aile hep insanın yanında olmuyor. >>> > > Akrabanız olmayan insanlardan >>> > > ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. >>> > > Aile her zaman biyolojik değil. >>> > > >>> > > Bilmelisin ki ... >>> > > >>> > > Ne kadar yakın olursa olsunlar >>> > > en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. >>> > > Onları affetmek gerekir. >>> > > >>> > > Bilmelisin ki ... >>> > > >>> > > Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. >>> > > Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor. >>> > > >>> > > Bilmelisin ki ... >>> > > >>> > > Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın >>> > > dünya sizin için dönmesini durdurmuyor. >>> > > >>> > > Bilmelisin ki ... >>> > > >>> > > Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş >>> > > olabilir. >>> > > Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz. >>> > > >>> > > Bilmelisin ki ... >>> > > >>> > > İki kişi münakaşa ediyorsa, >>> > > bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. >>> > > Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez. >>> > > >>> > > Bilmelisin ki ... >>> > > >>> > > Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. >>> > > Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır. >>> > > >>> > > Bilmelisin ki ... >>> > > >>> > > Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, >>> > > pişmanlığın uzun yıllar sürüyor. >>> > > >>> > > *Can YÜCEL*
  




"AFİTAP-I HUSN-U HUBAN AKIBET EYLER UFUL"
"BEN MUHIBB-İ LAYEZDİM LAUHİBBÜL AFİLİN"
("GÜZELLİK YÜZLERİN,GÜZELLİK GÜNESİN SONUNDA BATAR,
BEN FANİ GÜZELLİKLERİ DEĞİL,BATMAYAN VE SONU OLMAYAN GÜZELİ SEVERİM.")
(ANONİM)
ADINI YAZMISSIM KALBIME SILMEYE KIMIN GUCU YETER SEVIYORUM SENI YASAKTA OLSA
AYIRMAYA KIMIN GUCU YETER AKLIMDAN CIKARTSALARDA KALBIMDEN CIKARMAYA KIMIN GUCU
YETER BE SOYLE BIRICIK BEBEGIM
  
COCUKLUMUZUN CIZGI FILMLERI ARASINDA BIR GEZINTIYE NEDERSINIZ?HEP BERABER NOJTALJI TURUNA CIKALIM...
YAKARİ : Allahım ne kadar eski ve iç bayıcı bir çizgiydi bu. İlkokuldaydım, her akşam köftemi yer, Yakari'yi seyreder, sonra da yatardım. O kadar sıkıcı olmasına rağmen herhalde geç yatayım diye izliyormuşum? Bir atı, bir de yakarikikuuu yukurikikuuu diye öte öte dolaşan bir kartalı vardı. Herşey ağırçekim gibiydi bu çizgide, fenalık basardı insana. Çabucak ta biterdi, gayet embesil bir şeydi, işte bir nesil bunu izleyerek uyudu. MUSTİ : Çarpık ağızlı ve de gömlekli bir kedi yavrusunun maceralarını anlatırdı bu çizgi dizi. Ben bunun daha çok Milliyet Kardeş dergisindeki çizgiromanlarını hatırlıyorum, sene 1984, ilkokuldayım. Musti'nin pek bir olayı yoktu, tintin dolaşır, kirpi kardeş, tavşan kardeş, sevgi böceği tadında takılırdı. En önemli özelliği kollarıyla bacaklarını soba borusu gibi tuhaf tuhaf oynatarak yürümesiydi, sonradan aynı özelliği Star Wars'ta C-3PO'da görecek, Musti'yi rahmetle yadedecektik.
JUMBO JET SET : Bu da sanırım Yakari ve Musti gibi "Uykudan Önce" programında yayınlanan çizgilerden biriydi, Jumbo isimli çok şeker bir yavru uçağın (?????) maceralarını anlatırdı. Çok ta gaza getirici bir şarkısı vardı, bu eleman uçarken aşağıdan koyunlar, öküzler Jumbooo diye bağırırdı, tabii ben de hemen gaza gelir söylerdim. İşte ben uzun yıllar Jumbooo Juumbooo diye bağıra bağıra dolandım ortalıkta. ATOM KARINCA : Atom karınca süper güçlü bir karıncaydı, kellesindeki antenler cızzztt bızztt yapar, bizimki Süpermen'i utancından ağlatacak şekilde uçar, kahramanlıklar yapardı. Vallaha babam bunu pek severdi, herhalde ben de babam Atom karınca seyrettiği için maruz kalmışım. Babam gelecek yıllarda "atom karınca geliyooor" diye bağırmaya devam etti.
DEĞERLİ : Yaramaz köpek Değerli'nin en önemli özelliği "kih kih kih" diye gülmesiydi. Babamın favori çizgi filmlerinin başında gelirdi.Bu pire torbası it ortalığın tozunu atar, sahibesi yaşlı teyze de hiç bir şeyin farkında olmadığından "aferim canım benim" diye Değerli'yi pohpohlardı. Sanırım bu teyze Tweety'deki yengeye ilham veren karakterdir, belki de kuzeni bilem olabilir. ARI MAYA : Annemin anlattığına göre ben Arı Maya izlerken o da yemeğimi ağzıma tıkarmış?? Ben bunu izlediğimi hiç hatırlamıyorum ama resimli bir kitabı bile varmış bende. Bu da böyle kız mı erkek mi bilinmez bir arıydı, en azından ben hiç bilemedim, böle pösteki gibi yekpare bir saçı, çizgili donu vardı, çiçekten çiçeğe uçardı. Sevgi ve de mutluluk böcüğüydü kendisi.
NİLS VE UÇANKAZ : Bu çizgi film, Voltron'la beraber pazar sabahı uyumamızı engelleyen çizgilerden biriydi. Nils diye tembel bir çocuk artık sihirle mi, büyüyle mi neyse parmak kadar kalıyor, anaa pipim de bamya kadar oldu diye utancından kimsenin yüzüne bakamayacağı için kazına atlayıp çiftlikten kaçıyordu. Kazın ayağı ise başkaydı sayın seyirciler, ahaahahaa, evcil kaz Morton göçmen kuşlarla uçmayı kafasına koymuştu, azimle sıçan taşı deler sözünü kanıtlarcasına kendini kasarak uçmayı becermiş,o günden sonra bamya Nils olarak hatırlanan kahramanımız da bunun boynuna atlayarak çiftliği terketmişti. Serinin devamında bunların maceralarını izlemiştik. TONTONLAR : İşte bu Tontonlar, benim hayatta ilk fanatiği olduğum çizgi filmdi. HOP HOP HOP, DEĞİŞ TONTON diyerek biçimden biçime giren, form değiştiren, hamur gibi yaratıklardı bunlar, belki de o yüzden sevmişimdir. Ne var ki benim için büyük utanç kaynağı oldular, çünküm bu tontonlar bitince saatlerce ağladığım, ortalığı ayağa kaldırdığım, yıllarca bütün aile toplantılarında anlatıldı. O kadar fanatikmişim ki, tontonlu yastığım bilem varmış. Sarısı vardı bunların yastığın üzerinde, şimdilerde Aymar'ın reklamında kullanılan yaratık ta bize tontonları anımsatmaktadır.
KALIMERO : Ama haksızlık bu öyle değil mi? Kafasında yarım kabuğuyla dolaşan ve her macerasında "ama haksızlık bu öyle değil mi?" diyen minik civciv Kalimero herkesin sevgilisiydi. Bizde bunu en çok annem beğenirdi, (yahu bizde ailecek bir çizgi film meselesi var ama dur çözecem ben bunu) Çok şirindi, biraz da safdildi yanlış hatırlamıyorsam. Pt pıt dolaşır, başına bin türlü bela açar, kabak başına patlayınca da "ama haksızlık bu öyle dii miiii" diye sızlanırdı. Bizim nesil bu yerden bitme sayesinde haksızlıklara karşı sesini yükseltmeyi öğrenmiştir. TAŞDEVRİ : Büyük küçük herkesin sevgilisi olmuş fenomen bir çizgi filmdi, sadece çocukluğumuzda değil, hiç durmadan tüm hayatım boyunca yayınlandı, ben ömrümce Fred Çakmaktaş'la Barni Moloztaş izledim. Özellikle Fred'i seslendiren Sezai Aydın'ın başarısı bu çizginin popülaritesini çok etkilemiştir. Bunlar taşdevrinde yaşayan ama hertürlü modern eşyalara sahip tiplerdi. Filin hortumundan duş alır, pelikan kuşunu elektrikli süpürge niyetine kullanırlardı. Özellikle Fred'in bovling oynarken parmaklarının üzerinde yürümesine ve kaynanasını görünce "aaannneecciiğimmm" demesine çok gülerdik.
HEIDI : Kara saçlı ve domates yanaklı bir kızdı, kırmızı gömleği, pembe eteği ve kocaman bir poposu vardı, bu Heidi ne zaman dağlardan bayırlardan yuvarlansa eteği kafasına geçer, biz de bunun kocaman beyaz donlarını seyrederdik. Donlarını fora eden ilk çizgi karakter herhalde buydu. Keçi çobanı Peter'le dağbaşlarına çıkar oynaşırdı. En dikkat çekici bir diğer özelliği de yamuk ağzıydı. Bu kızın ağzı yanağından açılırdı. O da inadına o yamuk yandan ağzıyla "büyüükkbabaaa, büyüükbabaa" diye çığlıklar atar, büyükbaba da sussun diye buna keçi peyniri kızartırdı. Ah o peynirden nasıl canım çekerdi anlatamam. Sonradan Heidi büyük şehire inerek Clara ile arkadaş olmayı da ihmal etmedi. Ama peynirsiz yaşayamayacağı için dağlara geri dönmüştü. ŞİRİNLER : Şirinler 3 elma boyunda, mavi renkli ve de kukuletalı bir grup yaratıktı. Mantarların dibinde bir köyde yaşarlardı, köy imamı da Şirin baba diye sakallı muhterem bir zattı. Bunun donuyla şapkası kırmızı idi. Ama o da diğerleri gibi üstsüz gezerdi. Sonradan köye çirkin bir kız gelmiş, Şirin baba büyüleriyle kızı Britney Spears'a çevirmiş, ismini de Şirine koymuştu, Şirine yüzünden bütün şirinler birbirine girmişti. Bunların gözlüklü bilgin şirini, şişko aşçı şirini, uykucu tembel şirini, adaleli güçlü şirini vardı. Ama en güzeli peşlerindeki hain Gargamel'di, kedisi Azman'la bu dırdırcı Şirinler'i yakalamaya çalışır, birtürlü beceremezdi. Gargamel yıllar sonra sanal alemde bizim kuşağın en çok tercih ettiği takma ad olmuştu.
PEMBE PANTER : Herkes ıslıkla Pembe Panter'in müziğini öttürürdü, kendisi bizim ailede kısaca Pembo diye bilinirdi çünkü babam pek severdi bunu, bi samimiyetimiz vardı yani, pembo aşağı pembo yukarı ahahaah. Sessiz sakin dolaşır, olayları çözer, kuyruğunu eline alır sallardı. Peter Sellers'in oynadığı Pembe Panter filmleri serisinden sonra popülaritesi tavana vurmuştu. BASTIR VİKİNG : Bir Viking kabilesini maceralarını anlatırdı. Bunlar boynuzlu şapkalar takar, HAYDİ YALLAH HOP HOP HOP, HAYDİ YALLAH HOP HOP HOP diyerek küreklere asılır, maceradan maceraya koşarlardı. Buradaki asıl hikaye kaptanın Vicki isimli küçük çocuğuydu, hünsa bir karakterdi, erselik yani, kız mı erkek mi ben hiç anlayamazdım. Bunun da aklına hep olayı çözecek fikirler gelirdi ama önce burnunu karıştırır sonra buldumm! diye bağırırdı. Bu çizgi film güzel Türkçe'mize tatak kelimesinin eklenmesine vesile olmuştur.
AYI YOGİ : Bir grup arkadaşını yanına alıp acayip bir gemi ile dolaşan, maceradan maceraya koşan bir ayı idi bu. Sürekli efeemm diye konuşur, başına bin türlü iş açar, panik içinde sağa sola koşuştururdu. Düpedüz salaktı. Yanındaki küçük Bobi mi Bobo mu, o daha zekiceydi. Ama benim için en güzeli hergün yediğim Ayı Yogi'li baldı, şimdi olsa da alsak keşke , o Ayı Yogi şişesindeki balın kokusunu bilem hatırlarım hala. LAZERYON : Pazar akşamları yayınlanırdı. Takaşi isimli bir Japon çocuğu bilgisayarında net üzerinden bir robot tasarlamış, sonra birden uzay üssünün hatlarında bir karışıklık olunca bu robot aynen imal edilmişti. O zamanlar bizde interneti bırak bilgisayar bile yoktu. Lazeryon işte bu robottu, Voltron'un ışın kılıcı varsa bunun da lazer topu vardı. Tasarımcısı bu oğlan olduğundan Takaşi'yi Lazeryon'un pilotu yapmışlardı. Yavrum paso düşman robotlarla savaşır ama sonunda mutlaka kazanırdı. Olivia diye bir kız arkadaşı vardı, sarışın güzel bir şey. Takaşi uzayda robotları pataklar ama okulda hep Olivia'dan kötek yerdi.
HE -MAN : İlkokuldayken okuldan koşarak gelir artık pazartesi günü mü neyse He-Man'i izlerdik. Öykü acayip tiplerle dolu bir galakside geçiyordu, kahramanımız lepiska saçlı Prens Adam oldukça pısırıkken sihirli kılıcını havaya kaldırıp GÖLGELERİN GÜCÜ ADINA, GÜÇ BENDE ARTIK deyip adaleli erkek He-Man'e dönüşür, iskeletor ve elemanlarıyla kapışırdı. Başı sıkışınca küçük cin Orko, General, General'in kızı Tila ve güzel Büyücü'den yardım alırdı. Her bölümün sonunda Orko uçarak ekranda belirir, bize o bölümden çıkartmamız gereken dersi anlatırdı. Ben bunun birsürü kartlarını falan toplamıştım uzun süre. He-Man'den sonra sıska tiplere İskeletora dönmüşsün demek moda olmuştu. SHE-RA : He-Man karakterinin kızkardeşiydi. Başka bir gezegende yaşıyordu çünkü bunları bebekken İskeletor bulmasın diye ayırmışlardı, o zamanlar Star Wars'ı henüz seyretmediğimizden anlamamış, yemiştik biz de bunu yeni bir hikaye diye! Bu hatun kılıcını kaldırır YÜCE RUHUN ADINA, ADIM ŞİİRAAA diye bağırır, birden tipi değişir, atının kanatları peydah olurdu. Bunun da çevresi gudik tiplerle doluydu, bazı maceralarında kardeşi He-Man gelir, kötüleri beraber pataklarlardı. He-Man kadar fenomen olamamıştı aramızda.

ROBOTEK : Eşi benzeri yapılmamış aşmış bir çizgidiziydi, hafta içi okul dönüşü izlerdik. Dünyayı uzaylılar istila etmiş, insanlar Robotek diye devasa bir gemiye iltica etmişlerdi, bu gemi alarm moduna geçtiği zaman katlanıp bükülerek robot haline gelir, uzaylılarla savaşırdı. Rick diye bir savaş pilotu, Minmey diye bir Çinli kız da vardı, bunlar aşk meşk yaşıyorlardı galiba, Minmey Çin restoranı açmıştı, yerel kıyafetler falan giyerdi. Müziği de muhteşemdi. Abimle izlerdik biz bunu, sonra da eski legolardan uzay gemileri yapmaya çalışır, uzay savaşları oynardık. VOLTRAN : İşte bir nesil bu Voltran yüzünden uykusuz kalmıştı, pazar sabahı erken kalkılır illaki Voltran seyredilirdi. Issız bir gezegene düşen bir grup pilotun maceralarını anlatırdı. Bu gezegenin güzel prensesi pilotlardan yer altındaki robot aslanları uçurmalarını rica etmiş, sonunda aslanlar biraraya gelerek , ben kolları oluşturuyorum, ben bacakları, ben de başşını oluşturuyorum, ve 3 kere VOLTRAN VOLTRAN VOLTRAN diyerek büyük robotu meydana getirmişti. Prensesi cariyesi yapmak isteyen yamuk tipli bir herifin çeşit çeşit robot canavarlarına karşı savaşır, illa biraz dayak yer, sonunda ışın kılıcı ile canavarı ikiye bölerlerdi, bu sıra da hiç değişmezdi. Bizim de kuzenlerle en sevdiğimiz oyundu. Allahtan prenses mavi aslanı kullanmaya başlamış ben de oyuna katılmıştım, çünkü aslan hakkı kutsaldı, kimse kimsenin aslanını alamazdı, yeşil aslan benim diyene, destur çek yeşil aslan Tolga'nın denirdi.
KAYIP DÜNYALAR : Muhteşem bir Fransız çizgi filmiydi, hafta içi mi, yoksam cumartesi mi yayınlanırdı hatırlamıyorum, çok etkileyici bir jenerik müziği vardı, Clementine'le beraber bize Fransızca sevgisi aşılayan ilk şarkılardandır. Bu çok acayip maceraydı, bir gezegenin katmanları arasında dolaşarak arzın merkezine, Arcadia kentine inmeye çalışan bir grup insanı anlatıyordu. Arcadia kelimesi beni büyüler, kafadan ata ata şarkısını söylerdim. Gayet karamsar, ciddi bir çizgi filmdi. ESTEBAN : Güney Amerika'da geçen çok zevkli bir çizgi filmdi. Esteban diye bir oğlan, yanında küçük bir kız ve yerli bir çocukla İnkaların altın şehrini arardı, bunlara yardımcı olan Mendoza diye bi de herif vardı. Bu kızla Esteban nihayet dillere destan altın kuşu bulmuşlar, boyunlarındaki yarım madalyonları takarak kuşu kaldırmışlardı efendim. Sonradan ne kuşlar kaldırdılar bilemem, bunlar kardeş mi çıktı, yoksam o kız, Mendoza'nın kızı mıydı, böyle çapraşık işler vardı. Küçücük çocukların beynini o zamanlardan yıkayıp pembe dizilere, Aliyelere hazırlıyorlardı yani.
ŞEKER KIZ CANDY : Bu çizgi film sonradan özel kanallarda sıkça yayınlansa da asıl popülaritesini TRT'de gösterildiğinde kazanmıştı. Çok eskiydi, seyrettiğimiz ilk kocaman gözlü, kabarık sarı saçlı, acı çeken kızlı japon çizgisiydi. En acıklı bölümünde Candy'nin sevgilisi Anthony attan düşüp beyin üzeri çakılarak Hakkın rahmetine kavuşmuş, Candycik "eentınii, eentiiniii" diye ağlamaktan helak olmuştu. Anneme sorsanız "ah çok ağladık Entıni'ye" diye hala hatırlamaktadır. Sonradan Candy orospu olmuş, bir sürü sevgili eskitmişti. Sonunu hiç izlemedim ben bunun. POLLYANNA : Bildiğimiz klasik romanın bolca melodram öğesi eklenerek uzatılmış güzel bir çizgi versiyonu idi. Bu yayınlanırken ben ilkokul sonda idim, kursa gittiğim için Pollyanna'yı kaçırır, üzülürdüm. Bazı bölümlerini teyzem videoya kaydedip bana izletmişti, nedense hastası olmuştum ben bu dizinin. Ama sonunu seyredememiştim. Onun yerine elli kere falan kitabını okumuştum.

ALİS HARİKALAR DİYARINDA : Bu da klasik öykünün güzel bir uyarlamasıydı, tavşanın peşinden koşan Alis acayip bir memlekete geliyor, türlü türlü maceralar yaşıyordu. Renkli, eğlenceli, çerez niyetine bir çizgi diziydi.
ŞEKERPEMBE : Ah Şekerpembe unutulmaz bir klasikti, TRT'nin Cumartesi'den Cumartesi'ye isimli kuşağında yayınlanırdı. Bunlar bir adada yaşardı, küçük bir oğlan, bir de bu oğlanın e'leri eze eze "şekerpiembee, şeikerpembee" diye ünlediği pespembe bir deniz dinozorunun maceralarını anlatırdı. Bunlara akıl veren gözlüklü, bilge bir yunus ta vardı, o da bir mağara da yaşıyordu, dinozor yüze yüze tam mağaraya gider, oğlan arkasından "şiekerrpieembee" diye başlardı. Duydum ki bu oğlan Brokeback dağına taşınmış büyüyünce, kovboy olmuş, o derece yani!
AYAKKABILAR : Eskiden TRT'de her Cumartesi sabahı yayınlanan çocuk kuşağında izlemiştik bunu sanırım. Ama ben ortaokuldayken de şarkısı pek meşhurdu, şu şu şu şuuu pipıılll die uzata uzata söylerdik, ne günlerdi!
ŞNORKELLER : Deniz altında yaşayan birgrup yaratığın maceralarını anlatırdı. Cumartesileri TRT'de yayınlanırdı. Her bölümün başında önce bu şnorkelleri keşfeden kaybolmuş bir kaptan mı ne varmış, onun hikayesi anlatılır, sonra kamera yavaş yavaş alçalır, suyun derinliklerindeki kahramanlarımızın maceraları başlardı. Çok eğlenceliydi. Mesela barları bile vardı, bi tane ahtapot davul çalardı, böyle matrak bir yerdi.
KÜÇÜK PRENSES SARA : TRT'nin Cumartesi kuşağında yayınladığı çok acıklı bir çizgi diziydi. Hindistan'da büyüyen Sara'yı babası Londra'da bir kız okuluna yazdırmış, sonra iflas ederk ölünce Sara da okulda hizmetçi olmuştu. Allahım ne çileler çekti, şımarık zengin kız Lavinia buna ayakkabılarını bile boyatmıştı. Ben bu dizinin hastasıydım ama her hafta seyredemezdim çünkü o zamanlar biz annemle cumartesileri ya Süheyla teyzeme ya da Selma teyzeme giderdik, ben çığlık çığlığa ağlasam da otobüse yetişmek için kös kös annemle çıkmak zorunda kalırdım. Birgün aslında Küçük Prenses'in meşhur bir çocuk kitabı olduğunu öğrendim, Allaaaa, annemle İstanbul'u altüst ettik, Cağaloğlu yokuşuna bile tırmandık, sonunda Beşiktaş'ta bulduk kitabı. Ben de Küçük prenses Sara'nın maceralarını defalarca okudum. ÇİÇEK KIZ LULU : Ben bunu çok severdim, Lulu isimli kız aslında Çiçek ülkesinin prensesi olduğunu öğrenmişti, ama ülkesini kurtarmak için Yedi Renkli Çiçek'i arayıp bulması gerekiyordu. Yanına kedisiyle köpeğini alıp dünyayı gezmeye başlamıştı. Bunun bir çiçek anahtarı vardı, bu anahtarı bir çiçeğe doğru açar LEY LUUU LEY LUU deyince hoop üzerindeki kıyafet değişirdi. Böylece her ortama uygun elbise giyebilirdi. Lulu'yu mavi entarili kötü bir kadınla, kadının uşağı olan kunduz cinsi bir yaratık kovalardı. Bu kız yedi renkli çiçeği bir türlü bulamamış, nihayet kös kös eve dönüp çiçeğin evin bahçesinde açtığını görmüştü. Sonunda çiçek ülkesine giderek Seli isimli oğlanla da işi pişirmişti. Her bölümün sonunda çiçek dilinde bilmemne şu anlama gelir diye bir çiçek tanıtılırdı.

CLEMENTINE : Her cumartesi TRT'de yayınlanırdı, muhteşem Fransızca bir jenerik şarkısı vardı. O günün çocukları arasında bugün ekol olmuş bir dizidir. Bu Clementine uçak kazası geçirip sakat kalmış bir kızcağızdı. Birgün buna kocaman bir küre içinde uça uça Hemera diye güzel bir cadı geliyordu. Sonra Clementine bu cadıyla dünyayı gezerek maceradan maceraya koşuyor, yürüyor, uçuyordu. Bu dizide çok korkunç ateşten adamlar vardı. Bir çizgiden umulmayacak kadar kanlı ve vahşiydiler, Clementine bunlara karşı savaşır, paçası sıkışıp korkudan altına ettiği anlarda Hemera uçan küresinin içinde gelir, Clementine'i alır götürürdü. Biz de kafadan ata ata şarkısını söylerdik. CİCİ KIZ GEORGIE : TRT'nin sarışın kızlı çizgilerinden biriydi. Bunun da özellikle sapık bir öyküsü vardı. Avustralyalı bir çiftçi nehir kenarında ölmek üzere olan bir kadın buluyor ve kadının kızı Georgie'yi evlat ediniyordu. Gelgelelim adamın 2 oğlu birden kıza aşık oluyorlardı. Georgie büyüyüp serpilince böyle saçları gözlerinin üzerine düşen bir İngiliz Lordu'na aşık olmuş, Londra'ya kaçmıştı, tabii bunun peşinden giden abisi hapse düşmüştü. Bu çizgidizinin tarihe geçen sahnesinde Georgie nehre düşerek donma tehlikesi geçirince, abisi bunu çırılçıplak soyarak kendi de soyunup üzerine yatmış, ten ısısıyla onu hayata döndürmüştü. Dizinin sonunda kızımız zengin ama hastalıklı oğlanı bırakıp fakir ama taş gibi eski abi Abel ile mercimek fırında yapmış, bir oğlan bilem doğurmuştu, gördüğümüz ilk sevişen çizgi karakter bu Georgie idi.
SEVİMLİ HAYALET CASPER : Bunun belli bir saati yoktu, her an karşınıza çıkabilirdi. Arkadaş bulmak için dolaşır, ama bunu her gören hayalet görmüşe döndüğü için kimseye yaklaşamazdı. Sonunda bir kahramanlık yaparak herkesin sevgi ve hayranlığını kazanırdı. Yıllar sonra sinema filmi bile yapılmıştı. JETGİLLER: Taşdevri'nin gelecek çağlarda geçen versiyonuydu, bunların da herşeyi egzantrik ve moderndi. Hizmetçileri robottandı, araba yerine uçan daireleri vardı doğal olarak. Bende fazla bir heyecan uyandırmazdı gelgelelim.
80 GÜNDE DEVRİALEM : Jules Verne'in meşhur romanının serbest bir uyarlamasıydı bu dizi, çünkü bütün karakterler kedi, aslan, puma çita ve sair kedigillerden oluşuyordu. Yalnız Phileas Fogg'un uşağını başka bir cinsten hayvan oynuyordu, Prenses Ouda bembeyaz Van kedisi gibi bir kediydi mesela. Öyküsü güzeldi ama o tam takım ful aksesuar giyinmiş centilmenin pantolonunun kıçından böyle sırma gibi bir kuyruk çıkıyor olması felaketti. 15, 16 yıl önce seyretmiştik biz bu diziyi, olasılıkla TRT'nin yazın yaptığı Tatil Ekranı kuşağında. RED KIT : Gelmiş geçmiş en hızlı silah çeken kovboydu, gölgesinden bile hızlı ateş eder, sürekli Joe, Jack, William ve Avarel Dalton kardeşlerin peşinden koşar, aptal köpek Rin Tin Tin'in başını beladan kurtarır, emektar atı Düldül ile muhabbet ederdi. Red Kit herkesin sevdiği bir klasikti, Milliyet gazetesi yıllarca bunun çizgi romanını vermişti. Red Kit her maceranın sonunda ortadan kaybolur, batan güneşe doğru atını sürerken, ben yalnız bir kovboyum diye şarkı söylerdi. Kıyafeti hep aynıydı, ama yıllar sonra sigara içmeyi bırakmış, onun yerine ağzında bir ot taşır olmuştu. Sarah Bernhard'la, Kalamiti Jane ile maceralar yaşamış, bir keresinde Nensi diye bir kızla nişanlanmıştı. Çinli çamaşırcı, akbaba cenaze levazımatçısı en sevilen tiplerdendi. Posta arabası şirketi Wells Fargo Co. sloganı Yolculukta Banko idi. Kızılderililer'le barış çubuğu içer, Papatya Kasabası'nı korur, posta arabalarına eşlik ederdi. Kusursuz adamdı. Aşıktım herhalde ben Red Kit'e.

TRANSFORMERS : Hayatımıza Star1 ile girmiş bir çizgi filmdi, özellikle oğlanlar daha çok severdi bunu. Çünkü araba ve kamyonlar hakkındaydı. Kahramanımız arabalar hızla giderken birden bükülüp katlanmaya başlar ve robota dönüşürlerdi. Sonra da bir güzel kötülerle dövüşürlerdi. Oyuncakları da heryeri kaplamıştı, epey popüler olmuştu. MY LITTLE PONY : Allahım, minik kanatlı, lüle lüle yeleli, kuyrukları kurdeleli beygirler oradan oraya uçuşur, biz de ağzımız açık seyrederdik. Bunların sonradan çılgın gibi oyuncakları çıkmıştı. Benim de bir tane pony silgim vardı, mor yeleli ... Sanırım bunların kraliçesi alnında boynuzu olan bir unicorn idi. Fakat bu dizinin ana fikri neydi hatırlayamıyorum.
NİNJA KAPLUMBAĞALAR : Türk gençliğine pizza sevgisi aşılayan çizgi filmdir. Bu dizide Japon Sensei Splinter, 4 tosbağası ile yeraltında saklanırken Shredder'ın mutasyon ışınlarına maruz kalıyor ve en son lağım faresine dokunduğu için fareye dönüşüyordu. Tospaalar da insana benziyorlardı. Splinter bunlara en sevdiği Rönesans sanatçılarının isimlerini takıyor ve Shredder'in üzerine salıyordu. Bunlar hep yeraltında lağımda yaşıyor ve sürekli ama sürekli pizza yiyorlardı. Bunlara yardım eden bir de televizyoncu kız vardı, April. Bu April'in sarı bir tulumu vardı ve başka hiçbirşey giymezdi. Severek izlerdik biz bu kaplumbağaları. DENVER SON DİNOZOR : San Fransisko'da mı Kaliforniya'da mı ne öyle bir memlekette geçerdi. Bir grup oğlan arka bahçeyi kazarken eşşek kadar bir yumurta bulmuşlar, yumurtadan dana kadar bir dinozor çıkmıştı, mavi gözlü sevimli dinoya, Denver adını takmışlar sonra da beraber alemlere akmışlardı. Bu Denver'a söfçü şortu ve güneş gözlüğü giydirip plaja götürürler, sörf yaptırırlar da kimse bunun dinozor olduğunu anlamazdı. Yıldız şeklinde Elton John gözlüklerini takıp rock n' roll bilem yapmıştı. Eğlenceli geliyordu o zaman bize. .

JUDY VE UZUNBACAK (DADDY LONG LEGS) : TRT'nin 1991 yılında yaz tatilinde yayınladığı çizgi filmlerden biri de Judy idi. Hayatımın çizgi filmiydi. Kahramanımız kimsesiz yetim bir kızdı. Birgün esrarengiz bir adam bunu Lincoln Lisesine yatılı olarak göndermişti. Kızımız hiç görmediği adama "Sevgili Uzunbacaklı Babam" diye mektuplar yazardı. Okulda oda arkadaşları Sallie ve Julia ile maceralar yaşardı. Yetim olduğunu gizlediği için hep korkular çeker, mutsuz olurdu. Nihayet Julia'nın zengin ve de yakışıklı amcası Jervis'e aşık olmuştu. Gelgelelim Sallie'nin abisi Jimmy de Judy'e aşıktı ama Jimmy'i seven kız Julia idi. Son sınıfa geçtikleri yaz Judy bir çiftlikte tatil yaparken Jervis çıka gelmiş gelmiş ve artık romantizm doruğa varmıştı. Allah ben bunları deli gibi seyrederdim, hergün bir bölüm veriliyordu, hiçbir yere gitmez, eve kapanır Judy ile Jervis'in aşkını izler, acaba uzunbacak baba kim diye bulmaya çalışırdım. Yaz tatili bittiği zaman hala seyretmediğimiz bölümler kalmıştı. Allahtan TRT tatil ekranını bitirse de Judy'i sonuna kadar yayınlamıştı. Ben de liseye yeni başlamıştım, koşarak eve gelir, heyecandan bayılacak gibi Judy'i izlerdim. Sonunda Judy okuldan mezun olurken yetim olduğunu cümle aleme ilan etmiş, zengin kocayı da kaparak ultra mega hiper mutlu sonla bize veda etmişti. Ben de 15 sene sonra bunun DVD'sini , romanlarını bulup getirttim Amerika'dan, kızlarla oturup Judy seyretme alemi bile yaptık, ohhhh!




|
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. |
|
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir. |
|
|
|
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda, Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda, |
|
İstiklal uğrunda, namus yolunda, Can veren Mehmed’in yattığı yerdir. |
|
|
|
Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, |
|
Mehmed’in düşmanı boğuldu sele, Mübarek kanını kattığı yerdir. |
|
|
|
Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin, Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin, |
|
Bir harbin sonunda, bütün milletin, Hürriyet zevkini tattığı yerdir. |
|
|
|
NECMETTİN HALİL ONAN |
|
|
|
ŞEHİTLER ABİDESİ İÇİN |
|
|
|
Gökkubbenin altında yatar, al kan içinde, |
|
Ey yolcu, şu toprak için can veren erler. |
|
Hakk'ın bu veli kulları taş türbeye girmez, |
|
Gufrana bürünmüş, yalınız Fatiha bekler. |
|
|
|
|
|
ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE
|
|
|
|
Su boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?En kesif orduların yükleniyor dördübeşi, |
|
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara' ya- |
|
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. |
|
Ne hayasızca tahassüd ki ufuklar kapalı!Nerde-gösterdiği vahşetle " bu, bir Avrupalı |
|
Dedirir- yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,Varsa gelip açılıp mahpesi, yahut kümesi |
|
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvam-i beşer, |
|
Kaynıyor kum gibi... mahşer mi, hakikat mahşer.Yedi iklimi cihanın duruyor karşısında |
|
Ostralya' yla beraber bakıyorsun: Kanada!Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk; |
|
Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk. |
|
Kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela...Hani, taunada züldür bu rezil istila! |
|
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-u asil, |
|
Ne kadar gözdesi mevcud ise hakkiyle sefil, |
|
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına. |
|
Maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz...Medeniyyet denilen kahpe, hakikat,yüzsüz. |
|
Sonra mel' undaki tahribe müvekkel esbab, |
|
Öyle müthiş ki: eder her biri bir mülkü harab.Öteden saikalar parçalıyor afakı; |
|
Beriden zelzeleler kaldırıyor a' makı;Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin: |
|
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. |
|
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam; |
|
Atılan her lağamın yaktığı yüzlerce adam. |
|
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; |
|
O ne müthiş tipidir: savrulur enkaz-i beşer... |
|
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak; |
|
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller, |
|
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, |
|
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.Top tüfekten daha sık, gülle yağanmermiler.. |
|
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler! |
|
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;Alınır kal' a mı göğsündeki kat kat iman? |
|
Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram? |
|
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.Sarılır, indirilir mevk-i müstahkemler, |
|
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-u beşer;Bu göğüslerse Huda' nin ebedi serhaddi; |
|
"O benim sun'-u bediim, onu çiğnetme! " dedi. |
|
Asım’ın nesli.diyordum ya.nesilmiş gerçek;İşte çiğnetmedi namusunu,çiğnetmeyecek |
|
Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... |
|
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor; |
|
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor! |
|
Ey, bu topraklar için toprağa düsmüs,asker!Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid' i |
|
Bedr' in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi... |
|
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?" |
|
Gömelim gel seni tarihe!"desem, sığmazsın. |
|
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitap..Seni ancak ebediyyetler eder istiab. |
|
"Bu, taşındır" diyerek Kabe' yi diksem başına; |
|
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; |
|
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle; |
|
Ebr-i nisani açık türbene çatsam da tavan,Yedi kandilli Süreyya' yı uzatsam oradan; |
|
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına, |
|
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına, |
|
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; |
|
Tüllenen mağbiri, akşamları,sarsam yarana.Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına. |
|
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini;Şark’ın en sevgili sultanı Selahaddin' i, |
|
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran..Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, |
|
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;Sen ki,ruhunla beraber gezer ecrami adin |
|
Sen ki, a'sara gömülsen taşacaksın...Heyhat!.. |
|
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... |
|
Ey sehid oğlu sehid, isteme benden makber,Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber.
|
| |
| Mehmed Akif Ersoy |
|
 
|
|
MEHMED AKİF ERSOY
         
GUZEL BIR ANININ PARCASI OLMAYA 2 DK GOZLRINIZ DOLU DOLU OKUMAYA NE DERSINIZ!!
>Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına >rasladık. Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu. > >- Merhaba nine > >Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle; > >- Merhaba dedi. > >- Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp, > >- Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi mi? > >Paşa gülümsedi. > >- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin >malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip >nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı. > >- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç >bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar
>bana >bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim. > >- Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni? > >- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da.... Benim iki oğlum >gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez >görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi >Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı >Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan >belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey. > >- Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü >sertleşti. > >- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim >vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin >mezarlarını >onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi >istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun >sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol >paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen >efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı >bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok >duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek, > >- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, >benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum >anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni >buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor. > >Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere >fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi >de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul >gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın >ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket >çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e >uzattı; > >- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana >hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm. > >Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. > >Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi; > >"Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. >Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun." > >Alıntıdır
 |






Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Ç´e" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.

|
igzas xvala ulun sk´idamuşi va meçu şuri him gurimuşi iucu moxt´i u3´u himus gema, zuğa do abja iduşunu vida va moxelu ham kiana ma bzirareyi p´eya a dixa dixo-3´unate na dolovincirare a lett´a vidikoyi p´eya p´etraşa doviyik´oyi p´eya lett´acari
|
|
yürüyor yalnız gidiyor hayatı vermedi can, ona kalbini dinledi gel dedi, ona dağ, deniz ve nehir düşündü gideyim mutlu etmedi bu dünya beni bulacakmıyım acaba bir yer ağrısız içine yatacağım bir toprak gitsem mi acaba petra'ya olsam mı acaba toprağa yem
|
Biliyoruz Bir yıldız yağmuruna tutulacağız Toprak çökecek Başımız dönecek, arkamızda seni bulacağız "Hayde" diyeceksin Ernesto gibi Gidelim Yıldızların çok olduğu Bir gökyüzü altına ...

|
BoRn: oCToBeR 17th 1972 Who Is He u aSK: The BiGGeST, The beST TurKish SinGeR TheRe iS he iS alsO the hoTTesT PeRsoN aLive....YuM!!! FuLL NaMe : TaRKan TeVeToGLu HoW DiD iT aLL BeGin?: aT the age of 14 TaRkan & hiS faMiLy WerE liVing iN GeRMaNy TheN TheY MoVeD baCk 2 TuRkeY, aT the aGe Of 16 taRkaN WaS siNGinG aT BaRs in IsTaNBuL heiGhT : 1.74 Metres HoBBieS : PaiNTinG, SPoRT, LiTeRaTurE aND MuSIc TaRkan Is aN aRTist wHo HaS SoLD The MoST aLbuMs in EuRoPe. He is... SeXY, eXotiC, HoT, He iS UNiQue HiS STyLe: MiDDLe EaSTeRN RyTHeMs aND ModeRn TouCH oF poP, Rock aNd DaNce He is TURKeYs Most FaMoUs StaR His soNgs u might Have HeaRd : $IMaRIk aKa KiSS KiSS YaKaLaRSaM MuaHHHHHH My faVe soNg : iKimiZin YeRiNe I LUv TaRKaN LisTen To HiS SoNgs coZ TheRe aLL EXCELLEnT
For More Pics CheCk My photo albuM TheRes PLenTy To Go RounD ;-) |
JONTURLUVAZ ARKADASIMIZDAN ESINTILER YUREGINE SAGLIK KIBRISIN GUZEL KIZI:))
|
|
|
TuRKisH WoRds
KIZMAK - to be angry öPMeK - to kiss üzüLMeK - to be sad :-( Ko$MaK - to run YüRüMeK - to walk dü$MeK - to fall oTuRMaK - to sit oYNaMaK - to play GiTMeK - to go KaLMaK - to stay BeKLeMeK - to wait SoRMaK - to ask BağIRMaK - to scream and yell eMReTMeK to order / give orders kaLKMaK to get up DuRMaK - to stop KoNu$MaK - to speak SuSmaK - to be silent / stop talking YemeK to eat aNLaMaK - to understand aNLaMaMaK - to not understand $a$IrMaK - to be shocked and suprised uNuTMaK - to forget HaTIRLaMaK - to remember öğReNMeK - to learn uTaNMaK - to be embarrassed SeVMeK - to love duYMaK - to hear KoKLaMaK - to smell BIRaKMaK - to leave something MuTLu oLMaK to be happy :-) ağLaMaK - to cry :-( NeFreT ETmeK - to hate SaRILmaK - to hug :-) uyuMaK - to sleep uYaNMaK - to wake up KaBuL EtMeK - to accept |
AKSAMLARI EVDE NE YAPIYORSUNUZ?
Dümdüz bir soru size: Akşamları evde ne yapıyorsunuz?
Koltuğa uzanıp, hiç tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle, hiç tanımadığınız Amerikalı haydutları mı kovalıyorsunuz?
Yoksa yerli dizilere kaptırıp hiç bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatları mı seyrediyoruz?
Dört saat televizyon seyretmenin sekiz saat çalışmak kadar beyni yorduğunu biliyor musunuz?
İki türlü hayat var: 1. Yaşanan hayat, 2. Seyredilen hayat,
Akşamlarınız televizyona kilitliyse, bilin ki,
Hayatı sadece seyrediyorsunuz!
Akşamları evde ne yapıyorsunuz? Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?
"Pek çoğu gibi biz de çekirdek çıtlatıp saatlerce televizyon izliyoruz" diyorsanız, durup bir düşünün lütfen;
dünyaya birkaç kez daha geleceğinize mi inanıyorsunuz?
Böyle bir şey olsaydı, şimdiki hayatımızın bir bölümünü ziyan etmek şimdiki kadar acı sonuçlar doğurmayabilirdi belki. Ne çare ki sadece bir hayatımız var. Bu da maalesef, çok kısa.Ortalama altmış yılın yirmi yılı uykuda geçiyor.
Kalan kırk yılın yirmi yılı çocukluk, eğitim, vesaire...
Son yirmi yılı da ziyan edersek, bize yaşanacak bir şey kalmaz.
Akşamlarınızı sadece televizyona veriyorsanız,sayılı nefeslerinizden bir bölümünü çöpe atıyorsunuz demektir!
Çünkü televizyon izleyen kişi hayatta değildir, zira hiçbir şey yapmamakta, hiçbir değer üretmemektedir; bu da bir anlamda yaşamamak sayılır.
Ne mi yapmalı?..
1. Ailece kitap okuyun, sohbet edin: Nasıl tanıştığınızı, ilk nerede görüştüğünüzü, sıkılıp sıkılmadığınızı, nerede nasıl evlendiğinizi, nikâh şahitlerinizi,düğününüzü anlatın çocuklarınıza, onları hem dinleyin, hem de okumaya çalışın.
2. Gezin: Gezmek için ille de bir maksat olması gerekmez, en büyük maksat hayatı paylaşmaktır. Yakınsanız deniz kenarına inin, ayaklarınızı denize sokun ve becerebiliyorsanız taş sektirme yarışına girin. Sonra da güneşin pembe gülücükler saçarak batmasını seyredin. (İnanın televizyon seyretmekten çok daha keyifli ve dinlendiricidir) Ormanda hep birlikte yürüyün, ağaçlara isim takın, yol boyu açan çiçekleri sevin ve çocuklarınıza bunlarla sevmeyi öğretin. (Ama bilin ki hayat öğrenmek ve öğretmekten ibaret değildir. Dinlenmek, eğlenmek gibi olgular da hayatın bir parçasıdır) Çocuklarınızla ilişkilerinizde asla öğretmen tavrı takınmayın. Onlarla arkadaşlık etmek dünyanın en keyifli işidir.
3. Akraba ve komşularla ilgi bağı kurun: Onlara ya gidin, ya da onları size davet edin. Sohbetiniz televizyonsuz olsun ki tadı çıksın. Birbirinizi gerçekten tanımaya çalışın. Bilirsiniz, "Komşu komşunun külüne muhtaçtır."
4. Kültürel ve sanatsal etkinliklere katılın. (Konferans, seminer, sergi, doğru sinema ve tiyatro) Hayatınızı biraz olsun renklendirecek başka şeyler de bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin. Bir şeyi çok isterseniz, Allah sebebini halk eder ve çok istediğiniz şeye ulaşırsınız. "Olmaz ki" diyedüşünüp taleplerinizi ertelerseniz,hiçbir yere ulaşamazsınız.
Aile bağlarının güçlenmesi, paylaşacak şeylerin çokluğuyla mümkündür. Ne kadar çok şey paylaşırsanız aileniz o kadar güçlenecek, o kadar diri duracak ve mutlu olacaktır.
Hatıra defterine televizyon dizilerini yazamazsınız. Oraya ancak yaşadıklarınızı yazabilirsiniz. Her gün bir şeyler yaşamalı ve bunları deftere geçirerek geleceğe tarih düşürmelisiniz.
Bugün öyle bir hayat yaşayın ki, yarına da kalsın. Torunlarınıza filan anlatacaklarınız olsun.
Ayrıca unutmayın ki ; Hayatı biriktiremezsiniz; ya her anını yaşayacaksınız,ya da ziyan edeceksiniz.
ISTE BILMEDIKLERIMIZ EN'LER KOSESI
Dünya'ya en yakın yıldız
Dünya'ya en yakın yıldız güneş'tir.
Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.
Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika'dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya'nın ishigaki Adası'nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.
Acık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
Sahra çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.
Başkan John F. Kennedy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi.
Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.
Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.1878 yılının şubat ayında Connecticut New Haven'da yayımlanmıştı.
Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.
Ünlü çizgi film kahramanı Temel Reis, 1919 yılında Elzie Crisler Segar tarafından yaratıldı.
İlk çamaşır makinesi 1907 yılında Hurley Machine Co. tarafından pazarlandı.
Dünya'ya en yakın yıldız güneş'tir.
GERCEK YASANMIS BIR OLAYDIR..
Zeki Muren den gercekten zekice cevap..
80'lerin basi, askeri yonetim zamani. bir gazeteci Zeki Muren'e sorar"
"Efendim size neden pasa diyorlar, biliyor musunuz acaba?"
Zeki Muren katila katila gulerek cevap verir: "Ankara'dakilere ibne
diyemedikleri icindir herhalde!"
>Petrol şeyhinin biri, üniversitede okuması için oğlunu İstanbul'a gönderir. >Çocuk ilk devreyi başarıyla bitirdikten sonra notlar değişmeye ve çocuk >hafiften serserileşmeye başlar. >İşin kötüsü, memleketten çocuğa gönderilen avuç dolusu paralar da artık >yetmemektedir! >Şeyhimiz oğlunu kontrol etmek için adamlarından birini İstanbul'a gönderir. >Adam İstanbul'a gelince bir de ne görsün? Şeyhin okusun diye gönderdiği >oğul okulu bırakmış, kendini >karıya kıza vurmuştur. Uzun aramalardan sonra çocuk Boğaz kenarında >salaş bir meyhanede bulunur. >-"Ya seydi, bu ne kepazeliktir! Baban seni merak eder! Kalk gidiyoruz >Arabistan'a!" >Çocuk: >-"Ayva seydi" der, "Ama önce bir otur da şu manzaraya bir bak..." >Şeyhin adamı "Bunda ne kötülük olabilir ki" diye düşünür ve masaya oturur. >Sandalcılar çaparilerini sallamakta, arkadaki tepelerin ardında batan >kıpkırmızı güneş, Boğaz'ı kırmızının >tonlarına boyamaktadır. Manzarayı seyrederken, garsonun getirdiği >kavundan bir tane ağzına atar. >Ardından peynirin de tadına bakılır. Eh eşek değiliz ya, şu aslan sütü >denen meretin de bir tadına bakalım >derken orada ipler kopar. >Şeyhin oğlu ve Boğaz tarafından ayartılan adam, yorgun ve akşamdan >kalma oldugu anlasilan bir sesle, >15 gün sonra, efendisini arar: >-"Ya seydi, Veled mazbut velâkin memleket puşt!"
Baha KULEYİNOĞLU Production Engineer
> >>>> Temel bir gün hacca gitmeye karar verir. Karısı Fadime'ye gelir "hakkını helal et ben hacca gidiyorum" der.
Fadime de "bir şartla der beni de götürürsen". Temel ikna edemez Fadimeyi tamam gel, o zaman annelerimizle helalleşelim" der. > >>>> > >>>> > >>>>Temel'in annesine giderler "anne hakkını helal et biz hacca gidiyoruz" der. > >>>> > >>>> > >>>>Annesi de "bir şartla der beni de götürsen". > >>>> > >>>>Temel onu da ikna edemez tamam" der. > >>>> > >>>> > >>>>Hep birlikte Fadime'nin annesine giderler. "hakkını helal et biz hacca gidiyoruz" der. Kayınvalide aynı şekilde "Bir şartla beni götürürsen" der. > >>>> > >>>> > >>>>Temel çaresiz üçünü de alıp hacca gider. > >>>> > >>>> > >>>>Haccın gereklerini yerine getirirler. dönecekleri gün >herkes son ibadetlerini ve tövbelerini yapmak için odalara geçer. Temel odasına giderken annesinin tövbesini duyar. "Allahım beni affet > >>>> > >>>>Temel'in babasını 4 kez aldattım". > >>>> > >>>>Temel inanmıyorum diyerek odasına doğru yürür. ikinci odada > >>>>kayınvalidesinin tövbesini duyar "Allahım beni affet >Fadime'nin babasını 8 kez aldattım". > >>>> > >>>>Temel duyduklarına inanamaz. > >>>> > >>>>Son odada Fadime'nin töbesini duyar "Allahım beni affet > >>>> > >>>>Temel'i 1 kez aldattım". > >>>> > >>>> > >>>>Temel büyük bir şok içerisinde odasına kapanır dizlerinin üstüne çökerek > >>>> > >>>>başlar tövbe etmeye: Allahım sen onları boşver esas beni affet senin huzuruna >bu kadar orospuyu getirdiğim için..
BİR DELİNİN MAL BEYANI
>>>>>>>1- Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen >>>>>>> >>>>>>>2- Gökyüzünde bi bulut >>>>>>> >>>>>>>3- Bitlis' te beş minare >>>>>>> >>>>>>>4- Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili >>>>>>> >>>>>>>5- Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri >>>>>>>yaslanıp sigara >>>>>>> >>>>>>>içilen beyaz duvarı >>>>>>> >>>>>>>6- Islıkla da çalınabilen dört anonim >>>>>türkü >>>>>>> >>>>>>>7- Palandökende bir palan, iki döken >>>>>>> >>>>>>>8- Kastamonu' da üç kasto >>>>>>> >>>>>>>9- Üç adet fay hattı >>>>>>> >>>>>>>10- Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma >>>>>>> >>>>>>>11- Dünyada mekan >>>>>>> >>>>>>>12- Ahirette iman >>>>>>> >>>>>>>13- Denizde kum >>>>>>> >>>>>>>14- Uzayda yerçekimsizlik >>>>>>> >>>>>>>15- Bi çuval gazoz kapağı >>>>>>> >>>>>>>16- Bi kiprit kutusu sigara izmariti >>>>>>> >>>>>>>17- On sekiz saç biti >>>>>>> >>>>>>>18- Biri İngilizce 6 adet küfür >>>>>>> >>>>>>>19- Yirmi tane boş naylon poşet >>>>>>> >>>>>>>20- Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht >>>>>>> >>>>>>>21- Bi sürü saç sakal, kıl,tüy,yün >>>>>>> >>>>>>>22- Uç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı >>>>> >>>>>>>bank >>>>>>> >>>>>>>23- Bi ayakkabı çekeceği >>>>>>> >>>>>>>24- İki büyük taş kütlesi >>>>>>> >>>>>>>25- Bir adet ağaç gölgesi >>>>>>> >>>>>>>26- Üç kuş kanadı sesi >>>>>>> >>>>>>>27- Bi sürü kedi köpek >>>>>>> >>>>>>>28- Bi marmara denizi >>>>>>> >>>>>>>30- Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu >>>>>>> >>>>>>>31- Calıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili >>>>>>> >>>>>>>32- Nakit 15 lira >>>>>>> >>>>>>>33- Yarısı yaşanmış bi ömür
>> >EVLILIKTE PAYLASMAK
>Soğuk bir kış aksamı, MacDonalds' in kapısından >>içeri yaşlı bir >amcayla teyze girmişler, bir masaya oturmuşlar. >Derken amca, kasaya gidip 1 hamburger, 1 büyük boy patates ve bir >büyük Cola almış. >Elinde tepsiyle masaya dönmüş, hamburgeri ikiye bölerek yarısını >> >teyzenin önüne koymuş, sonra bütün patatesleri tek tek sayarak >> >onların da yarısını teyzeye vermiş, sonra Cola kutusunu da ortaya koymuş, önce bir yudum kendisi içiyor sonra da teyze bir yudum alıyormuş. >Herkes "ne tatlılar, iki tonton buraya gelmişler, bir >>kişilik yemeği >ikisi yiyorlar zavallıcıklar" diye onları izliyormuş. >> >Derken bir de bakmışlar ki teyzenin önünde hamburgerle, patatesler olduğu gibi duruyor, kocasının afiyetle yemek yiyişini seyrediyor, >> >> >arada bir de Cola'dan bir yudum alıyormuş. >Sonunda orda çalışanlardan >>biri dayanamamış, yanlarına gitmiş; >"affedersiniz, ben sizi izlemekten kendimi alamadım lütfen izin >verin size bir menü kendim ısmarlayayım." >> >Yaşlı amca; "tesekkur ederiz ama biz halimizden memnunuz. 60 yıldır evliyiz ve her şeyimizi iste böyle paylaşırız" demiş. >Bunun üzerine >>genç adam teyzeye dönmüş; "peki ama teyzeciğim, siz >neden hamburgerinizi, patateslerinizi yemiyorsunuz, neyi >bekliyorsunuz?.. >" Yaşlı teyze yanıt vermiş; >>> >>> >>> >>> >>> >>>"DİŞLERİ !.." > > >NOT: EVET BENCE DE PAYLAŞMAK FEDAKARLIKTIR
|

> YÜREKLERİYLE KONUŞAN, GÖZLERİYLE GÜLEN KADINLAR . . . > > Bir kadını tanımak... Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük > şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal > kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları, > kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri, küçük > yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya > çalışan kadınları tanımak... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, > bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya > soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir > yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin > ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir > anlayabilmek icin belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever, > sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları > bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra'da çöl fırtınası > koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır > kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Bir kadını > sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın > sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden > daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı... > Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte > çoğalacaklarını bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle başlar her şey > ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün > maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar.? Hem yaman > bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk > yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını > tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir > kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu > gülüşlere teslim olur. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir > kadını tanımakla tanık olunur tutkuların gücüne. Göze alandır kadın. > Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık > beklememeyi... Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya > bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... > Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi... > Şimdi bir düşünün, kaç kadını değil bir kadını tanıyabildiniz mi > bu güne değin??? Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise > yaşadığı günü armağan etti, kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları > icin huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için > anlayışsız olurlar.
>>KADINLAR NE İSTER ? >> >>>>Yapilan bir savasta ünlü kral Arthur maalesef >>>>esir düser. Karsi tarafin krali bu büyük sahsi >>>>affedebilecegini ancak bir sarti oldugunu öne sürer. >>>>Kendisine bir soru soracaktir. Eger Arthur bu soruya >>>>dogru cevap verebilirse hayati kurtulacak aksi taktirde >>>>ölecektir. Soruya cevap verebilmesi için bir yil süresi vardir. >>>> >>>>Soru aynen söyledir:"Kadinlar ne isterler?" >>>> >>>>Bu soru tabi ki dünyanin en zor sorusu; ancak >>>>kralin fazla bir tercih sansi yoktur,ülkesine geri döner. >>>>Türlü alimlere, bilirkisilere danisir. Ama soruya tam >>>>bir dogru yanit bulamaz. >>>> >>>>Bu sorunun cevabini sadece yasli bir cadi >>>>bilmektedir.Artik en son gün gelmistir ve Arthur mecburen cadiya >>>>gider. Cadi soruya >>>>cevap vermeyi kabul eder ancak bir sarti >>>>vardir. Cadi cevap karsiliginda Arthur'un yakin arkadasi, en iyi >>>>ve yakisikli sovalyesiyle evlenmek istemektedir. >>>> >>>>Arthur yikilir ve bunu kabul edemeyecegini söyler.Cadinin >>>>yanindan ayrilir. Sovalye olanlari duyar ve krala >>>>kosup, hiç birseyin kralın hayatindan daha önemli olamayacagini >>>>söyler ve cadidan cevabi alirlar. >>>>"Kadinlar her zaman kendi özgür iradeleri ile karar almak isterler." >> >>>>Evet kesinlikle dogru olan bu cevap sayesinde kralin >>>>hayati kurtulur. Ancak sovalyenin hayati sönmüstür. Cadi >>>>dünyanin en çirkin görünüslü mahlukatidir.Yemek yerken >>>>kusar,tükürür ve her türlü >>>>olumsuz davranisi gösterir. Sovalyeyle >>>>evlenme gününde bile igrenç davranislar göstermistir. >>>> >>>>Nihayet sovalye için en kötü an yani gerdek gecesi gelir. >>>>Ancaaaaak,odaya girdiginde karsisinda cadi yerine >>>>dünyanin en güzel kadinini görür. Acayip sasirir ve sorar: "Sen kimsin?" >>>>Kadin cevap verir: "Ben evlendigin cadiyim. Ancak gündüzleri >>>>Son derece çirkinken geceleri çok güzel olurum.Ya da >>>>gündüzleri son derece güzel ve geceleri çok çirkin olurum. Nasil >>>>gözükecegime sen karar vereceksin." >>>> >>>>Sovalye çok kisa bir süre düsünür. Geceleri mükemmel bir sevgili mi >>>>yoksa gündüzleri esiyle beraber kazanacagi sayginlik mi? >>>>Ve söyle cevap verir: >>>> >>>> Nasil olmak istedigine sen karar ver lütfen.Ben senin her haline karsi >>>>saygiliyim." >>>> >>>>Cadi bu karar karsisinda çok sevinir."Sen bana seçme >>>>özgürlügümü verdin ve beni kisitlamadin sovalyem. Bu yüzden ömür boyu >>>>yaninda güzel ve saygili biri olarak gözükecegim. >>>> " Pekiii,buradan çikartacagimiz sonuç ne? >>>>Biraz dusunun !.... >>>>Düsünün biraz daha düsünün !......... >>BÜTÜN KADINLAR CADIDIR!.....;) > yok canım hepsi değil :))))))
ISTE GUZEL BIR HIKAYE..OKUYUN SIZDE HAK VERECEKSINIZ.. > >>Çin'de bir adam, her gün boynuna dayadigi kalin sopanin iki ucuna asili >>testilerle dereden su tasirmis evine.. Bu testilerden birinin yan kisminda >>çatlak varmis... >>Digeri ise hiç kusursuz ve çatlaksizmis ve her seferinde bu kusursuz testi >>adamin doldurdugu suyun tümünü tasir, ulastirirmis eve.. Ama her zaman >>boynunda tasidigi testilerden çatlak olani eve yari dolu olarak varirmis.
>>iki sene her gün bu sekilde geçmis. Adam her iki testiyi suyla doldurmus >>ama evine vardiginda sadece 1,5 testi su kalirmis... >>Tabi ki kusursuz, çatlaksiz testi vazifesini mükemmel yaptigi için çok >>gururlaniyormus... >>Fakat zavalli çatlagi olan kusurlu testi, çok utaniyormus. Doldurulan >>suyun sadece yarisini eve ulastirabildigi için de çok üzülüyormus.. >>İki yilin sonunda bir gün, görevini yapamadigini düsünen çatlak testi, >>irmak kenarinda adama söyle demis: "Kendimden utaniyorum. su yanimdaki >>çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akip gidiyor.." >>Adam gülümseyerek dönmüs ve; "Göremedin mi? yolun senin tarafinda olan >>kismi çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafinda hiç yok. Çünkü >>ben >>basindan beri senin kusurunu, çatlagini biliyordum.. >>Senin tarafina çiçek tohumlari ektim. Ve hergün o yolda ben su tasirken, >>sen onlari suladin.. 2 senedir o güzel çiçekleri toplayip, masami >>süslüyorum. Sen kusursuz olsaydin, o çatlagin olmasaydi, evime böyle >>güzellik ve zarafet veremeyecektim" diye cevap >>vermis.. >>Hikayeden alacagimiz ders: >>Her birimizin kendine has kusurlari vardir. Hepimiz birer çatlak >>testiyiz.. Fakat sahip oldugumuz bu kusurlar ve çatlaklardir hayatlarimizi >>ilginç yapan, >>mükafatlandiran, renklendiren.. >>Etrafinizdaki her kisiyi, olduklari gibi kabullenin.. >>Dislarindaki kusurlari degil,içlerindeki güzellikleri >>görün... >> >>Yillar önce Dale Carnegie demisti ki: >>"Herkese portakal gelirken, niye bana eksi limon geldi?" diyeceginize, >>limonunuzla limonata yaparak herkesten farkliligi yasayin....





GUNUN KARIKATURU:))
İŞTE KEDİLER VE MÜZİK
A cat listening to House Music.
A cat listening to Hip Hop Music.
A cat listening to Metal music.
A cat listening to Stevie Wonder . 
A cat listening to Alternative Rock.
A cat listening to Techno Music + Extasy

TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte.
 Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu?
 Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
 Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
 Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Nazım Hikmet RAN

VASİYET
Yoldaşlar nasip olmazsa görmek o günü, ölürsem kurtuluştan önce yani, alıp götürün Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni.
 Hasan beyin vurdurduğu ırgat Osman yatsın yanımda ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.
 Traktörlerle türküler geçsin alt başından mezarlığın, seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu, tarlalar orta malı, kanallarda su, ne kuraklık, ne candarma korkusu.
 Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz, toprağın altında yatar upuzun, çürür kara dallar gibi ölüler, toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
 Ama bu türküleri söylemişim ben daha onlar düzülmeden, duymuşum yanık benzin kokusunu traktörlerin resmi bile çizilmeden.
 Benim sessiz komşularıma gelince, şehit Ayşe'yle ırgat Osman çektiler büyük hasreti sağlıklarında belki de farkında bile olmadan.
 Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani, -öyle gibi de görünüyor- Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa taş maş da istemez hani... Nazım Hikmet RAN






Kim üzebilir seni senden başka? Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen? Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen? Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen? Kim sever seni, sen kendini sevmezsen? Her şey sende başlar, Sende biter...
     

UYAN!!EY VATAN EVLADI
Subject: Vatanını seven herkez bu maili çoğaltsın..
ASIL DEGERI 9 (DOKUZ) TRILYON DOLAR DIKKAT 9 MILYAR VEYA 9 MILYON DEGIL TRILYON DOLAR ABD SADECE 40 (KIRK) MILYON DOLARA KAPATACAK. YAZIKLAR OLSUN. KAPTIRANA VERENE ... ALTI USTU BIR MAIL GONDERMEKLE BU IS HALLOLMAZ DIYE DUSUNMEYIN LUTFEN. VATANINI SEVEN TUM TURKLERE; HEPINIZIN BILDIGI GIBI ETIBANK OZELLESTIRILECEK .. (VE ALICISI AMERIKA :-) VE BOR ISLETMELERI ETIBANK BUNYESINDE. KONULAN FIYAT NEDIR 40 MILYON DOLAR LUTFEN BIR DAHA OKUYUN VE LUTFEN HERKESE ILETIN. LUTFEN ....
ONEMLI !!!!!!!!!!!!!!! BORLA CALISAN ARABA URETILDI. TURKIYE KISKACTA. ARABAYI BOR MADENI ILE CALISTIRACAK PATENTLI 600 PROJE OLDUGU ORTAYA CIKTI. TURKIYE DUNYA REZERVININ YUZDE 70'INE SAHIP VE ULUSLARARASI TERORISTLER TURKIYE UYANMADAN BU KAYNAGI ELE GECIRMEYI PLANLIYOR. BU MAILI HERKESE YOLLAYARAK EN AZINDAN BIR TOPLUM BILINCI OLUSMASINA YARDIM EDEBILIRIZ.
********************************************************************** GÖNDERENİN NOTU: ADAM OLSAKTA ŞU 9 TRILYON DOLARI NASIL CIKARACAGIMIZI ORTAYA KOYABILSEK. HESABINI COK IYI YAPIYOZDA. HEP HAVADA KALIYOR. SENELERDIR BOR ILE ILGILI HABERLER DUYUYORUZ, KAC TANE PATENT DUYDUK TR'DA BOR ILE ARABA CALISTIRAN? 600 PATENT NE DEMEK? 200 ULKE OLSA, EN AZINDAN HER ULKEYE 3 TANE PATENT DUSER. BEN BIR TANE BILE DUYMADIM BU MEMLEKETTE. 40 MILYON DOLAR O KADAR BUYUK BIR PARA DEGIL VE BUNU BIZIM SANAYICIMIZ KULLANMIYORSA, DUSUNUYORUM BIR YERLERDE BIR TERSLIK. 100 MILYON DOLARA TEKEL BINASINI ALAN TOBB, BU KADAR UCUZA GIDEBILECEK BIR SEYI NEDEN KAPTIRIR? YA DA HER FIRSATTA INCE NOKTALAR YAKALAYAN ATO BASKANI SINAN AYGUN BUNA HIC MI PARA BULAMAZ? YA DA GUZIDE FINANS KURULUSUMUZ OYAKBANK BOYLE ISTIRAKLARA EL ATMAZ?
SEREFSIZLIGINDE BU KADARI!!KENDI SEHITLIKLERIMIZE BU KADAR OZENLE BAKMAZKEN BU VATAN EVLADININ VERGILERIYLE VATAN HAINLERININ MEZARLARI YAPILIYOR.HEMDE BIZIM TOPRAKLARIMIZDA..NERDESIN EY DEVLET NERDESIN EY SEHIT OGLU!! DUYARSIZ KALMAYIN ARTIK..

TOPRAGIMIZA SAHİP ÇIKALIM
Bu maili insanlar birbirlerine yolluyor ancak benim elime geçince bu mail şunu düşündüm bu mail tüm Türkiye’yi de dolaşsa eğer sizlerden birinin eline geçmemişse, uyanmış olmanın bir anlamı yok demektir. Ama şu da var ki; siz bunları zaten bizden daha iyi de biliyor olabilirsiniz. O zaman lütfen BİZLERİ UYUYOR SANMAYIN
A C İ L ve Ö N E M L İ D İ R!!!
GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİ LÜTFEN MESAJI DAĞITABİLDİĞİNİZ KADAR DAĞITIN,
TÜRKüm diyen BÜTÜN TÜRKLERE
HEPINIZIN BILDIGI GIBI ETIBANK ÖZELLESTIRILECEK VE ALICISI AMERIKA:) VE BOR ISLETMELERI ETIBANK BÜNYESINDE KONULAN FIYAT NEDIR 40 MILYON $ LÜTFEN BIR DAHA OKUYUN VE LÜTFEN HERKESE ILETIN LÜTFEN Önemli !!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Borla çalisan araba üretildi, Türkiye kiskaçta. *Arabayi bor madeniyle çalistiracak patentli 600 proje oldugu ortaya çikti Türkiye, dünya rezervinin yüzde 70`ine sahip ve uluslararasi teröristler Türkiye uyanmadan bu kaynagi ele geçirmeyi planliyor......

SIZIN BANKANIZ !!!
Belçika-Hollanda Ortaklığı Fortis Tarafından Satın Alınan Dışbank, Dünden İtibaren Müşterilerini Fortis Bank Adıyla Kabul Etmeye Başladı.
Fortis Bank Yönetim Kurulu Başkanı Karel De Boeck,2010 Yılına Kadar Şube Sayısının 183'ten 300'e Çıkarılacağını Açıkladı.
"Bu Haber Dün,Türkiye'nin Mümtaz Basın Ve Yayın Organlarının Hemen Hemen Tümünde Yer Aldı.
Fakat Hiç Kimse,Fortis Bank'ın,PKK'nın Kullandığı Mayınları Üreten Firmaya Ortaklığından Bahsetmedi.
İşte Gözden Kaçan(!) O Detay:
Dünya Üzerindeki Bankaların Hareketlerini İzleyen Netwerk Vlaanderen Adlı Kuruluş,Aralarında Fortis Bank'ın da Bulunduğu 5 Bankanın,Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Tarafından Üretimi Yasaklanan Misket Bombası, Nükleer Bomba, Seyreltilmiş Uranyum Silahları Ve Mayın Gibi Mühimmat Üreten Silah Şirketleriyle Ortak Olduğunu Belgeledi. Netwerk Vlaanderen Tarafından Hazırlanan 52 Sayfalık Raporda, Belçika'nın Önde Gelen Finans Kuruluşlarından Biri Olan Fortis Bank'ın,Dünyanın
" En Büyük Mayın Üreticisi "
Singapore Technologies Engineering-STE'de 1,376,600 Adet Hissesinin Bulunduğu Ortaya Çıkarıldı.
Raporda Fortis Bank'ın Ortak Olduğu Singapurlu Mayın Üreticisi STE'nin VS-50 Ve VS-69 Tipi Mayınlar Ürettiği Belirtildi.Singapurlu STE Firmasının Ürettiği VS-50 ve VS-69 Tipi Mayınlar,Güneydoğu'da PKK Tarafından Sıklıkla Kullanılıyor.Dünya Mayın İzleme Komitesi'nin 1999 Tarihli Raporunda Singapur'un Tek Mayın Üreticisi STE'nin Valsella Valmara 69 Ve Valsella VS-50 Mayınlardan Milyonlarca Adet Ürettiğini Belgelemişti.
BU HABER
® [̲̅Ş̲̅][̲̅İ̲̅][̲̅Z̲̅][̲̅O̲̅][̲̅F̲̅][̲̅R̲̅][̲̅E̲̅][̲̅N̲̅] ¤¦¤ [̲̅K̲̅][̲̅E̲̅][̲̅L̲̅][̲̅E̲̅][̲̅B̲̅][̲̅E̲̅][̲̅K̲̅] ®
TEN ALINTIDIR
VATAN IÇIN" SEFERBERLIK ÇAGRISI Kutsal vatanimiz adim adim satilirken!, her gün al bayraga sarili tabutlar gelirken!, bir avuç terörist devletimizi tehdit ederken!, belediye baskanlari terörist olmusken!, hükümet ordumuzun ve polisimizin elini kolunu baglamisken!, emniyet güçleri teröristlere sapanla tas atarken!, komutanlarimiz teröristlerle el sikismak mecburiyetine düsürülmüsken!, yaratilan terörü yok etmek için teröriste af isteniyorken!, hükümet teröre boyun egmisken!, dinler arasi diyalog derken dinimize küfredilirken!, vatan "demokrasi geregi" diye paylastiriliyorken!, "Türk" vataninda azinliklar yaratiliyorken!, AB emretti diye yasalar dayatiliyorken!, egemenligimiz AB'ye devredilmisken!, Avrupa'nin korkusundan APO'lar! besleniyorken!, IMF emretti diye devletimiz soyuluyorken!, dilimizden Türkçe, gönlümüzden Atatürk çikariliyorken!, doktorumuz ithal ediliyorken!,
VATANIMIZIN BAGIMSIZLIGI MILLETIMIZIN ONURU SÖZ KONUSU DEGILKEN; TURKUM DEMEYE VE HALA SUSMAYA UTANIYOR MUSUNUZ ? !!! 23 NISAN 2006
BIR GERCEK GULSEK MI DUSUNSEK MI?


TEBESSUM UZERINE GUZEL BIR ANLATIM VE HIKAYE FILOZOF TAGOR DAN OKUYUN MUTLAKA;
3. Tebessüm
Filozof Tagor (Japon filozofu) her gün öğrencilerine derse başlamadan önce gülümseme seyansları verirmiş. Bir saat öğrencilerine tebessüm çizgilerinden oluşan bir demet gül nasıl açar yüzlerde onu anlatırmış ve sonra başlarmış dersine. Bir gün çıkıp birisi:
- Sen hep gülmenin, tebessüm etmenin gerekliliğini söylüyorsun. Ben neden gülümseyeyim ki. Sen, çok meşhur birisin, halin vaktin yerinde, filozofsun, hayattan birçok şeyi alabilmişsin. Bu yüzden gülüyorsun. Bense hiçbirine sahip değilim. Nasıl güleyim? demiş. Filozof Tagor gülümseyerek soruyu soran adama:
- Yanılıyorsun dostum. Evet gülümsüyorum, ama bütün bunlara sahip olduğum için değil; gülümsediğim için bütün bunlara sahibim, diye cevap vermiş.
Hep bana sorarlar, neden gülümsüyorsun, neden hep insanlara gülümsemek gerektiğini soruyorlar. Ve beni her zaman gülerken görünce hiç derdimin olmadığını sanıyorlar. Elbette benim de birçok sıkıntım var. Ama her zaman gülmeye çalışırım. Ve sıkıntılı olan arkadaşlarıma ve öğrencilerime gülümsemeleri gerektiğini söylerim. Çünkü ne kadar pozitif olursak hayata o kadar güzel yanlarını görürüz.
Hayat felsefemi, yaşama biçimimi en fazla etkileyen unsurlardan birisi de bu: Tebessüm. Bunu bana yıllar öğretti. Öğrendiğim şeyin biri tarafından söylendiğini ise çok sonraları öğrendim. Belki kendi kendime yaşayarak öğrenmeseydim, hiç de inandırıcı gelmezdi Tagor’un sözleri. Ama yaşadım. O kadar dert ve tasa ile karşılaştım ki… Bütün bunların üstesinden gelmenin aslında onlara bakış açımla doğru orantılı olduğunu gördüm. Çünkü stres ve heyecan yapıp, olumsuzlukla sonuçlanacağına emin olduğum durumlarda hep kaybettim. Ama mümkün olduğunu düşündüğüm şeylerin yapımında ise iyi sonuçlar aldım.
Düşünün birisi ile tanışıyorsunuz. İlk tanışmamızda siz gülücükler saçıyorsunuz, gözlerinizin için gülüyor. Ağzınızdan güzel sözcükler çıkıyor ve karşınızdaki insanın kalbine sesleniyorsunuz. O, sizin konuşmanızdan ve bakışlarınızın yansıttığı mutluluktan mutlu oluyor. Sözünüz şeker gibi bir tat bırakıyor dimağında karşınızdakinin. O kişinin sizin hakkınızda hiçbir şey bilmemesine rağmen, sizin için söyleyeceği tek söz “Ne kadar pozitif bir insan, ne kadar sıcak kanlı, ne kadar güzel ışık saçıyor etrafına!” olacaktır. Evet, ilk tanışmalarımda elde ettiğim sonuçlar bunlar. Siz severseniz ve sevdiğinizi insanlara gülücüklerle ve tebessüm ederek gösterirseniz, karşınızdaki insan sizinle kavga etmeye bile gelse bunu yapamaz.
Geçen gün (insanlar elbette hata yapar) bir arkadaşım bana darılmış, aramadığım sormadığım için kendisine bir daha onu görürsem yapacağımı biliyorum demiş. Buluştuk. Ve ben daha o lafa başlamadan, vay benim canım, hayatımın dikili taşı, yav nerelerdesin diye gülümseyerek sordum. Kendisi anlatıyor. İnan ki sana kızacaktım, ama sana ne kızabiliyorum ne de sinirlenebiliyorum, seni görünce söyleyeceğim bütün kötü sözleri unutuyorum. Ve bütün problem ortadan kalkıyor.
Evet, ben insanlar için ama bütün insanlar için güzel sözler söyleyen, her zaman pozitif enerjiyi karşısındaki insana yansıtan birisi olarak bunun faydalarını gördüm. Artık pragmatik bir çıkar için yapmıyorum gülümsemeyi. Tamamen yaşama biçimi haline dönüştü bu bende. Bana göre tebessümiyetin açamayacağı kapı yoktur.
Gülümsüyorum. Tebessüm ediyorum. Binlerce kişinin karşısında stres ve heyecan yapmak yerine kafamı kaldırıp onlara bir gülümsüyorum, tamam bitti. Bütün adrenalinimi ortadan kaldırıyor. Başarımın bir sırrı varsa tebessüm bunun en başta gelenidir. Diğerlerini de zaten anlattım. Düşünüyorum da GÜLMEK BANA YAKIŞIYOR.
ISTE IRAGI'IN KANAYAN YUZU VE BUNUN YANINDA ZULMUN TA KENDISI!!ORDA YARALAR KANARKEN BU DUYARSIZLIK NIYE SIZLERI VICDANINIZLA VE BU RESIMLE BABASA BIRAKIYORUM..

BUMUDUR INSANLIK BUMUDUR OZGURLUK!!HALA MI BU KAYITSIZLIK NEDIR ALLAHSIZLIK!!YARABBI EN KISA ZAMANDA KAHRU PERISAN EYLE ZALIMI VE EN KISA ZAMANDA BIZLERE UYANMAYI NAIP EYLE!!!
MEKANIN CENNET OLSUN MELEGIM!!


ULUSLARARASI KARGODA LIDER FIRMA |