LAST SAMURAY's profile©☞那就不會有陰影 LAST SAMURAY ...PhotosBlogLists Tools Help

©☞那就不會有陰影 LAST SAMURAY (HOKSILATO) 永遠不會有機會☜©

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِي Єฑє§Kol Bá§@H o┼]\/[Áiļ. © o]\/[
|false|
Samuray için, bir 'şey'i yapmak ya da bir 'şey'i söylemek, o 'şey'e sahip olması demektir.
Angry
Photo 1 of 274
April 29

SAMURAY OGRETISI..

adopt your own virtual pet!

 

  Samuraya Nasihat

Bir samuray, Zen üstadı Hakuin 'in karşısına dikilip şu soruyu sordu:
"Gerçekten de cennet ve cehennem var mıdır?"
Üstad: "Kimsiniz?"
"Bir samurayım."
"Sen mi?" diye dudak büktü Hakuin, "kendine baksana bir, hangi efendi senden doğru dürüst hizmet umabilir ? Daha ziyade dilenciyi andırıyorsun!"
Sinirden kıpkırmızı kesilen samuray kılıcını çekti. Hakuin surmak bilmiyordu:
"Vay! Kılıcı da varmış! Ama o kadar beceriksize benziyorsun ki nasıl olsa kafamı kesemezsin!"
Kanı beynine sıçrayan samuray kılıcını kaldırdı. Ustaya vurmaya hazırdı. O anda Hakuin sakince, "işte, cehennemin kapıları böyle açılır" dedi.
Üstadın serinkanlı tavrına şaşıran samuray kılıcını kınına soktu ve saygıyla eğildi.
Üstad sözünü şöyle bitirdi: "cennetin kapıları da böyle açılır".

Gerçek Hayat dergisinin arka kapağında görmüştüm.
Görünmez Hedef - Uzakdoğu 'dan 50 Savaş Hikayesi adlı kitaptan alıntıymış
 


'Bushido'nun temel ilkeleri:

Gi (Dürüstlük ve Adalet): Tüm insanlarla ilişkilerinde son derece dürüst ol. Adalete inan; sadece başka insanlardan gelene değil, kendinden gelene de. Gerçek bir samuray için, dürüstlük ve adalet konularında grinin tonları yoktur. Tek bir doğru ve tek bir yanlış vardır.

Rei (Kibarlık-Nezaket): Samurayların acımasız olmak için nedenleri yoktur. Güçlerini kanıtlamaya ihtiyaçları yoktur. Bir samuray düşmanına karşı bile saygılıdır. Saygının bu dışavurumu olmadığında, hayvanlardan farkımız yoktur. Bir samuray sadece dövüşteki gücü yüzünden saygı görmez, diğer erkeklere davranış biçimiyle de saygı görür. Samurayın gerçek içsel gücü zor zamanlarda belli olur.

Yu (Kahramansı Cesaret): Harekete geçmekten korkan insan kitlelerinin üzerine çık. Bir kaplumbağa gibi kabuğuna saklanmak hiç yaşamamak gibidir. Samurayda bir kahramanın cesareti olmalıdır. Samuraylık kesinlikle risklidir. Tehlikelidir. Hayatı tam olarak, dolu dolu ve harika bir biçimde yaşamaktır. Kahramansı cesaret, gözü karalık değildir. Zeka ve güçtür. Korkunun yerini saygı ve temkinle doldur.

Meiyo (Şeref): Samurayın onurunun tek yargıcı vardır, o da kendisidir. Verdiğin kararlar ve bu kararların nasıl uygulandığı gerçekte kim olduğunun bir yansımasıdır. Kendinden saklanamazsın.

Jin (Merhamet): Yoğun bir eğitim sonucunda samuray hızlı ve güçlü olur. Diğer insanlar gibi değildir. Herkesin yararına kullanılması gereken bir güç geliştirir. Şefkatlidir. Diğer insanlara her fırsatta yardım eder. Eğer fırsat çıkmazsa, fırsatı bulmak için yollara düşer.

Makoto (Katıksız İçtenlik): Samuray bir şeyi yapacağını söylemişse, o şey yapılmış demektir. Yapacağını söylediği şeyi tamamlamasına hiçbir şey engel olamaz. 'Vaat'te bulunması gerekmez. 'Söz vermesi' gerekmez. Sözlü olarak söylemesi bile o şeyin yapılmasının başlangıcını oluşturur. Söylemek ile yapmak aynı şeydir.

Chu (Görev ve Sadakat): Samuray için, bir 'şey'i yapmak ya da bir 'şey'i söylemek, o 'şey'e sahip olması demektir. Bundan ve bunun ardından gelecek tüm sonuçlardan sorumludur. Bir samuray kendi koruması atındakilere müthiş sadıktır. Sorumlusu olduğu kişilere karşı, son derece hakikatlidir.


Anne babam yok; gökyüzü ve dünya anne babamdir.

Evim yok; Tan Tien evimdir.

Ilahi gücüm yok; dürüstlügüm ilahi gücümdür.

Huysuzlugum yok; uysalligim huysuzlugumdur.

Büyü gücüm yok; kisiligim büyü gücümdür.

Ne ölümüm ne de yasamim yok; Um ölüm ve yasamimdir.

Bedenim yok; sabirlilik bedenimdir.

Gözlerim yok; simsegin çakmasi gözlerimdir.

Kulaklarim yok; duyarliligim kulaklarimdir.

Bacaklarim yok; çabuklugum bacaklarimdir.

Kanunum yok; kendimi savunmam kanunumdur.

Stratejim yok; dogru öldürmem ve yasamimi dogru vermem stratejimdir.

Planim yok; firsati degerlendirmem planimdir.

Mucizem yok; dürüst kurallarim mucizemdir.

Prensiplerim yok; bütün kosullara adapte olmak prensibimdir.

Taktiklerim yok; bosluk ve doymuslugum taktigimdir.

Dogal yetenegim yok; zekami hazir tutmak dogal yetenegimdir.

Arkadaslarim yok; aklim arkadasimdir.

Düsmanim yok; dikkatsizligim düsmanimdir.

Zirhim yok; yardimseverligim zirhimdir.

Kalem yok; degismezligim kalemdir.

Kilicim yok; zekam kilicimdir.




                 


 


 

 

 
 

 

April 23

FUTBOLLLLL!!

 

 

 

1994-95.jpg

nostalji37.jpg

trabzon_kadro.jpg

nostalji38.jpg

nostalji31.jpg

nostalji35.jpg

trbsatad.jpg

11.jpg

 


 

 

FUTBOLUN SEMPATIK YILDIZI,O BIR CANBAZ ONUN ADI RONALDINHO!!

 

 

 

 

 

 

April 17

SIZE OZEL!!

 

TANISTIRAYIM TOMBAK:)
SIZDE KENDI HAYVANIM OLSUN ISTIYOSANIZ KENDI SPACE SINIZDE
Öncelikle bu siteye giriyoruz
http://bunnyherolabs.com/adopt/
Ardından beslemek istediğimiz hayvanı seçiyoruz.Loading yazan bölüm dolduğu zaman sayfa açılıyor.Burada ise hayvanımızın rengini ve ismini ayarlıyoruz.
Bunu da yaptıktan sonra finishe basıyoruz.Karşımıza kodların bulunduğu bir sayfa çıkıyor.Bu kodlardan ''if you are using myspace, friendster or ********: copy and paste this code''yazan yani 2.olan kodu kopyalayıp spacemizde HTML sekmesini kullanarak yapıştırıyoruz.
Yapımı çok kolay,ayrıca hayvanınınız yanınızda..
 
 

 

 

 


İŞTE SİGARA NIN SONRAKI EVRESI:))SİZ BİLİRSİNİZ İSTERSENİZ DEVAM EDİN!!

 


 

 


ILGINC VE DEGISIK GITAR TASARIMLARI..MERAKLILARINA DUYRULUR!!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

 


 

 

ÜNLÜLERİ HİÇ BÖYLE GÖRMEDİNİZ:))İŞTE FİLM YILDIZLARININ KARİKATÜZE HALLERİ:))

 

 

Alanis Morrisette&Antonio Banderas

 
 

 Bruce Willis&A Bundy Csalad

  

George clooney&Sean Conerry

Coolio&Bill Cosby

 

Courtney Love&Dana Carvey

 

 Dolly Parton&Ed Machamon

 

Albert Einstein&Elvis Presley

 

 Fabio&Bill Gates

 

 Jack Nichelson&Erich Honecker

 

Michael Jackson&Jim Carrey

 

Van Kilmer&John Goodman

 

Helmut Kohl&Madonna

 

Marilyn Monroe&Martin Laurence

 

Mel Gibson&Nicholas Cage

 

Prince&Robin Willams

 

Sammy Davis&Tom Selleck

 

Sharon Stone&Sylvester Stallone

 

Slash&Steffi Graf

 

Tom Hanks&Tom Cruise

 

Uma Thurman&X Aktak

 

Whoopi Goldberg&Weslwy Snipes

 

Will Smith&Woody Allen

 

April 16

ORTAYA KARISIK:))

 

 

NBA'İN DOĞRU ADRESİ

WWW.NBA.COM

 

 

 

AIR JORDAN O BİR EFSANE!!

 

 

 

 

March 19

GONUL BAHCESI..

 

LAMBAYI YAKMA

Lambayı yakma, bırak,
sarı bir insan başı
düşmesin pencereden kara.
Kar yağıyor karanlıklara.
Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum.
Kar...
Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman ışıklar...
Ve şehir kör bir insan gibi kaldı
altında yağan karın.
 
Lambayı yakma, bırak!
Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların
dilsiz olduklarını anlıyorum.
Kar yağıyor
ve ben hatırlıyorum.


EINSTEIN ABIDEN BIR BULMACA BAKALIM NE KADAR DAHIYIZ:))VAR MI BULAN::))

EINSTEIN'IN BULMACASI

Acaba Dünyada Zeki olan %2  İnsandan birimisin. Bu soruda hiçbir şekilde şaşırtmaca yoktur, Tamamen mantığa  dayalıdır. Mantıklı bir şekilde çözüme ulaşılabılır . Bol Şanslar!!!
1-) 5  Tane ev var hepsi ayrı renk.
2-)Her evde oturanın, ayrı bir uyruğu  var.
3-)Hepside ayrı bir içecek içiyor, ayrı bir hayvan besliyor ve ayrı bir  marka sigara içiyor.
4-)Bu 5 insanın hiçbiri öbürünün yaptığını yapmıyor.  Yani sigarası ayrı, içeceği ayrı, beslediği hayvan ayrı ve evi  ayrı.

SORU: BALIK kime ait?
Açıklamalar:

1-) İngiliz kırmızı  evde oturuyor.
2-) İsveçlinin köpeği var.
3-) Danimarkalı çay  içiyor.
4-) Yşsil ev tam beyaz evin solunda duruyor.
5-) Yeşil evin sahibi  kahve içmeyi seviyor.
6-) Palmall sigaraı içenin bir kuşu var.
7-)  Ortadaki evde oturan süt içmeyi seviyor.
8-) Sarı evde oturan Dunhill  sigarası içiyor.
9-) Norveçli birinci evde oturuyor.
10-) Marlboro içen  Kedisi olanın yanındaki evde oturuyor.
11-) Atı olan insan, Dunhill sigarası  içenin yanındaki evde oturuyor.
12-) Winfield sigarası içen, Birayı  seviyor.
13-) Mavi evin yanında Norveçli oturuyor.
14-) Alman Rothmanns  Sigarası içiyor.
15-) Marlboro içenin komşusu sadece su içiyor.
Einstein  iddia etmiştir ki; ''Dünya insanlarının 98 % i bunu Çözemez''


IMTIHAN DUNYASI

Dünya imtihanının sonunda
kazanılacak veya kaybedilecek
şeyler o kadar büyüktür ki;
böyle ciddi bir akıbetle karşı
karşıya bulunan akıllı
kimselerin lâubâlîce
yaşamaları düşünülemez.

Allahım! Beni bana unuttur
ve kendimden bahsetmeyi
ruhuma kerîh göster!.

Değil mi ki Allah’a inanıyoruz,
günahkar da olsak bahtiyarız!.


BU BOLUMDE FAIDELI SEYLER VAR HABERINIZ OLSUN!!

 

MICROSOFT VISTA ILE ILGILI SON GELISMELER ACIKLANDI.. 
 

Geçtiğimiz aylarda Microsoft tarafından geliştirilen ve Windows XP'nin yerini almasa beklenen gelecek nesil işletim sistemi Windows Vista'nın beta sürümü yayınlandı. Temmuz 2005'de MSDN ve TchNet üyelerine ve az sayıda beta tester'a sunulan 1. betadaysa konularımızda yer almayan biçook yeni özellik arayüz değişikliği olduğunu gördük. Microsoft Vista'nın geliştirilme planı çerçevesinde Kasım 2005'de 2. betayı, Nisan 2006'da kullanılabilir örneğe çok benzeyen RC1 sürümünü ve nihayet Ekim 2006'da ticari sürümü çıkaracağını duyurdu.

Beta 1 incelendiğinde arayüzde geleceğe yönelik köklü değişiklikler yapıldığını göreceksiniz.

Kurulum
Windows Vista Beta 1'in WP'den daha sadee ve daha kolay. Vista'yı iki şekilde kurmak mümkün, Windows WP'den başlayarak yeni bir disk bölümüne (partition) temiz bir kurulum olarak (terfi olarak değil) veya boot edilebilir DVD'yi kullanarak mevcut işletim sistemini silerek. Burada şuna dikkat çekmek gerekir. Kurulum DVD halinde geliyor. Microsoft'un deneme amaçlı dağıttığı Vista kopyalarının x86 ve x64 versiyonları sadece DVD medyası olarak sunuluyor. Bu geçici bir uygulamaolabilir; çonkü bazı BitTorrent sitelerinde Vista'nın CD'den kurulum gerçekleştiren hafifletilmiş versiyonlarını bulmak da mümkün.

Genel olarak bakıldığında XP den daha kolay kurulum ve arayüze sahip olan Windows Vista'nın da bası eksileri var. Örneğin Windows Media Player eksikliği. Vista ile birlikte gelecek oynatıcının versiyon numarası büyük olasılıkla 11 olacak. Vista'nın 1. betasına bakıldığında. WMP 10 ile birlikte derlendiği görülüyor. WMP 10, ortalama bir kullanıcı için yeterli gibi görünse de fazla yer kaplaması, DivX'ler için altyazı desteği, sunmaması, kare oranını (16:9 / 4:3) değiştiriememesi, klavye kısayollarının kısıtlı olması, arayüzünün yeterince açıklayıcı olmaması gibi dezavantajlara sahip. Microsoft'un karşısında BSPlayer, VLC Media Player, JetAudio, Winap gibi başarılı örnekler varken Media Player'a çeki düzen vermemesini anlamak mümkün değil. Umarız WMP11'de bizi hayal kırıklığını uğratmaz.

Birkaç yıl boyunca internet Explorer'in geliştirilmesini ihmal eden Microsoft, Mozilla Firefox'un başarısı karşısında bir ders almış olacak ki Windows Vista ile sunduğu yeni web tarayıcısında dişe dokunur değişiklilerle karşımıza çıkıyor. Uzun süredir beklenen özellikler arasında daha yüksek göenlik seviyesi, web sayfalarını sekmelere yerleştirme ve Google arama motoronu kolay erişim bulunuyordu. Biz, tüm bu özelliklerin SP" ilebirlikte sunulmasını bekleniyordu fakat Mirosoft sadece dosyaların / ActiveX nesnelerinin indirilmesini ve yüklenmesini engelleyen güvenlik önlemleri, bir pop-up gönleyici ve tarayıcı eklentilerini yönetmemezi sağlayan basit bir arayüz sunmuştu.
Vista Beta 1 ile sunulan internet Explarer 7 incelendiğinde, bu tarayıcının beklentilerin ötesine geçmese de en azından beklentileri karşıladığı görülüyor. Yeni İnternet Explorer, Firefox kullanıcılarının çoğunu eski web tarayıcılarına dönmeye ikna edecektir. Beklenen özellirlerden ilki olan siteleri sekmelere yerleştirme özelliği internet Explorer'a başarılı bir şekilde adapte edilmiş. Uygulamanın adres çubuğunun altında sıralanan sekmelere tıklayarak siteler arasında hızlı geçiş yapılabiliyor. Yeni bir sekme oluşturabilmeniz için en sağ sekmeden sonraki boş sekmeye tıklamamız yeterli. Sekme açmak ve kapamak için CTRL + T veCTRL + W tuş kombinasyonları kullanıbabiliyor.

Kısacası Microsoft yeni Windows Vista ile birçok yeniliği kullanıcılarını sunuyor.

 

 

http://www.erenet.net


 

İstanbul'da olması beklenen depremle ilgili önemli ve yeni bilgiler" konulu rapor, Fransız, Türk ve Japon bilimadamlarının ortak çalışması sonucu hazırlanmış. Raporda bilgiler felaket!Rapora göre: Deprem 80 saniye ile 3 dakika arasında sürecekmiş. "En güvenli yer neresi?" sorusuna ise Japon bilimadamının yanıtı korkunç: 'İstanbul'dan olabildiğince uzak her hangi bir yer.." Prof. Dr. Osman Görgülü, Prof. Dr. Machu Koe, "İstanbul'da olması beklenen depremle ilgili önemli ve yeni bilgiler" konulu rapor Fransız, Türk ve Japon bilimadamlarının ortak çalışması sonucu hazırlanmış. Aşağıda okuyacağınız dehşet veren bilgiler, Kandilli Rasathanesi, Marmara Deprem Araştırma Enstitüsü'nün 25 Nisan 2003 tarihinde teslim ettiği 'Marmara Denizi Fay Yapılanması, deprem olasılık ve senaryoları adındaki araştırmasına dayandırılmış.

Buna göre: 'Marmara Denizi'nde üç ana fay hattı üzerinde 117 adet İstanbul'a dikey atımlı fay tesbit edildi. Olası depremin büyüklüğünün minimum 7.2, maksimum 7.8 olacağı belirtilmiştir. Tüm ana ve yan fay hatlarının kırılma ihtimalinin yüzde 84, tahmini deprem tarihininse 2-9 yıl arası olacağı tahmin edilmiştir. Depreme alışık Japonlar'ı bile hayrete düşüren yaprak damarlarını anımsatan bu fay oluşumunun İstanbul Anadolu Yakası'na uzaklığı sadece 6 km.'

Bilgiler felaket...
Yine aynı raporun deprem senaryo kısmına göre, deprem 80 saniye ile 3 dakika arasında sürecekmiş. 17 Ağustos'ta hayatımızı karartan depremin sadece 45 saniye sürdüğünü düşünecek olduğunuzda... İşin vahametini anlayabiliyor musunuz?

- Peki depremden en fazla etkilenecek bölgeler?'İstanbul'un Enadolu Yakası'nın tüm kışı şeridi (Kartal, Maltepe, Bostanci, Erenköy...) Bostanci ile Çekmeköy baslangıcı arasındaki, eskiden göl olduğu kesinleşen bölüm, E-5 karayolunun kuzeyinde kalan kısmın 4-8 km.'lik bölümü.'

- Ya binalarımız?
'Sadece Anadolu Yakası'nda tamamen yıkılacak konut sayısı 481,000. Oturulamaz durumda olacak 917,000.

- Ya 'yeni' ve 'sağlam' yapılar?
'Deprem sahasının yakınlığı nedeniyle yeni ve sağlam binaların da yüzde 80 oranında etkileneceği belirtilmis. Bu nedenle konut yapımında çok sıkı ve özel kurallar getirilmesi istenmiştir. Depremden etkilenecek bir diğer yer ise Avrupa Yakası'nın Büyükçekmece, Avcılar Sahil kesimi.

- Peki güvenli yer yok mu?
'Herşeye rağmen İstanbul'da kalmak isteyenler için:
Anadolu Yakası'nın Karadeniz kıyısının batısı ve İçkuzey kismi (Çekmeköy, Kozyatagi) Avrupa Yakası nisbeten biraz daha iyi.. Özellikle Şişli, Maslak ve Sarıyer'in iç kesimleri, Sultan Çiftligi, Kemerburgaz ve Karadeniz kıyısının doğu kesimi etki açısından 4. derece olarak gösterilmiş.

Olunmaması gerekli yerlerin başındı Pendik iç ve kuzey, Adalar (bilhassa Büyükada doğu) Sahil yolu, Kartal... Batı yakasında ise: Nişantaşı, Yeşilköy, Florya, Bağcılar ve Avcılar yer almaktadır..

'En güvenli yer neresi?' sorusuna Japon bilimadamının yanıtı korkunç:

'İstanbul'dan olabildigince uzak her yer güvenli'

'Deprem anında enkaz nedeniyle ölü sayısı 685,000 ile 1.260,000 kışı olarak tahmin edilirken, deprem sonrası salgın hastalıklar, intihar ve iç karışıklık nedeniyle ölenlerin sayısının 300,000 binden fazla olacaği tahmin ediliyor.'

Eğer deprem anında ölmediyseniz bile, sonradan yaşamanız da pek mümkün görünmüyor. Zira, rapora göre, depremden hemen sonra İstanbul'un 'Karantinaya alınması' gerekiyor. İstanbul'un kalabalık ve yerleşimindeki düzensizlik nedeniyle enkaz ve yardım bekleyenlerin yüzde 65'ine ilk 2 ay ulaşılamayacaği, bu nedenle ölü sayısının ve kargaşanın artacağı ifade ediliyor.

'Sadece İstanbul değil, Türkiye ekonomisinin yüzde 75'lik kısmının tamamen yok olacağı, dünya ekonomisinin kriz tehlikesi ile karşılaşacağı da rapora eklenmiş.'

Bu bilgilerin altında Dr. Osman Görgülü'nün imzası var. Kendisi için ' İ.Ü. Yerbilimleri Ana Bilimdalı Öğretim Üyesi ve AKOM (Afet Koordinasyon Merkezi) eski Danışmanı' denilmiş...

Prof. Dr. Osman Görgülü, Prof. Dr. Machu


 


OKUMADAN GECMEYIN DERIM HERKES ICIN MUTLAKA BIRSEY VAR!!
 
 

AMAN DIKKAT!!DIKKATLICE OKUYUN VE NE KADAR PROFOSYONEL HIRSIZLAR KOL GEZIYOR ANLAYIN VE DIKKATLI OLUN!!

    >Artik hirsizlar, olayi  >profesyonellige cevirmis durumda, aman
dikkat!!!  >Yasanmis olaylardir...  >1- Kari-koca gece evlerine
donduklerinde koridorda bir  >> > >> > >> >> > > >> >  adamla
karsilasirlar.
    Bir anlik saskinliktan  >sonra yabanci adam  >>bayana donerek "Madem bu
geceyi kocanla  >> > >>gecirecektin,  >> > >> > >> >> > > >> > niye  beni
cagirdin?" diye hisimla sorar ve  >> > >>kizginligini  >belirten bazi
hareketlerle evden bir anda cikar.  >>Tabi  >kari-koca bu olaya bir anlam
veremez baslangicta  >>fakat  >erkek, karisina bu olaydan oturu bir hayli
kizar ve hatta  >onu bosayacagini soyler. Aradan bir kac gun  >>gectikten
>sonra Karakol'a cagirilan kari-koca,
yakalanan suclu  >>ile  >yuzlestirilir ve olayin aslinda bir hirsizlik
oldugu  >anlasilir.  >2- Yine kari-koca evlerine donduklerinde evin icinde
>>bir  >yabanci gorurler, bu kisi gayet sik bir takim elbise giymis  >ve
elinde telsiz olan birisidir.  >Karsilasma aninda yabanci, evsahiplerine
"Evinize  >>hirsiz  >girdigi yolunda komsulariniz tarafindan ihbar aldik,
>>ben  >sivil polisim, evi kontrol etmeye geldim"  >der ve devam eder,
"Beyefendi asagida sokagin  >>kosesinde  >ekip otomuz var, vakit
kaybetmeden
    siz ekip otosuna  >gidip  >sikayet dilekcesi doldurun." der ve erkek hizla
>>asagiya  >iner. Yabanci "Hanimefendi siz de ziynet esyasi  >> > >>veya
>paraniz varsa onlari kontrol edin"  >der, bayan hemen altinlarinin
bulundugu yere gider >ve  >> > sevincle "neyse hala yerinde duruyorlar"
demesiyle;  >> > >> > >> yabanci  >>bayanin
kafasina agir bir seyle vurur. Yabanci da  >bayanin  >>cikardigi yerden
altin, para, v.s.leri alip hemen  >> > >> > >> kacar.Koca  >ekip otosunu
bulamayip evine geldiginde karisinin  >> > >> > >> >> > > >> >  baygin,
>altinlarin da calinmis oldugunu gorur..  >> > >> > >> >> >XXXXXXX COK
ONEMLI  >>XXXXXXXXXXXXXX  >> > >> > >>  >> > >> >> >Ozellikle bayan
arkadaslar dikkat  ....... >> > >> > >> >> >Insanlar taksiye  bindigi
zaman
    cantasini hemen yanina  >koyar  >> > >> > >> >> >ya...Bunu bilen uyanik
taksiciler soyle bir olay  >> > >> > >> gerceklestiriyorlar.  >> > >> > >>
>> >  >> > >> > >> >> >Bahsettigim  >> > >> > >>
>> >bayan yorgun argin bir  taksiye biniyor ve cantasini sag  >>yanina
   
> >> > >> >> >koyuyor.Bir nefesleniim  falan derken sofore gidecekleri  >>

>>istikameti  >> > >> > >> >> >soyluyor ve cantasindan  selpak almak uzere
sag yanina  >>donuyor  >>ki  >> > >> > >> >> >canta yok!! Once bir
araniyor
    bakiyor yere,saga-sola  >canta  >>yok!!  >> > >> > >> >> > >Taksiciye  >>

>> > >> >> >soyluyor "cantam ile  bindim fakat cantam simdi  >> > >>yok
cek
    kenara"  >> > >> > >> >> >diye.Taksici  >> > >> > >> >> >gayet piskin "ne
biliim  teyze ben senin  >>?antani.unutmussundur ,  >> > >>bir  >> > >> >
   
>> >yerde.inmek mi
istiyorsun" diyor.Ama teyzem  >uyanik."Hayir"  >>diyor  >> > >> > >> >>
>"devam et"."Herhalde  unuttum biryerde.Inecegim yerde ben  >  >>sana  >>

>>evden  >> > >> > >> >> >parani oderim".Yol  uzerinde bir karakolun
onunden
    >> > >> > >> gecerken,isiklarda  >> > >> > >> >>  >> >duruyorlar.(Teyzem o
istikametten goturuyor cunku  taksiyi!)Tam >> > >> > >> >> >karakolun
onunde aciyor teyzecim kapiyi memuru  >>cagiriyor.Taksiyi  >> > >> > >> >>
>kenara cektirip bir  cirpida anlatiyor olayi.Meger  >polisler  >>bu  >> >
>>olayi  >> > >> > >> >> >bilirmis.Polis memuru  taksiciye hemen "bagaji
ac"
    >>diyor.Bagaji  >> > >>bir  >> > >> > >> >>
>aciyorlar ki bagajda  >> > >>bir adam!!!!Binen musterinin sag ve  >> >
   
> >> soltarafina  >> > >> > >> >> >bagajdan dogru,cok  ozenle
yapilmis,farkedilmeyen  >delikler  >> > >>aciyorlar  >> > >> > >> >> >ve
hooop cekiyorlar  cantayi bagaja!! Canta cok buyukse  >> > >>cekemiyorsa
   
> >> > >> >> >icine  >>dalip cuzdani telefonu falan aliyorlar!  >> > >> >
   
>> >TAKSIDE BAGAJLARA  dikkat! >> > >> > >> >> >onemli not:  taksicilerin
adi olanlar? hala 5.000.000 Tl verildigi  >> > >> > >> >> >halde 100.000
Tl
    verilmis gibi davranip soygunculuk  >> > >> > >> yapabiliyorlar.  >> > >>

>> >> >Vermeden  >> > >> > >>
>> >once  >> > >> > >> >> >iyice kontrol edin.  >> > >> > >> >> >ve
mutlaka
    bu notu  cevrenizle paylasin.  >> > >> > >> >> >susmayin..  >> > >> > >>


SEHİTLERİMİZE SAHİP CIKALIM!!

EKTEKI KARDESIMIZIN HASSASİYETINE SIZDE ORTAK OLUN!!BU VATAN KOLAY KAZANILMADI!!

 

Bir Site Koordinatörünün Bir Gazeteciye Yazdiklari.....
Yusuf İnan   (Genel Koordinatör)

Sayın Ayşem Yeğinboy (Yeni Asır Gazetesi);
Yazılarınızı zaman zaman okuyorum. Bu gün Leyla Zana başlıklı yazınızı da okudum. Yazınızda Leyla Zana ve PKK militanı arkadaşlarını milletçe mağdur konuma sokmuş olduğumuzu yazıyorsunuz.

Siz hiç www.sehitlerolmez.com sitesini ziyaret ettiniz mi ?
Bayramlarda şehitliklere gittiniz mi ?
Şehit çocuklarının şehitlikteki hatıra defterine yazdıklarını okudunuz mu ? Şehit eşlerinin fuhuş bataklıklarına düşme tehlikesi içinde olduklarını,eşlerinin şehit olmasıyla idamlık bir aile gibi ortada kaldıklarına şahit oldunuz mu?
Ailenizde şehit var mı ? Var ise, onların duygularını sordunuz mu ?
Sizce şehit eşleri, Leyla Zana kadar kadın  değiller mi?
Alsancak Hocazade camisi veya başka camilerdeki şehit cenaze törenlerine iştirak ettiniz mi ? Kapıcı bir babanın, Hakim oğlunun cenaze töreninde yaşananları gördünüz mü ?

Şehitler Ölmez, Vatan bölünmez sözlerini söyleyenlere inat yazdığınız bu yazı nedeniyle sizi kınıyorum.
Bu ülkede şehit yakınlarımı mağdur, yoksa bebek katilleri mi?
Kendi vatandaşlarını işkencelerle öldüren PKK terör örgütü mü mağdur, ŞEHİT AİLELERİ mi mağdur? Kolsuz bacaksız, gaziler mi mağdur, Leyla Zana ve bölücü başımı mağdur?

10 yıldır hapisteler diye üzülüyorsunuz, peki 10 yıldır gencecik askerlerimizin kara toprağın altında olmaları sizi üzmüyor mu ?
Leyla Zana' nın hayat hikayesini bir güzel öğrenmişsiniz, hangi şehidimizin hayat hikayesini Leyla Zana kadar biliyorsunuz ve köşenizde yazdınız, yazdınız da ben mi görmedim?
Vahşi Kürt diye bu ülkede kime haksızlık yapıldı ?
Bu Şehitler 10 Yıldır Toprağın altında.
TSK 'da doğu kökenli ne kadar general var araştırdınız mı ?
Bu ülkenin Cumhurbaşkanı " benim ninem de kürt "demedi mi ?
Şu an Sayın İçişleri Bakanı, Milli Eğitim Bakanı İzmir' li mi sizce ?
İzmir Valisi Sayın Yusuf Ziya Göksu 'nun memleketini de bilmiyorsanız, bu köşede yazı yazmayınız. Sizce Çanakkale de koyun koyuna yatan
"Kürt Mehmetler" ne için şehit oldular ?
Onlar, Leyla Zana ve arkadaşları kadar akıllı  değiller miydi?

Eğer vicdanınız size yol göstermiyor, aklınız sizi yanlış mecralara yönlendiriyorsa, bu ülkenin ekmeğini yiyerek, bebek katillerini mağdur ilan ederek ahkam kesemezsiniz! Leyla Zana ve arkadaşlarının yaptıkları tüm delilleriyle ortada iken, bağımsız yargı kararını 2. kez vermişken siz ne hakla suçluları "mağdur ediyoruz" diyebiliyorsunuz.

Lütfen bu yazınız nedeniyle Türk halkından ve şehit yakınlarından özür dileyiniz! Aksi halde sizin ve hala size kucak açan Yeni Asır gazetesinin tüm Türkiyede protesto edilmenizi sağlayacağız. Deniz Web Tasarıma ait 55 web sitesi ve www.sehitlerolmez.com sitesi özür dilememeniz halinde bu görevi seve seve yerine getirecektir. Sitelerin gücünü merak ediyorsanız günlük 50 milyon hit aldığını söyleyebilirim. Terör size ulaşmadan, hissedemediğiniz o acıyı, önceden hissetmeniz dileğiyle...


MUTHIS BIR ANLATIM VE COK ANLAMLI BIR HIKAYE!!OKUMADAN GECMEYIN DERIM.

 

 >>>>Bir gün bir profesör, masasının üzerinde birkaç kutu olduğu
>>>> >>halde felsefe dersindedir. Ders başladığında, hiçbir şey
>>>> >>söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve
>>>>içerisini
>>>> >>tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup
>>>> >>dolmadığını sorar,Öğrenciler ittifakla kavanozun
>>>> >>dolduğunu ifade ederler,Bu sefer profesör önündeki kutulardan
>>>>bir
>>>> >>tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza
>>>>döker,
>>>> >>böylece çakıl taşları kayarak, tenis
toplarının aralarındaki
>>>> >>boşlukları doldurur.Ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup
>>>> >>dolmadığını sorar,Onlar da "evet" doldu derler.Tekrar
>>>> >>profesör masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve
>>>>içindeki
>>>> >>kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl
>>>>taşlarının
>>>> >>aralarındaki boşlukları doldurur.Ve tekrar öğrencilere
>>>>kavanozun
>>>> >>dolup dolmadığını sorar,öğrenciler de koro halinde "evet"
>>>>derler.Bu
>>>> >>sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi
>>>>alır
>>>> >>ve kavanoza boşaltır, kahve de kumların arasında kalan
>>>>boşlukları
>>>>
>>doldurur.
>>>> >>Öğrenciler gülerler!
>>>> >>Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek "eveet" diyerek;
>>>>ben
>>>> >>“Bu  kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye
>>>> >>çalıştım" der.Şöyle ki;bu tenis topları hayatınızdaki önemli
>>>> >>şeylerdir; dininiz,
>>>> >>ibadetleriniz, aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz,
>>>>arkadaşlarınız ve
>>>> >>sizin için önemli olan şeylerdir. Şayet diğer şeyleri
>>>>kaybetseniz
>>>> >>de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.O çakıl
>>>>taşları
>>>> >>ise daha az önemli olan diğer şeylerdir;
>>>> >>işiniz, eviniz, arabanız vs. Kum ise diğer
ufak tefek
>>>> >>şeylerdir."Şayet kavanoza önce kum  doldurursanız..." diye,
>>>> >>anlatmaya devam eder, "çakıl taşlarına ve özellikle de tenis
>>>> >>toplarına (yeterli) yer kalmaz.Aynı şey hayatımız için de
>>>> >>geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar,
>>>> >>israf ederseniz, önemli şeyler için vakit
>>>>kalmayacaktır.Dikkatinizi
>>>> >>mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin.
>>>> >>   Çocuklarınızla oynayın.
>>>> >>Sıhhatinize dikkat edin. Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin
>>>> >>ihtiyaçlarını karşılayın.
>>>> >>Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.
>>>> >>Öncelikleri, sıralamayı
iyi bilin.
>>>> >>Gerisi hep kumdur.
>>>> >>Bu ara bir öğrenci parmağını kaldırır ve sorar; "Pekiyi, o iki
>>>> >>fincan kahve nedir?"
>>>> >>Profesör gülerek: "Bu soruyu sorduğuna sevindim. Hayatınız ne
>>>>kadar
>>>> >>dolu  olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle
>>>>bir
>>>> >>fincan kahve  içecek kadar vakit ayırın!"


 
>Uluslararasi ölçekte bir kadin arastirmasi
>yapan sosyolog, dünyanin
>
>çesitli ülkelerinde kadinlara bir soru sormus.
>
>"Kocanizi baska bir kadinla yakalarsaniz ne yaparsiniz??? " SONUCLAR HAYLI KOMIK:))HELEDE TURK ISE:))SAKADIR DIYE UMUYORUZ:))
>
>Soruya ülkelere göre verilen yanitlar ise söyle olmus:
>
>Isveçli : Neyimi begenmedigini sorarim.
>
>Rus : Evi terk ederim.
>
>Fransiz : Sesimi çikarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini
>
>isterim.
>
>Italyan : Kadini vururum.
>
>Ispanyol: Kocami vururum.
>
>Yunanli : Her ikisini de vururum.
>
>Türk : Benim kocam yapmaz

 


 

İTİBAR VE KARAKTER DENGESİ

Itibarı, içinde yaşadığın ortam belirler ;karakteri, inandığın doğrular...

Itibar, sandığın şeydir;karakter olduğun şey...

Itibar fotoğraftır;karakter ise yüz..

Itibar dışardan gelir; karakter içerden..

Itibar, yeni bir topluluğa girdiğinde sahip olduğundur;karakter giderken
elinde olan..

Itibarin bir anda olur;karakterin , ömür boyunca..

Itibarin bir saatte öğrenilir; karakterin bir yılda açığa çıkmaz..

Itibar mantar gibi büyür; karakter sonsuza kadar sürer

Itibar zengin veya fakir yapar; karakterse mutlu ya da mutsuz..

Itibar insanların mezar taşına kazıdıklarıdır;karakter meleklerin ALLAH
huzurunda senin için söyledikleri.

 


İşte hayatınızı kurtaracak 16 ipucu


SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN GÜZEL BİLGİLER


Londra'daki King College Hastanesi  Yaşlanma Bilimi Enstitüsü tarafından
yapılan bir araştırma,  vücudumuzun bize hayatımızı kurtaracak tam 15 ipucu
verdiğini ortaya  koydu.
Sağlıklı yaşam konusunda birçok araştırmaya  imzasını atan; Londra'daki
King College Hastanesi Gerontoloji (yaşlanma  bilimi) Enstitüsü'nde
araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Wale, "Sadece parmaklarınızın
uzunluğu bile sizin sağlığınız  hakkında kayda değer bilgi sahibi olmamızı
sağlıyor aslında. Siz de  vücudunuzla ilgili önemli detaylara; dikkat
ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz " diyor ve ekliyor: "Vücudunuz; siz
fark  etmeden sağlığınızla ilgili en önemli ipuçlarını veriyor.
"Prof. Wale'ye göre, tırnaktan gözlere, doğum  kilosundan avuç içine kadar
vücuttaki her şey birer gösterge. O halde  bir test yaparak ne kadar
sağlıklı olduğumuzu anlamak mümkün. Wale'nin "İşte hayatınızı kurtaracak 16
ipucu" dediği test şöyle:

1.Tırnaklar  :
Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik  yada; morluk görürseniz
bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz  anlamına gelebilir.
Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde  tümsekler olması da
nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya  olduğunuzu
gösterebilir.

2. Nefeslerinizi sayın   :
Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp  veriyorsanız sağlıklı
ciğerlere sahipsiniz demek... Eğer 25 kez nefes  alıp veriyorsanız o zaman
sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

3.  Gözler  :
Aynada gözlerinizden birine bakın. İris'in  etrafında beyaz bir daire varsa
kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekilde yaklaşan kalp
sorunlarının da en büyük habercisi.

4. Avuç içinize bakın :
Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı  ve lekelilerse
karaciğerinizde sorun var demek.

5. Hafıza  kontrolü  :
Bir tepsinin üstüne rasgele 10 eşya  koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın.
Kaç tanesini  hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer'le
karşılaşma  riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.

6. Kas  kontrolü  :
Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz  olsun. Bir bacağınızı havaya
kaldırın. Bir kişinin ayağınıza  bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere
düşüyorsa,kaslarınız da bir  zayıflık olduğu anlamına geliyor.

7. Görünüş  :
Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine  bir cetvel yerleştirin.
Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin  kartı en rahat
okuduğunuz uzaklığı ölçün.
Ne kadar yakına gelirse  gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz
sağlığınızın iyi olduğu anlamına  geliyor.

8. Tiroit misiniz?  :
Kollarınızı yere paralel olarak tam karşınızda  birşeye uzanıyormuş gibi
uzatın. Ellerinize dikkat  edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o
zaman tiroit olma  riskiniz çok.

9. Düz yürümek  :
Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin.  Üzerinde rahat rahat
yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu  iyi işliyor demektir.

10. Doğum kilonuz  :
Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun  altında doğmuşsanız kalp
sorunlarıyla karşı karşıya  kalabilirsiniz.

11. Beliniz kalın mı?   :
Vücut şekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız  belinizin çevresinde
toplanıyorsa, kalp sorunu yaşama riskiniz daha  fazla.

12. Tuvalet sıklığı  :
Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme  ihtiyacı mı hissediyorsunuz?
Diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık  tuvalete gitmektir.

13. Nabız kontrolü  :
Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun  yaşayacaksınız demektir.
Yani nabzınız 70'in altındaysa sağlıklısınız  anlamına geliyor.

14.Dişlerinizi fırçalayın  :
Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede  demektir.

15. Parmak uzunluğu  :
İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan  kişilerin kalp krizi
geçirme riski daha fazla.


16. Ayak  bilekleri  :
Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına  bastırın. Eğer
bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer,
böbrek sorunlarıyla karşı  karşıya kalabilirsiniz.


Dr. Ahmet   Cetinbudaklar

 


 

 

 

 

ALEMLERIN SULTANIN MIRAC'A CIKIS OYLUSU..

 

Mirac Kandili

Recep ayının 27. gecesine denir. Bu gecede Hz. Muhammed Mekke´deki Mescidi Haram´dan, Kudüs´teki Mescidi-i Aksa´ya götürülmüştür. Oradan da gökleri aşarak, Cenab-ı Allah´ın katına ulaşmıstır. Bu olaya Mirac denir. Beş vakit namaz, bu gecede farz olmuştur.

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Mekke halkı, Peygamber efendimize, iman etmiyor, Müslümanlara, sıkıntı verip, işkence ediyorlardı. Resulullah efendimiz bu hale çok üzülüyordu. Hicretten bir yıl önce, elliki yaşında iken, Zeyd bin Harise hazretleri ile Taif’e gitti. Bir ay kadar Taif halkına nasihat ettiği halde, kimse imana gelmediği gibi eziyet ve işkence ettiler. Üzgün bir şekilde oradan ayrıldı. Doğruca amcasının kızı Ümm-i Hani’nin evine gitti. Ümm-i Hani, Peygamber efendimizin düşmanlarının çokluğunu düşünerek, evin önünde nöbet tutmaya başladı.
Peygamber efendimiz, o gün çok incinmişti. Buna rağmen, abdest alıp, Rabbine yalvarmağa, af dilemeğe, kulların imana gelmesi, saadete kavuşmaları için dua etmeye başladı. Çok yorgun, aç ve üzüntülü olduğu için hasır üzerine uzanıp uyuya kaldı.
O anda Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselama buyurdu ki:
“Sevgili Peygamberimi çok üzdüm. Mübarek bedenini, nazik kalbini çok incittim. Bu halde, yine bana yalvarıyor. Benden başka, hiçbirşey düşünmüyor. Git! Habibimi getir! Cennetimi, Cehennemimi göster. O’na ve O’nu sevenlere hazırladığım ni’metleri görsün. O’na inanmıyanlara, hazırladığım azabları görsün. O’nu ben teselli edeceğim.”
Cebrail aleyhisselam, gelip uyur halde görünce, uyandırmaya kıyamayıp, ayağının altını öptü. Peygamber efendimiz hemen uyanıp, Cebrail aleyhisselamı karşısında görünce, “Ey Cebrail kardeşim! Böyle vakitsiz niçin geldin. Yoksa bir hata mı ettim. Rabbimi gücendirdim mi? Bana acı haber mi getirdin? diye sordu. Hz. Cebrail:
“Ey bütün yaratılmışların en üstünü, yaratanın sevgilisi, Peygamberlerin efendisi, iyilikler ve üstünlükler kaynağı olan şerefli Peygamber! Rabbin sana selam ediyor. Hiçbir Peygambere, hiç bir mahlukuna vermediği nimeti sana ihsan ediyor. Seni kendine davet ediyor. Lütfen kalk, buyur gidelim.” dedi.
Bunun üzerine beraberce Kâbe yanına geldiler. Sonra Cennetten gelen Burak adındaki beyaz hayvana binip, bir anda Kudüs’te, Mescid-i Aksa’ya vardılar. Geçmiş Peygamberlerden bazıların ruhları insan şeklinde orada idi. Cemaatle namazdan sonra mescitten çıkıp bilinmeyen bir Mirac ile, bir anda, yedi kat gökleri geçtiler. Cebrail aleyhisselam, Sidre’de kaldı.
Peygamber efendimiz, Cenneti, Cehennemi, sayısız şeyleri görüp, Refref adındaki bir Cennet yaygısı üstünde olarak Kürsi, Arş ve Ruh alemlerini geçip, bilinmeyen, anlaşılamıyan, anlatılamıyan şekilde, Allahü teâlânın dilediği yüksekliklere ulaştı.
Mekansız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü teâlâyı gördü. Hiçbir mahlukun bilemiyeceği, anlıyamıyacağı nimetlere kavuşup, bir anda, Kudüs’e ve oradan Mekke-i mükerreme’ye Ümm-i Hani’nin evine geldi. Yattığı yer henüz soğumamış, leğendeki abdest suyunun hareketi durmamıştı.
Peygamber efendimiz sabahleyin Kâbe yanında Miracını anlatınca, işiten müşrikler, inkâr edip, alay etmeğe başladılar. Müslüman olmağa niyetli olanlar vazgeçtiler.
Müşrikler, hazret-i Ebu Bekr’e gidip durumu anlattılar. Hazret-i Ebu Bekr, “Eğer O söyledi ise, inandım. Bir anda gidip gelmiştir.” diyerek hemen Peygamber efendimizin yanına geldi. Yüksek sesle, “Ya Resulallah! Mi’racınız mübarek olsun! Allahü teâlâya sonsuz şükürler ederim ki, bizleri, senin gibi büyük Peygambere, hizmetçi yapmakla şereflendirdi. Parlıyan yüzünü görmekle, kalblerini alan, ruhları çeken tatlı sözlerini işitmekle ni’metlendirdi. Ya Resulallah! Senin her sözün doğrudur. İnandım. Canım sana feda olsun!” dedi.
Resulullah efendimiz çok sevindi; bu samimi bağlılığından dolayı Ebu Bekr’e “Sıddîk” dedi. Bu adı almakla, bir kat daha yükseldi. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü oldu.

 

 

 

Miraç, Efendimiz'in (sav) mübarek cismaniyeti ile yaptığı ve netice itibariyle mucize olan kutlu bir seyahattır. Bu kutlu seyahat, O'nun için de bizim için de her zaman bir iftihar vesilesidir.


Daha önce, Rahmet Peygamberi'nin (sav) yolculuğu ölçüsünde ve seviyesinde, hiç kimseye böyle bir yolculuk müyesser olmamıştır. Evrensel bir nübüvvetle gönderilen Nebiler Serveri'nin (sav), bütün enbiya-i izamın cihetü'l-vahdetini cami olması itibariyle bu kutlu seyahatinde farklı farklı sema tabakalarında bulunan enbiyanın hemen hepsinin bulunduğu makamdan geçerek onlarla görüşmesi.. vb. gibi karakteristik bir çizgi takip etmesi yönüyle, böyle bir seyahat, hem bir ilktir, hem de son. Böyle olduğu içindir ki o, ayrı ayrı her sema kapısını çaldığında Hz. Cebrail, O'ndan evvel kimseye açmamakla emrolunduğunu söylemiş ve "Bu kapılar şimdiye kadar hiç kimseye açılmadı." demiştir.


Burada bahis mevzu edilen "gök kapısı", "açılma" ve "yol verme" gibi ifadeler, elbetteki bizim anladığımızdan farklı şeylerdir. Dolayısıyla Cebrail'in (as) gök kapılarını Efendimiz'e (sav) açmasını yukarıya doğru yükselirken karşılarına çıkan bazı kapıların açılması şeklinde anlamak avamca bir yaklaşımdır.


Evet, Hatemu'l-enbiya olan Efendimiz'den (sav) önce hiç kimseye açılmayan kapılar, ilk defa O'na açılmıştır. Buradan hareketle, o kapıların Nebiler Serveri'nden (sav) sonra da bazılarına açılabileceği söylenilebilir. Ne var ki burada akla, "acaba ümmet-i Muhammed diğer peygamberlerden daha mı faziletli ki, kapılar kimseye açılmadığı halde onlara açılıyor?" şeklinde bir soru gelebilir. Hemen şunu belirtmeliyim ki, peygamberin fazilet, üstünlük ve hususiyeti onun peygamberliğine mahsustur ve herkes kendi miracı ile diğerlerinden farklıdır; yani her peygamber; hissi, duyusu, anlayışı ve şuuru ile mazhar olduğu mertebenin eridir. Onun arkasındakiler ise bu yolculuğu velayet kanatları ile gerçekleştirirler. Önemli olan, bu kutlu seyahati, Hakk'la münasebet içinde ve halkla beraber bulunma esprisi içinde gerçekleştirmektir. İşte bu yönüyle, zatında diğer insanlar enbiya-ı izama müsavi olmadıkları gibi onların yolculukları da peygamberlerin yolculuklarına müsavi olamaz. Ne var ki, İmam-ı Gazali, Muhyiddin İbn Arabi, İmam-ı Rabbani ve Üstad Bediüzzaman gibi bazı yüce ruh ve selim fıtratların, Efendimiz'in (sav) açtığı kapıdan, onun arkasında yürüyerek hakikat-ı Ahmediye'nin zılline ve cüziyetine ulaşmaları mümkündür.

 

 

 TUZSUZ DELI BEKIR KARDESIMIZIN SPACE INDEN SIZLERLE PAYLASMAK ICIN ALINMISTIR..YUREGINE SAGLIK DELI BEKIR..

 


>>>GÜNÜN SÖZÜ:
>>>
>>>Günümüzde insanlar her seyin fiyatini biliyor, fakat
>>>
>>>hiçbir seyin degerini bilmiyorlar.
>>>
>>>Oscar WILDE
>>>

 

January 24

MUZIGE DAIR HERSEY..

 

KADIN

Kİ mi der ki kadın
uzun kış gecelerinde
yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak
içindir. Kimi der ki ayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım. Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat
arkadaşımdır.

                    Nazım HİKMET

BIR ARAP KIZI BU KADARMI GUZEL SARKI SOYLER..DINLEYIN VE SIZ KARAR VERIN!

NANCY AJRAM VE TUM CLIPLERI ICIN TIKLAYIN

 

 

 

 

SAMI YUSUF HAKKINDAKI HERSEY BURDA!!

CHAT SAYFASI,SON CLIP LERI,FOTOGRAFLARI VE DOWLOAND PARCALARI,

EKTE ISTEDIGINIZ KISMA TIKLAMAK VE GEZMEK SIZE KALMIS!!

    

 

     

    

    

 

    

 

 


DJ AKMAN FULL ALBÜM

Dj akman-Ceza- Manyoxx- RaP

DJ Akman Son Nefes ft. - Kaderim Agliyor

DJ Akman Son Nefes ft. - Senin için Haykirdim

dj akman - anlayana (feat tehlikeli madde)

dj akman - kahpe hayat (feat crazy ossie)

DJ Akman - party breaker

DJ Akman - Seni Özlüyorum

Dj Akman - Sev sev

[b]Dj Akman - Sevdim ama sevilmedim

dj akman - yollar tukenmedi (feat son nefes)

DJ Akman Feat Son Nefes & Lady-E - Sevdan

DJ Akman Ft Azrail Familia - Savas

Dj Akman Ft Crazy Ossie $ Mc Serkan - Donme Bana

Dj Akman Ft Crazy Ossie $ Mc Serkan - Yarali Kalbim

DJ Akman Ft Tehlikeli madde - Gitme[

DJ Akman ft. Son Nefes - Anilar

DJ Akman ft. Son Nefes - Anne Anne

DJ Akman ft. Son Nefes - Ben Biktim artik

DJ Akman ft. Son Nefes - Birakma Beni

DJ Akman ft. Son Nefes - Boyle Gelmis Boyle Gider

DJ Akman ft. Son Nefes - Dünya

DJ Akman ft. Son Nefes - Farketmez

DJ Akman ft. Son Nefes - Gercekler

DJ Akman ft. Son Nefes - Hayati Sevemedim

DJ Akman ft. Son Nefes - Kaderim agliyor

DJ Akman ft. Son Nefes - Niye Gittin

DJ Akman ft. Son Nefes - Senin icin Hayirkirdim

DJ Akman ft. Son Nefes - Sira Geldi Sana

DJ Akman ft. Son Nefes - Yikilmak yok oyle

Dj-Akman-ED-BenmiyimYasayan

Dj-Akman-HepsiBenim

Dj-Akman-Yasamayi-Ogren

Dj Akman - Icim Yaniyor

DJ Akman- Dunya VurDUUuU

DJ - Akaman - Elveda Hollanda

DJ - Akaman - Elveda

DJ - Akaman - Fidayda

DJ - Akaman - Hasretinle Yana Yana

DJ - Akaman - Sevgilim icin

DJ - Akaman - son nefes

DJ - Akaman - Yasamayi ogren

DJ - Akaman - zeynom

DJ Akman-Tehlikeli Madde Bedua

DJ Akman Soyletmez Ft & Down 4 You - Beyaz Kefen Remix

DJ Akman Soyletmez ft - Vatan

DJ Akman Soyletmez ft - Sokak Cocuklari

DJ Akman Soyletmez ft - Sen Mutlu Ol Yeter

DJ Akman Soyletmez ft - Hayat

DJ Akman Soyletmez ft - Bir Tek Sen Varsin

DJ Akman Soyletmez ft -belalım

DJ Akman Son Nefes ft. - Sira geldi sana

DJ Akman Son Nefes ft. - Niye Gittin

DJ Akman Son Nefes ft. - Nereye Kadar

DJ Akman Son Nefes ft. - Gerçekler Geliyor

DJ Akman Son Nefes ft.- Farketmez

DJ Akman Son Nefes ft. - birzamanlar el eleydik

DJ Akman Son Nefes ft. - Birakma Beni

DJ Akman Son Nefes ft. - Ben Biktim Artik

DJ Akman Son Nefes ft. - Anilar

DJ Akman Ft. Hayalet - Aci Gerçekler

Dj Akman&Sadoooooooo

DJ Akman-Birtanem

DJ Akman-Dost Dedik Hayin Çıktı

DJ Akman-öZLEDİM

DJ Akman-Seni Seviyorum

DJ Akman-Seninle İlk Defa

Son Nefes Feat DJ Arda D Feat Intihar - Seninle ilk Defa (Comeback)

DJ Akman Volume 1

SJ Akman Volume 3

DJ Akman Volume 4

DJ Akman Volume 5

DJ Akman Alo

DJ Akman-seni özlemek

 
 
 
 


Go to fullsize imageGo to fullsize imageGo to fullsize imageGo to fullsize image

 

GENCEBAY BİYOGRAFİ

 

klasikler_1.jpg

4 Ağustos 1944 yılında Samsunda doğdu. Müziğe 6 yaşında Klasik

Batı Müzikçi Emin Tarakçı Hocadan keman ve mandolin dersleri alarak başladı. 7 yaşında Türk Müziğini ve bağlamayı kucakladı. 10 yaşında beste çalışmalarına başladı. 13 yaşında babasının teşvikiyle Türk Sanat Müziği ve tamburla tanıştı.

Samsundaki ve İstanbuldaki halk evleri, müzik cemiyetleri ve müzik derneklerinde çalıştı, kurucularından oldu. İstanbul Belediye Konservatuarına girdi ve icra heyetinde bulundu.

16 yaşından itibaren caz ve rock müziği ile ilgilendi. Batı nefesli sazlarından oluşan orkestralarda tenor saz çalarak görev yaptı.

20 ve 22 yaşlarında Ankara ve İstanbul Radyo Evi TRT sınavlarına girdi, üst düzeyde başarıyla kazandı. 1967 yılında İstanbul Radyo Evinde bir süre çalıştı ve ayrıldı.

1000 e yakın bestesi olan Orhan GENCEBAY, 400 e yakın bestesini kendi sesiyle seslendirdi.

90 a yakın filmde Müzik Direktörlüğü yaptı. 36 sinema filminde başrol oynadı, televizyon için diziler ve Show programları yaptı...

Orhan GENCEBAY a göre Türk Müziğinin daha zengin bir hale gelmesi için müziğimizin tüm geçmişi ve çeşitleriyle yeniden ele alınıp analiz edilmesi gerekiyordu. Türk Müziğinin buna ihtiyacı vardı ve bu analizi aslında müzik enstitüleri yapmalı, buradan çıkan sonuçlar akademik öğretiler olmalıydı.

Orhan GENCEBAY, bu düşünce ile müzikte kendine göre araştırmalar ve serbest çalışmalar yaptı. Bu yaptığı çalışmalara başkaları Arabesk ismini verdiyse de Orhan GENCEBAY, bu değerlendirmeyi yanlış diyerek kabul etmedi.

Orhan GENCEBAY a 1999 yılında Devlet Sanatçısı unvanı verildi. 1968 yılında kendi sesiyle yorumladığı ilk 45lik plaktan bugüne kadar yasal olarak yaklaşık 60 milyon plak ve kaset tirajı olan Orhan GENCEBAY ın yasal olmayan korsan yapımlarla beraber 150 milyon tirajı olduğu tahmin ediliyor.

Orhan GENCEBAY ın dokuz üniversite tarafından verilen uluslararası Montu Doktorası var. Orhan GENCEBAY ın bestelerinin her biri kaset ve plak satış rekorları kırarken, aynı zamanda başrolünü oynadığı sinema filmleri de hasılat rekorları kırmıştır.

GENCEBAY besteleri Akdeniz ülkelerinde, Orta Doğuda, Orta Asya da, Avrupa da Türklerin bulunduğu her yerde dinlenmiş ve adaptasyonları yapılmıştır. GENCEBAY hakkında 20ye yakın kitap yazılmış, ansiklopedilerde yer verilmiş ve bir çok üniversitede GENCEBAY la ilgili tezler hazırlanmış ve araştırmalar yapılmıştır.

Şu an Türkiye de internet üzerine en fazla web sayfası bulunan ve en çok ziyaret edilen sanatçıların başında gelmektedir

PLAK VE KASETLERİ

 

MUSALLA TAŞI --- 1967

diskografi_frame_10.jpg

1 - Musalla Taşı (Meyhaneci Sırdaşım)
2 - Vicdan Azabı
3 - Efkar Bastı Gönlümü
4 - Gönül Fırtınası
5 - Ben Sevdim De Ne Oldu
6 - Kabahat Seni Sevende
7 - Hor Görme Garibi
8 - Sevenler Mesut Olmaz
9 - Her Cefa Beni Buldu
10 - Başa Gelen Çekilirmiş

BATSIN BU DÜNYA --- 1974

p03.jpg

1 - Batsın Bu Dünya
2 - Hayat Kavgası
3 - Benim Dünyam
4 - Ben Doğarken Ölmüşüm
5 - Sevmiyorum Deme
6 - Duyun Beni
7 - Bir Araya Gelemeyiz
8 - Dertler Benim Olsun
9 - Gönül
10 - Sen Hayatsın Ben Ömür

SARHOŞUN BİRİ --- 1976

p05.jpg

1 - Seni Buldum Ya
2 - Bağrımda Bir Ateş
3 - Bunca Yıl Habersiz
4 - Beni Böyle Sev
5 - Boynu Bükük Sevgililer
6 - Sarhoşun Biri
7 - Yasamak Bu Değil
8 - Kader Diye Diye
9 - Nerede
10 - Sen De Bizdensin

YARABBİM --- 1978

p07.jpg

1 - Yarabbim
2 - Çilekeş
3 - Doğan Bir Pişman
4 - Dalga Dalga
5 - Felekle Sohbet
6 - Aşk Değil
7 - Acı Göz Yaşlarım
8 - Bir Görüşte Aşık Oldum
9 - Öldürdün Beni
10 - Vaktinde Gel Sevgilim

BEN TOPRAKTAN BİR CANIM --- 1980

p09.jpg

1 - Gitme
2 - Gurbet
3 - Vefasız Aşk
4 - Eyvah
5 - Hatıralar
6 - Ben Topraktan Bir Canım
7 - Ben Ne Yaptım
8 - Aşkta Cimrilik Olmaz
9 - Garip
10 - Güle Güle

BİR DAMLA MUTLULUK --- 1982

p11.jpg

1 - Ziyankar
2 - Öyle Bir Aşk
3 - Doğan Bir Pişman
4 - Seveceksin
5 - Sende Seversin
6 - Bir Damla Mutluluk
7 - Bilmez İnsan Kadrini
8 - Gitme
9 - Bırakında Yaşayalım
10 - Bağlama Solo

DİL YARASI --- 1984

p13.jpg

1 - Gitti De Gitti
2 - Dil Yarası
3 - Kahrolayım
4 - Anlatamam Ki
5 - Sen Sev Beni
6 - İlk Göz Ağrım
7 - Zulüm
8 - Sevecekmiş Gibisin
9 - Hangi Rüzgar
10 - İzin Ver Şu Gönlüne

CENNET GÖZLÜM --- 1987

p15.jpg

1 - Dünya Dönüyor
2 - Canın Sağ Olsun
3 - Diyemedim Ki
4 - Kal Sağlıcakla
5 - Cennet Gözlüm
6 - Benim Değil
7 - Nerdesin Sevgilim
8 - Niye
9 - Ne Oldu Gülüm
10 - Dön

EMRİN OLUR --- 1988

p17.jpg

1 - Emrin Olur
2 - Ne Olacaksa Olsun
3 - Asla
4 - Farkı Var (Küçüksün Yavrum)
5 - Tövbe
6 - Vur Da Öyle Git
7 - Allah'ın Emriyle
8 - Tekrar Doğda Gel
9 - Bir İçim Su Gibisin
10 - Sevme Gönlüm

UTAN / DOKUNMA --- 1990

p19.jpg

1 - Utan
2 - Gölgeler
3 - Dilenci
4 - Aklımı Aldılar
5 - Bilseydim
6 - Dokunma
7 - Gözü Var
8 - Hadi Git
9 - Suç Değil
10 - Daha Ne Olsun

SENDE HAKLISIN --- 1992

p21.jpg

1 - Tek Hece (...Aşk)
2 - Gücün Yeterse
3 - Kime Ne
4 - Sende Haklısın
5 - Hep O Yerdesin
6 - Yasak Resim
7 - İki Elin Kanda Olsa
8 - İlah Gözlerin
9 - Unutulmaz
10 - Resminle Ağladım
11 - Ayşen

GÖNÜL DOSTU --- 1995

p23.jpg

1 - Neyi Değiştirdik Ki
2 - Yanar Yine Bu Yürek
3 - Bulunur
4 - Çakmak Çakmak Gözler
5 - Gidecek Yerim Olsaydı
6 - Gelin Birlik Olalım
7 - Almina
8 - Sadakan Olsun
9 - Sen Bilirsin
10 - Ne Çıkarsa Bahtına

CEVAP VER --- 1999

p25.jpg

1 - Cevap Ver
2 - Deryada Bir Salım Yok
3 - Yakılacak Yara (İçtim)
4 - Sevda Borcun Var
5 - Eski Kavak Yelleri
6 - Sen Farklı Birisin
7 - Ayşe
8 - Giden Gelmez Yerine
9 - Sevenlere Saygı Kalmamış
10 - Kaçırcem Seni
11 - Kader Çıkmazı

KLASİKLER_1 --- 1998

klasikler1_05.jpg

KASET --- 1

1 - Batsın Bu Dünya
2 - Hatasız Kul Olmaz
3 - Bir Teselli Ver
4 - Yarabbim
5 - Meyhaneci (Musalla Taşı)
6 - Kır Gönlünün Zincirini
7 - Ümit Şarkısı
8 - Bunca Yıl Habersiz
9 - Beni Böyle Sev
10 - Kaderimin Oyunu
11 - Dertler Benim Olsun
12 - Yorgun Gözler

KASET --- 2

1 - Çilekeş
2 - Bir Görüşte Aşık Oldum
3 - Hor Görme Garibi
4 - Vazgeç Gönlüm
5 - Aşk Pınarı
6 - Sende Bizdensin
7 - Akşam Güneşi
8 - Dönmeyen Yıllar
9 - Benim Dünyam
10 - Kabahat Seni Sevende
11 - Ziyankar
12 - Bitecek Dertlerimiz

BİR TESELLİ VER --- 1968

p02.jpg

1 - Bir Teselli Ver
2 - Sev Dedi Gözlerim
3 - Beni De Allah Yarattı
4 - Severek Ayrılalım
5 - Ümitsiz Aşk
6 - Aşk Pınarı
7 - Bağrıma Taş Bastım
8 - Yorgun Gözlerim
9 - Ben Eski Halimle Daha Mesuttum
10 - Kaderimin Oyunu

HATASIZ KUL OLMAZ --- 1975

p04.jpg

1 - Hatasız Kul Olmaz
2 - Karaçalı
3 - En Büyük Sır
4 - Sevmenin Zamanı Yok
5 - Sev Dedi Gözlerim
6 - Akşam Güneşi
7 - Kimi Sarsın Ellerim
8 - Uğrunda Bir Ölmek Kaldı
9 - Aşkımızın Duası
10 - Aşk Pınarı

BENİM DERTLERİM --- 1977

p06.jpg

1 - Zamansız Rüzgâr
2 - Zalimsin
3 - Seveceksin
4 - Tutuldu Ellerim
5 - Her Günüm Gamlı Geçer
6 - Kaderimi Çiziyorum
7 - Sevmek Ne Güzel
8 - Felekten Beter Vurdu
9 - Bir Zaman Ağlayıp
10 - Sen
11 - Bitecek Dertlerimiz

AŞKI BEN YARATMADIM --- 1979

p08.jpg

1 - Zaman Akıp Gider
2 - Nereden Bileceksin
3 - En Büyük Dert
4 - Vazgeç Gönlüm
5 - Ne Geçti Ki Eline
6 - Kır Gönlünün Zincirini
7 - Yokluk
8 - Bulamadık Ki
9 - Kara Toprak
10 - Vaktinde Gel Sevgilim

KÖRDÜĞÜM --- 1981

p10.jpg

1 - Kördüğüm
2 - Veda Edeceksen Et
3 - Dalga Dalga
4 - Vazgeç Gönlüm
5 - Ne Geçti Ki Eline
6 - Üç Günlük Dünya
7 - Dönmeyen Yıllar
8 - Yokluk
9 - Vaktinde Gel Sevgilim
10 - Felekle Sohbet

LEYLA İLE MECNUN --- 1983

p12.jpg

1 - Al Senin Olsun
2 - Kolay Değil
3 - Allah Bizimledir
4 - Bir Yudum Mutluluk
5 - Beklemek İbadet Kalmak Zulümdür
6 - Leyla İle Mecnun
7 - Ziyankar
8 - Haberin Var Mı
9 - Öyle Bir Aşk
10 - Nazar Boncuğu

BENİ BİRAZ ANLASAYDIN --- 1986

p14.jpg

1 - Farkında Mısın
2 - Beni Biraz Anlasaydın
3 - O Sen Miydin
4 - İkimizden Bir Kalmadı
5 - El Hatırına
6 - Elhamdülillah
7 - Bilmezsin O Felek
8 - Hem Çare Hem Dertsin
9 - Büyük Aşkımız
10 - En Büyük Duygu

AKMA GÖZLERİMDEN --- 1987

p16.jpg

1 - Dünya Dönüyor
2 - O Benim
3 - Akma Gözlerimden
4 - Eyvallah
5 - Oldu Mu Yavrum Oldu Mu
6 - Giderim
7 - Zalimden Öte
8 - Ha Varsın Ha Yoksun
9 - Yıldız Falı
10 - Dünya Dünya

YA EVDE YOKSAN --- 1989

p18.jpg

1 - Ya Evde Yoksan
2 - Seni Arıyorum
3 - Nazar Değmez
4 - Bahçevan
5 - Uyu Ey Gönlüm
6 - Gözüm Sende
7 - Hep Böyle Kal
8 - İç Benim İçin
9 - Değişmem Gerek
10 - Sev Gönlünce Yaşa

HASRET RÜZGARI --- 1991

p20.jpg

1 - Hasret Rüzgarı
2 - Acaba Nerde
3 - Allah'ım Sen Beni Koru
4 - Ne Kaybederdin
5 - Güzelsin
6 - Nikriz Rüyası
7 - Mevsim Mevsim
8 - Gözüm Kesmiyor
9 - Sana Yakışmaz
10 - Yağmur Olsan
11 - Aşkımı Sakla
12 - Gönül Nikahı

YANLIZ DEĞİLSİN --- 1994

p22.jpg

1 - Aklım Takıldı
2 - Al Hançeri
3 - Yalnız Değilsin
4 - Ayrılık Nikahı
5 - Gönülden Gönüle
6 - Nihavent Uvertür
7 - Çoban Kızı
8 - Gönül Dağı
9 - Bir Özürle Dil Aşınmaz
10 - Demedim Mi
11 - En Nihayet Bir İnsansın
12 - Gencebay Oryantal

KİRALIK DÜNYA --- 1996

p24.jpg

1 - Bir De Sen Vurma
2 - Müsaaden Olursa Ben Gidiyorum
3 - Kiralık Dünya
4 - Küstüm Çiçeği
5 - Bakırköy'den Mektup Var
6 - Sevme Bensiz
7 - Sıra Sende
8 - Aşk Sensiz Olmaz
9 - Ne Değişti
10 - Çok Görme Bana

İDEAL AŞK --- 2002

p28.jpg

1 - İdeal Aşk
2 - İdeal Aşk (Remix)
3 - İdeal Aşk (Enstrümantal)
4 - Batsın Bu Dünya (1975 Orijinal)
5 - Batsın Bu Dünya (Enstrümantal)
6 - Batsın Bu Dünya (Remix)

KLASİKLER_2 --- 2001

klasikler2_05.jpg

KASET --- 1

1 - Dil Yarası
2 - Bir Araya Gelemeyiz
3 - Bilmesin O Felek
4 - Dünya Dönüyor
5 - Yaşamak Bu Değil
6 - Tanrıya Feryat
7 - Ayşe
8 - Kahrolayım
9 - Dilenci
10 - Güle Güle
11 - Seni Buldum Ya
12 - Leyla İle Mecnun

KASET --- 2

1 - Ben Topraktan Bir Canım
2 - Sarhoşun Biri
3 - Ben Doğarken Ölmüşüm
4 - Gönül Fırtınası
5 - Felekle Sohbet
6 - Duyun Beni
7 - Ben O Zaman Ölürüm
8 - Bana Çok Mu Görüyorsun
9 - Sevenlerin Kaderi
10 - Zelzele
11 - Sevgilim Dinle
12 - Goca Dünya

YÜREKTEN OLSUN --- 2005

p29.jpg

1 -------------------------------------------------............ Ben Kendim Bir Alemim ............--------------------------------------
2 -------------------------------------------------............ Seven Affeder ............------------------------------------------------
3 -------------------------------------------------............ Yürekten Olsun ............-----------------------------------------------
4 -------------------------------------------------............ Bozamazsın Beni Dünya ............-------------------------------------
5 -------------------------------------------------............ Kaz Mezarcı ............--------------------------------------------------
6 -------------------------------------------------............ İdam Mahkumu ............----------------------------------------------
7 -------------------------------------------------............ Hey Yabancı ............--------------------------------------------------
8 -------------------------------------------------............Hep Böyle Kalalım ............--------------------------------------------
9 -------------------------------------------------............Güloylom ............-----------------------------------------------------
10-------------------------------------------------............ Cana Doğru ............--------------------------------------------------
11-------------------------------------------------............ İpek Böceği ............--------------------------------------------------
12-------------------------------------------------............ Arıyorum ............----------------------------------------------------

BUNKLARI BİLİYOR MUYDUNUZ...?




*Sevenlere Saygı Kalmamış'ı 18 yaşında bestelemiştir.Giden Gelmez Yerine'yi 27 yılda bitirmiştir...

*İlk profesyonel müzik çalışması 14 yaşındayken olmuş ve dönemin starı Muzaffer Akgün'e çalmıştır...

*İlk müzik aleti olan mandolini babası 17 liraya almıştır...

*Selami Şahin ilk plağın yaşında çıkarmıştır.Okuduğu parça Sabır Taşı'dır...

*Bir filminde Gemilerde Talim Var'ı söylemiştir.Bu bir bahriyeli türküsüdür.Gencebay'da bahriyelidir...

*Bir Teselli Ver'i Londra'da tanıdığı Maria isimli bir İspanyol güzeline yapmıştır...

*Gencebay Yürekten Olsun'da grup bağlamalar hariç tüm bağlamaları kendisi çalmıştır...

*Divan sazı arıyorum şarkısında kullanmıştır...

*İdam Mahkumu yıllar önce Ferdi Cleyn orkestrasınca yorumlanmıştır...

*Kendisini TRT'den uzaklaştıran baş aktörlerden biri rahmetli Nida Tüfekçi Hoca'dır.Nida Bey'le Gencebay çok sonraları kendisiyle Ragıp ustanın atölyesinde karşılaşmışlardır.Gencebay'a saz çaldırmışlar ve Nida Hoca kendisinden özür dilemiştir...

*Gencebay 66 yılında ülke çapında saz çalma imtihanında A.Sağ ve Çinuçen Tanrıkorur'la birlikte derece almışlardır...

*TRT’de sanatçı olmak için yapılan saz sınavlarına girmiş ve şimdiye kadar alınmış en yüksek puanı almıştır.Hala bu puanı alan kimse yoktur.Bu rekorpuan bir başkası tarafından kırılamamıştır.(Artık siz düşünün ne kadar iyi saz çaldığını)

*Gençliğinde Hasköy'de haftada bir toplanır ve çayırlıkta sabahlara kadar saz çalarlarmış.Çayır falan kalmadı tabi şimdi...

*A.Sağ'la zamanın da sayısız albümde beraber çalmışlardır...

*Ferdi Tayfur'un ilk albümünün yönetmenliğini yapmış ve bağlamaları çalmıştır.Albüm tutmamıştır...

*Hakkı Bulut'un ilk albümünün orkestrasyonunu yapmış ve Arif Sağ'la sazlarını çalmıştır.Albüm tutmamıştır...

*İ. Tatlıses'in ilk albümün de A. Sağ'la birlikte saz çalmıştır.Bu ikili Mahsun-i Şerife bile saz çalmışlardır...

*Cem Karaca'nın grubunun bir şarkısına bağlama çalmıştır...

*Kervan Plak 74-80 döneminin en büyük firmasıdır.Sezen Aksu bile burada çalışmıştır.En güzel albümlerini bu firmada çıkarmıştır...

*TRT'ye ilk çıkışı 66 senesinde Ankara Radyosu Saz Sanatçısı iken olmuştur...

*Yasaklardan sonra TRT'ye ilk çıktığı akşam (1985) minibüsler çalışmamıştır...

*Cemal Safi'nin söylediğine göre Gencebay'ın yaptıkları bir anlamda buz dağının görünen yüzüdür.Gerisini siz hesaplayın...

ResimLer güzeL Dimi ? sakın KOPYALA-YAPIŞTIR yapmayın haa...:))ALACAKSANIZDA ADIMI UNUTMAYIN!!

January 23

BU DUA SEVENLERIN DUASI OLSUN..AMA ISALLAH HIC BUNA GEREK KALMASIN..

 

 
 
HAYAT ADINA BİR OZET CAN YUCEL'DEN,ERTELEMEDEN HAYATI OKUYUN DERIM!!
 
>BİLMELİSİN Kİ ...
>>> > >
>>> > >   Duvarda asılı diplomalar
>>> > > insanı insan yapmaya yetmez.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,
>>> > > anlam yükü o kadar azalır.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak
>>> > > arasında,
>>> > > çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
>>> > > Gerçek aşkların da!
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla
>>> > > ilgisi yok,
>>> > > ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Aile hep insanın yanında olmuyor.
>>> > > Akrabanız olmayan insanlardan
>>> > > ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
>>> > > Aile her zaman biyolojik değil.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Ne kadar yakın olursa olsunlar
>>> > > en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
>>> > > Onları affetmek gerekir.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
>>> > > Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
>>> > > dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş
>>> > > olabilir.
>>> > > Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   İki kişi münakaşa ediyorsa,
>>> > > bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
>>> > > Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
>>> > > Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Sevgiyi çabuk kaybediyorsun,
>>> > > pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
>>> > >
>>> > >   *Can YÜCEL*

 
          

 

     

                                                            

 

 

             

                            

Image Hosted by ImageShack.us

 ...

 

"AFİTAP-I HUSN-U HUBAN AKIBET EYLER UFUL"

"BEN MUHIBB-İ LAYEZDİM LAUHİBBÜL AFİLİN"

("GÜZELLİK YÜZLERİN,GÜZELLİK GÜNESİN SONUNDA BATAR,

BEN FANİ GÜZELLİKLERİ DEĞİL,BATMAYAN VE SONU OLMAYAN GÜZELİ SEVERİM.")

(ANONİM)

 
ADINI YAZMISSIM KALBIME SILMEYE KIMIN GUCU YETER SEVIYORUM SENI YASAKTA OLSA
 
AYIRMAYA KIMIN GUCU YETER AKLIMDAN CIKARTSALARDA KALBIMDEN CIKARMAYA KIMIN GUCU
YETER BE SOYLE BIRICIK BEBEGIM
 
 
 

      

COCUKLUMUZUN CIZGI FILMLERI ARASINDA BIR GEZINTIYE NEDERSINIZ?HEP BERABER NOJTALJI TURUNA CIKALIM...

 

YAKARİ : Allahım ne kadar eski ve iç bayıcı bir çizgiydi bu. İlkokuldaydım, her akşam köftemi yer, Yakari'yi seyreder, sonra da yatardım. O kadar sıkıcı olmasına rağmen herhalde geç yatayım diye izliyormuşum? Bir atı, bir de yakarikikuuu yukurikikuuu diye öte öte dolaşan bir kartalı vardı. Herşey ağırçekim gibiydi bu çizgide, fenalık basardı insana. Çabucak ta biterdi, gayet embesil bir şeydi, işte bir nesil bunu izleyerek uyudu. MUSTİ : Çarpık ağızlı ve de gömlekli bir kedi yavrusunun maceralarını anlatırdı bu çizgi dizi. Ben bunun daha çok Milliyet Kardeş dergisindeki çizgiromanlarını hatırlıyorum, sene 1984,  ilkokuldayım. Musti'nin pek bir olayı yoktu, tintin dolaşır, kirpi kardeş, tavşan kardeş, sevgi böceği tadında takılırdı. En önemli özelliği kollarıyla bacaklarını soba borusu gibi tuhaf tuhaf oynatarak yürümesiydi, sonradan aynı özelliği Star Wars'ta C-3PO'da görecek, Musti'yi rahmetle yadedecektik.


 
JUMBO JET SET : Bu da sanırım Yakari ve Musti gibi "Uykudan Önce" programında yayınlanan çizgilerden biriydi, Jumbo isimli çok şeker bir yavru uçağın (?????) maceralarını anlatırdı. Çok ta gaza getirici bir şarkısı vardı, bu eleman uçarken aşağıdan koyunlar, öküzler Jumbooo diye  bağırırdı, tabii ben de hemen gaza gelir  söylerdim. İşte ben uzun yıllar Jumbooo Juumbooo diye bağıra bağıra dolandım ortalıkta. ATOM KARINCA : Atom karınca süper güçlü bir karıncaydı, kellesindeki antenler cızzztt bızztt yapar, bizimki Süpermen'i utancından ağlatacak şekilde uçar, kahramanlıklar yapardı. Vallaha babam bunu pek severdi, herhalde ben de babam Atom karınca seyrettiği için maruz kalmışım. Babam gelecek yıllarda "atom karınca geliyooor" diye bağırmaya devam etti.


 
DEĞERLİ : Yaramaz köpek Değerli'nin en önemli özelliği "kih kih kih" diye gülmesiydi. Babamın favori çizgi filmlerinin başında gelirdi.Bu pire torbası it ortalığın tozunu atar, sahibesi yaşlı teyze de hiç bir şeyin farkında olmadığından  "aferim canım benim" diye Değerli'yi pohpohlardı. Sanırım bu teyze Tweety'deki yengeye ilham veren karakterdir, belki de kuzeni bilem olabilir. ARI MAYA : Annemin anlattığına göre ben Arı Maya izlerken o da yemeğimi ağzıma tıkarmış?? Ben bunu izlediğimi hiç hatırlamıyorum ama resimli bir kitabı bile varmış bende.  Bu da böyle kız mı erkek mi bilinmez bir arıydı, en azından ben hiç bilemedim, böle pösteki gibi yekpare bir saçı, çizgili donu vardı, çiçekten çiçeğe uçardı. Sevgi ve de mutluluk böcüğüydü kendisi.

 


NİLS VE UÇANKAZ : Bu çizgi film, Voltron'la beraber pazar sabahı uyumamızı engelleyen çizgilerden biriydi. Nils diye tembel bir çocuk artık sihirle mi, büyüyle mi neyse parmak kadar kalıyor, anaa pipim de bamya kadar oldu diye utancından kimsenin yüzüne bakamayacağı için kazına atlayıp çiftlikten kaçıyordu. Kazın ayağı ise başkaydı sayın seyirciler, ahaahahaa, evcil kaz Morton göçmen kuşlarla uçmayı kafasına koymuştu, azimle sıçan taşı deler sözünü kanıtlarcasına kendini kasarak uçmayı becermiş,o günden sonra bamya Nils olarak hatırlanan kahramanımız da bunun boynuna atlayarak çiftliği terketmişti. Serinin devamında bunların maceralarını izlemiştik. TONTONLAR : İşte bu Tontonlar, benim hayatta ilk fanatiği olduğum çizgi filmdi. HOP HOP HOP, DEĞİŞ TONTON diyerek biçimden biçime giren, form değiştiren, hamur gibi yaratıklardı bunlar, belki de o yüzden sevmişimdir. Ne var ki benim için büyük utanç kaynağı oldular, çünküm bu tontonlar bitince saatlerce ağladığım, ortalığı ayağa kaldırdığım, yıllarca bütün aile toplantılarında anlatıldı. O kadar fanatikmişim ki, tontonlu yastığım bilem varmış. Sarısı vardı bunların yastığın üzerinde, şimdilerde Aymar'ın reklamında kullanılan yaratık ta bize tontonları anımsatmaktadır.


 
KALIMERO :  Ama haksızlık bu öyle değil mi? Kafasında yarım kabuğuyla dolaşan ve her macerasında "ama haksızlık bu öyle değil mi?" diyen minik civciv Kalimero herkesin sevgilisiydi. Bizde bunu en çok annem beğenirdi, (yahu bizde ailecek bir çizgi film meselesi var ama dur çözecem ben bunu)  Çok şirindi, biraz da safdildi yanlış hatırlamıyorsam. Pt pıt dolaşır, başına bin türlü bela açar, kabak başına patlayınca da "ama haksızlık bu öyle dii miiii" diye sızlanırdı. Bizim nesil bu yerden bitme sayesinde haksızlıklara karşı sesini yükseltmeyi öğrenmiştir. TAŞDEVRİ : Büyük küçük herkesin sevgilisi olmuş fenomen bir çizgi filmdi, sadece çocukluğumuzda değil, hiç durmadan tüm hayatım boyunca yayınlandı, ben ömrümce Fred Çakmaktaş'la Barni Moloztaş izledim. Özellikle Fred'i seslendiren Sezai Aydın'ın başarısı bu çizginin popülaritesini çok etkilemiştir. Bunlar taşdevrinde yaşayan ama hertürlü modern eşyalara sahip tiplerdi. Filin hortumundan duş alır, pelikan kuşunu elektrikli süpürge niyetine kullanırlardı. Özellikle Fred'in bovling oynarken parmaklarının üzerinde yürümesine ve kaynanasını görünce "aaannneecciiğimmm" demesine çok gülerdik.


 
HEIDI : Kara saçlı ve domates yanaklı bir kızdı, kırmızı gömleği, pembe eteği ve kocaman bir poposu vardı, bu Heidi ne zaman dağlardan bayırlardan yuvarlansa eteği kafasına geçer, biz de bunun kocaman beyaz donlarını seyrederdik. Donlarını fora eden ilk çizgi karakter herhalde buydu. Keçi çobanı Peter'le dağbaşlarına çıkar oynaşırdı. En dikkat çekici bir diğer özelliği de yamuk ağzıydı. Bu kızın ağzı yanağından açılırdı. O da inadına o yamuk yandan ağzıyla "büyüükkbabaaa, büyüükbabaa" diye çığlıklar atar, büyükbaba da sussun diye buna keçi peyniri kızartırdı. Ah o peynirden nasıl canım çekerdi anlatamam. Sonradan Heidi büyük şehire inerek Clara ile arkadaş olmayı da ihmal etmedi. Ama peynirsiz yaşayamayacağı için dağlara geri dönmüştü. ŞİRİNLER : Şirinler 3 elma boyunda, mavi renkli ve de kukuletalı bir grup yaratıktı. Mantarların dibinde bir köyde yaşarlardı, köy imamı da Şirin baba diye sakallı muhterem bir zattı. Bunun donuyla şapkası kırmızı idi. Ama o da diğerleri gibi üstsüz gezerdi. Sonradan köye çirkin bir kız gelmiş, Şirin baba büyüleriyle kızı Britney Spears'a çevirmiş, ismini de Şirine koymuştu, Şirine yüzünden bütün şirinler birbirine girmişti. Bunların gözlüklü bilgin şirini, şişko aşçı şirini, uykucu tembel şirini, adaleli güçlü şirini vardı. Ama en güzeli peşlerindeki hain Gargamel'di, kedisi Azman'la bu dırdırcı Şirinler'i yakalamaya çalışır, birtürlü beceremezdi. Gargamel yıllar sonra sanal alemde bizim kuşağın en çok tercih ettiği takma ad olmuştu.

 
 

 
 
 
PEMBE PANTER : Herkes ıslıkla Pembe Panter'in müziğini öttürürdü, kendisi bizim ailede kısaca Pembo diye bilinirdi çünkü babam pek severdi bunu, bi samimiyetimiz vardı yani, pembo aşağı pembo yukarı ahahaah. Sessiz sakin dolaşır, olayları çözer, kuyruğunu eline alır sallardı. Peter Sellers'in oynadığı Pembe Panter filmleri serisinden sonra popülaritesi tavana vurmuştu. BASTIR VİKİNG : Bir Viking kabilesini maceralarını anlatırdı. Bunlar boynuzlu şapkalar takar, HAYDİ YALLAH HOP HOP HOP, HAYDİ YALLAH HOP HOP HOP diyerek küreklere asılır, maceradan maceraya koşarlardı. Buradaki asıl hikaye kaptanın Vicki isimli küçük çocuğuydu, hünsa bir karakterdi, erselik yani, kız mı erkek mi ben hiç anlayamazdım. Bunun da aklına hep olayı çözecek fikirler gelirdi ama önce burnunu karıştırır sonra buldumm! diye bağırırdı. Bu çizgi film güzel Türkçe'mize tatak  kelimesinin eklenmesine vesile olmuştur.

 
AYI YOGİ : Bir grup arkadaşını yanına alıp acayip bir gemi ile dolaşan, maceradan maceraya koşan bir ayı idi bu. Sürekli efeemm diye konuşur, başına bin türlü iş açar, panik içinde sağa sola koşuştururdu. Düpedüz salaktı. Yanındaki küçük Bobi mi Bobo mu, o daha zekiceydi. Ama benim için en güzeli hergün yediğim Ayı Yogi'li baldı, şimdi olsa da alsak keşke , o Ayı Yogi şişesindeki balın kokusunu bilem hatırlarım hala. LAZERYON : Pazar akşamları yayınlanırdı. Takaşi isimli bir Japon çocuğu bilgisayarında net üzerinden bir robot tasarlamış, sonra birden uzay üssünün hatlarında bir karışıklık olunca bu robot aynen imal edilmişti. O zamanlar bizde interneti bırak bilgisayar bile yoktu. Lazeryon işte bu robottu, Voltron'un ışın kılıcı varsa bunun da lazer topu  vardı. Tasarımcısı bu oğlan olduğundan Takaşi'yi Lazeryon'un pilotu yapmışlardı. Yavrum paso düşman robotlarla savaşır ama sonunda mutlaka kazanırdı. Olivia diye bir kız arkadaşı vardı, sarışın güzel bir şey. Takaşi uzayda robotları pataklar ama okulda hep Olivia'dan kötek yerdi.

 
HE -MAN : İlkokuldayken okuldan koşarak gelir artık pazartesi günü mü neyse He-Man'i izlerdik. Öykü acayip tiplerle dolu bir galakside geçiyordu, kahramanımız lepiska saçlı Prens Adam oldukça pısırıkken sihirli kılıcını havaya kaldırıp GÖLGELERİN GÜCÜ ADINA, GÜÇ BENDE ARTIK deyip adaleli erkek He-Man'e dönüşür, iskeletor ve elemanlarıyla kapışırdı. Başı sıkışınca küçük cin Orko, General, General'in kızı Tila ve güzel Büyücü'den yardım alırdı. Her bölümün sonunda Orko uçarak ekranda belirir, bize o bölümden çıkartmamız gereken dersi anlatırdı. Ben bunun birsürü kartlarını falan toplamıştım uzun süre. He-Man'den sonra sıska tiplere İskeletora dönmüşsün demek moda olmuştu. SHE-RA : He-Man karakterinin kızkardeşiydi. Başka bir gezegende yaşıyordu çünkü bunları bebekken İskeletor bulmasın diye ayırmışlardı, o zamanlar Star Wars'ı henüz seyretmediğimizden anlamamış, yemiştik biz de bunu yeni bir hikaye diye! Bu hatun kılıcını kaldırır YÜCE RUHUN ADINA, ADIM ŞİİRAAA diye bağırır, birden tipi değişir, atının kanatları peydah olurdu. Bunun da çevresi gudik tiplerle doluydu, bazı maceralarında kardeşi He-Man gelir, kötüleri beraber pataklarlardı. He-Man kadar fenomen olamamıştı aramızda. 

 
 
  
ROBOTEK : Eşi benzeri yapılmamış aşmış bir çizgidiziydi, hafta içi okul dönüşü izlerdik. Dünyayı uzaylılar istila etmiş, insanlar Robotek diye devasa bir gemiye iltica etmişlerdi, bu gemi alarm moduna geçtiği zaman katlanıp bükülerek robot haline gelir, uzaylılarla savaşırdı. Rick diye bir savaş pilotu, Minmey diye bir Çinli kız da vardı, bunlar aşk meşk yaşıyorlardı galiba, Minmey Çin restoranı açmıştı, yerel kıyafetler falan giyerdi. Müziği de muhteşemdi. Abimle izlerdik biz bunu, sonra da eski legolardan uzay gemileri yapmaya çalışır, uzay savaşları oynardık. VOLTRAN : İşte bir nesil bu Voltran yüzünden uykusuz kalmıştı, pazar sabahı erken kalkılır illaki Voltran seyredilirdi. Issız bir gezegene düşen bir grup pilotun maceralarını anlatırdı. Bu gezegenin güzel prensesi pilotlardan yer altındaki robot aslanları uçurmalarını rica etmiş, sonunda aslanlar biraraya gelerek , ben kolları oluşturuyorum, ben bacakları, ben de başşını oluşturuyorum, ve 3 kere VOLTRAN VOLTRAN VOLTRAN diyerek büyük robotu meydana getirmişti. Prensesi cariyesi yapmak isteyen yamuk tipli bir herifin çeşit çeşit robot canavarlarına karşı savaşır, illa biraz dayak yer, sonunda ışın kılıcı ile canavarı ikiye bölerlerdi, bu sıra da hiç değişmezdi. Bizim de kuzenlerle en sevdiğimiz oyundu. Allahtan prenses mavi aslanı kullanmaya başlamış ben de oyuna katılmıştım, çünkü aslan hakkı kutsaldı, kimse kimsenin aslanını alamazdı, yeşil aslan benim diyene, destur çek yeşil aslan Tolga'nın denirdi.

 
KAYIP DÜNYALAR : Muhteşem bir Fransız çizgi filmiydi, hafta içi mi, yoksam cumartesi mi yayınlanırdı hatırlamıyorum, çok etkileyici bir jenerik müziği vardı, Clementine'le beraber bize Fransızca sevgisi aşılayan ilk şarkılardandır. Bu çok acayip maceraydı, bir gezegenin katmanları arasında dolaşarak arzın merkezine, Arcadia  kentine inmeye çalışan bir grup insanı anlatıyordu. Arcadia kelimesi beni büyüler, kafadan ata ata şarkısını söylerdim. Gayet karamsar, ciddi bir çizgi filmdi. ESTEBAN : Güney Amerika'da geçen çok zevkli bir çizgi filmdi. Esteban diye bir oğlan, yanında küçük bir kız ve yerli bir çocukla İnkaların altın şehrini arardı, bunlara yardımcı olan Mendoza diye bi de herif vardı. Bu kızla Esteban nihayet dillere destan altın kuşu bulmuşlar, boyunlarındaki yarım madalyonları takarak kuşu kaldırmışlardı efendim. Sonradan ne kuşlar kaldırdılar bilemem, bunlar kardeş mi çıktı, yoksam o kız, Mendoza'nın kızı mıydı, böyle çapraşık işler vardı. Küçücük çocukların beynini o zamanlardan yıkayıp pembe dizilere, Aliyelere hazırlıyorlardı yani.

 
ŞEKER KIZ CANDY : Bu çizgi film sonradan özel kanallarda sıkça yayınlansa da asıl popülaritesini TRT'de gösterildiğinde kazanmıştı. Çok eskiydi, seyrettiğimiz ilk kocaman gözlü, kabarık sarı saçlı, acı çeken kızlı japon çizgisiydi. En acıklı bölümünde Candy'nin sevgilisi Anthony attan düşüp beyin üzeri çakılarak Hakkın rahmetine kavuşmuş, Candycik "eentınii, eentiiniii" diye ağlamaktan helak olmuştu. Anneme sorsanız "ah çok ağladık Entıni'ye" diye hala hatırlamaktadır. Sonradan Candy orospu olmuş, bir sürü sevgili eskitmişti. Sonunu hiç izlemedim ben bunun. POLLYANNA : Bildiğimiz klasik romanın bolca melodram öğesi eklenerek uzatılmış güzel bir çizgi versiyonu idi. Bu yayınlanırken ben ilkokul sonda idim, kursa gittiğim için Pollyanna'yı kaçırır, üzülürdüm. Bazı bölümlerini teyzem videoya kaydedip bana izletmişti, nedense hastası olmuştum ben bu dizinin. Ama sonunu seyredememiştim. Onun yerine elli kere falan kitabını okumuştum.

 
 
 
ALİS HARİKALAR DİYARINDA : Bu da klasik öykünün güzel bir uyarlamasıydı, tavşanın peşinden koşan Alis acayip bir memlekete geliyor, türlü türlü maceralar yaşıyordu. Renkli, eğlenceli, çerez niyetine bir çizgi diziydi.

 
ŞEKERPEMBE :  Ah Şekerpembe unutulmaz bir klasikti, TRT'nin Cumartesi'den Cumartesi'ye isimli kuşağında yayınlanırdı. Bunlar bir adada yaşardı, küçük bir oğlan, bir de bu oğlanın e'leri eze eze "şekerpiembee, şeikerpembee" diye ünlediği pespembe bir deniz dinozorunun maceralarını anlatırdı. Bunlara akıl veren gözlüklü, bilge bir yunus ta vardı, o da bir mağara da yaşıyordu, dinozor yüze yüze tam mağaraya gider, oğlan arkasından "şiekerrpieembee" diye başlardı. Duydum ki bu oğlan Brokeback dağına taşınmış büyüyünce, kovboy olmuş, o derece yani!

 
AYAKKABILAR : Eskiden TRT'de her Cumartesi sabahı yayınlanan çocuk kuşağında izlemiştik bunu sanırım. Ama ben ortaokuldayken de şarkısı pek meşhurdu, şu şu şu şuuu pipıılll die uzata uzata söylerdik, ne günlerdi!

 
ŞNORKELLER : Deniz altında yaşayan birgrup yaratığın maceralarını anlatırdı. Cumartesileri TRT'de yayınlanırdı. Her bölümün başında önce bu şnorkelleri keşfeden kaybolmuş bir kaptan mı ne varmış, onun hikayesi anlatılır, sonra kamera yavaş yavaş alçalır, suyun derinliklerindeki kahramanlarımızın maceraları başlardı. Çok eğlenceliydi. Mesela barları bile vardı, bi tane ahtapot davul çalardı, böyle matrak bir yerdi.

 
KÜÇÜK PRENSES SARA : TRT'nin Cumartesi kuşağında yayınladığı çok acıklı bir çizgi diziydi. Hindistan'da büyüyen Sara'yı babası Londra'da bir kız okuluna yazdırmış, sonra iflas ederk ölünce Sara da okulda hizmetçi olmuştu. Allahım ne çileler çekti, şımarık zengin kız Lavinia buna ayakkabılarını bile boyatmıştı. Ben bu dizinin hastasıydım ama her hafta seyredemezdim çünkü o zamanlar biz annemle cumartesileri ya Süheyla teyzeme ya da Selma teyzeme giderdik, ben çığlık çığlığa ağlasam da otobüse yetişmek için kös kös annemle çıkmak zorunda kalırdım. Birgün aslında Küçük Prenses'in meşhur bir çocuk kitabı olduğunu öğrendim, Allaaaa, annemle İstanbul'u altüst ettik, Cağaloğlu yokuşuna bile tırmandık, sonunda Beşiktaş'ta bulduk kitabı. Ben de Küçük prenses Sara'nın maceralarını defalarca okudum. ÇİÇEK KIZ LULU : Ben bunu çok severdim, Lulu isimli kız aslında Çiçek ülkesinin prensesi olduğunu öğrenmişti, ama ülkesini kurtarmak için Yedi Renkli Çiçek'i arayıp bulması gerekiyordu. Yanına kedisiyle köpeğini alıp dünyayı gezmeye başlamıştı. Bunun bir çiçek anahtarı vardı, bu anahtarı bir çiçeğe doğru açar LEY LUUU LEY LUU deyince hoop üzerindeki kıyafet değişirdi. Böylece her ortama uygun elbise giyebilirdi. Lulu'yu mavi entarili kötü bir kadınla, kadının uşağı olan kunduz cinsi bir yaratık kovalardı. Bu kız yedi renkli çiçeği bir türlü bulamamış, nihayet kös kös eve dönüp çiçeğin evin bahçesinde açtığını görmüştü. Sonunda çiçek ülkesine giderek Seli isimli oğlanla da işi pişirmişti. Her bölümün sonunda çiçek dilinde bilmemne şu anlama gelir diye bir çiçek tanıtılırdı.
  
CLEMENTINE : Her cumartesi TRT'de yayınlanırdı, muhteşem Fransızca bir jenerik şarkısı vardı. O günün çocukları arasında bugün ekol olmuş bir dizidir. Bu Clementine uçak kazası geçirip sakat kalmış bir kızcağızdı. Birgün buna kocaman bir küre içinde uça uça Hemera diye güzel bir cadı geliyordu. Sonra Clementine bu cadıyla dünyayı gezerek maceradan maceraya koşuyor, yürüyor, uçuyordu. Bu dizide çok korkunç ateşten adamlar vardı. Bir çizgiden umulmayacak kadar kanlı ve vahşiydiler, Clementine bunlara karşı savaşır, paçası sıkışıp korkudan altına ettiği anlarda Hemera uçan küresinin içinde gelir, Clementine'i alır götürürdü. Biz de kafadan ata ata şarkısını söylerdik. CİCİ KIZ GEORGIE : TRT'nin sarışın kızlı çizgilerinden biriydi. Bunun da özellikle sapık bir öyküsü vardı. Avustralyalı bir çiftçi nehir kenarında ölmek üzere olan bir kadın buluyor ve kadının kızı Georgie'yi evlat ediniyordu. Gelgelelim adamın 2 oğlu birden kıza aşık oluyorlardı. Georgie büyüyüp serpilince böyle saçları gözlerinin üzerine düşen bir İngiliz Lordu'na aşık olmuş, Londra'ya kaçmıştı, tabii bunun peşinden giden abisi hapse düşmüştü. Bu çizgidizinin tarihe geçen sahnesinde Georgie nehre düşerek donma tehlikesi geçirince, abisi bunu çırılçıplak soyarak kendi de soyunup üzerine yatmış, ten ısısıyla onu hayata döndürmüştü. Dizinin sonunda kızımız zengin ama hastalıklı oğlanı bırakıp fakir ama taş gibi eski abi Abel ile mercimek fırında yapmış, bir oğlan bilem doğurmuştu, gördüğümüz ilk sevişen çizgi karakter bu Georgie idi.

 
SEVİMLİ HAYALET CASPER : Bunun belli bir saati yoktu, her an karşınıza çıkabilirdi. Arkadaş bulmak için dolaşır, ama bunu her gören hayalet görmüşe döndüğü için kimseye yaklaşamazdı. Sonunda bir kahramanlık yaparak herkesin sevgi ve hayranlığını kazanırdı. Yıllar sonra sinema filmi bile yapılmıştı. JETGİLLER: Taşdevri'nin gelecek çağlarda geçen versiyonuydu, bunların da herşeyi egzantrik ve moderndi. Hizmetçileri robottandı, araba yerine uçan daireleri vardı doğal olarak. Bende fazla bir heyecan uyandırmazdı gelgelelim.

 
80 GÜNDE DEVRİALEM : Jules Verne'in meşhur romanının serbest bir uyarlamasıydı bu dizi, çünkü bütün karakterler kedi, aslan, puma çita ve sair kedigillerden oluşuyordu. Yalnız Phileas Fogg'un uşağını başka bir cinsten hayvan oynuyordu, Prenses Ouda bembeyaz Van kedisi gibi bir kediydi mesela. Öyküsü güzeldi ama o tam takım ful aksesuar giyinmiş centilmenin pantolonunun kıçından böyle sırma gibi bir kuyruk çıkıyor olması felaketti. 15, 16 yıl önce seyretmiştik biz bu diziyi, olasılıkla TRT'nin yazın yaptığı Tatil Ekranı kuşağında. RED KIT : Gelmiş geçmiş en hızlı silah çeken kovboydu, gölgesinden bile hızlı ateş eder, sürekli Joe, Jack, William ve Avarel Dalton kardeşlerin peşinden koşar, aptal köpek Rin Tin Tin'in başını beladan kurtarır, emektar atı Düldül ile muhabbet ederdi. Red Kit herkesin sevdiği bir klasikti, Milliyet gazetesi yıllarca bunun çizgi romanını vermişti. Red Kit her maceranın sonunda ortadan kaybolur, batan güneşe doğru atını sürerken, ben yalnız bir kovboyum diye şarkı söylerdi. Kıyafeti hep aynıydı, ama yıllar sonra sigara içmeyi bırakmış, onun yerine ağzında bir ot taşır olmuştu. Sarah Bernhard'la, Kalamiti Jane ile maceralar yaşamış, bir keresinde Nensi diye bir kızla nişanlanmıştı. Çinli çamaşırcı, akbaba cenaze levazımatçısı en sevilen tiplerdendi. Posta arabası şirketi  Wells Fargo Co. sloganı Yolculukta Banko idi. Kızılderililer'le barış çubuğu içer, Papatya Kasabası'nı korur, posta arabalarına eşlik ederdi. Kusursuz adamdı. Aşıktım herhalde ben Red Kit'e.

 
 
 
TRANSFORMERS : Hayatımıza Star1 ile girmiş bir çizgi filmdi, özellikle oğlanlar daha çok severdi bunu. Çünkü araba ve kamyonlar hakkındaydı. Kahramanımız arabalar hızla giderken birden bükülüp katlanmaya başlar ve robota dönüşürlerdi. Sonra da bir güzel kötülerle dövüşürlerdi. Oyuncakları da heryeri kaplamıştı, epey popüler olmuştu. MY LITTLE PONY : Allahım, minik kanatlı, lüle lüle yeleli, kuyrukları kurdeleli beygirler oradan oraya uçuşur, biz de ağzımız açık seyrederdik. Bunların sonradan çılgın gibi oyuncakları çıkmıştı. Benim de bir tane pony silgim vardı, mor yeleli ... Sanırım bunların kraliçesi alnında boynuzu olan bir unicorn idi. Fakat bu dizinin ana fikri neydi hatırlayamıyorum.

NİNJA KAPLUMBAĞALAR : Türk gençliğine pizza sevgisi aşılayan çizgi filmdir. Bu dizide Japon Sensei Splinter, 4 tosbağası ile yeraltında saklanırken Shredder'ın mutasyon ışınlarına maruz kalıyor ve en son lağım faresine dokunduğu için fareye dönüşüyordu. Tospaalar da insana benziyorlardı. Splinter bunlara en sevdiği Rönesans sanatçılarının isimlerini takıyor ve Shredder'in üzerine salıyordu. Bunlar hep yeraltında lağımda yaşıyor ve sürekli ama sürekli pizza yiyorlardı. Bunlara yardım eden bir de televizyoncu kız vardı, April. Bu April'in sarı bir tulumu vardı ve başka hiçbirşey giymezdi. Severek izlerdik biz bu kaplumbağaları. DENVER SON DİNOZOR : San Fransisko'da mı Kaliforniya'da mı ne öyle bir memlekette geçerdi. Bir grup oğlan arka bahçeyi kazarken eşşek kadar bir yumurta bulmuşlar, yumurtadan dana kadar bir dinozor çıkmıştı, mavi gözlü sevimli dinoya, Denver adını takmışlar sonra da beraber alemlere akmışlardı. Bu Denver'a söfçü şortu ve güneş gözlüğü giydirip plaja götürürler, sörf yaptırırlar da kimse bunun dinozor olduğunu anlamazdı. Yıldız şeklinde Elton John gözlüklerini takıp rock n' roll bilem yapmıştı. Eğlenceli geliyordu o zaman bize. .

  
 
JUDY VE UZUNBACAK (DADDY LONG LEGS) :  TRT'nin 1991 yılında yaz tatilinde yayınladığı çizgi filmlerden biri de Judy idi. Hayatımın çizgi filmiydi. Kahramanımız kimsesiz yetim bir kızdı. Birgün esrarengiz bir adam bunu Lincoln Lisesine yatılı olarak göndermişti. Kızımız hiç görmediği adama "Sevgili Uzunbacaklı Babam" diye mektuplar yazardı. Okulda oda arkadaşları Sallie ve Julia ile maceralar yaşardı. Yetim olduğunu gizlediği için hep korkular çeker, mutsuz olurdu. Nihayet Julia'nın zengin ve de yakışıklı amcası Jervis'e aşık olmuştu. Gelgelelim Sallie'nin abisi Jimmy de Judy'e aşıktı ama Jimmy'i seven kız Julia idi. Son sınıfa geçtikleri yaz Judy bir çiftlikte tatil yaparken Jervis çıka gelmiş gelmiş ve artık romantizm doruğa varmıştı. Allah ben bunları deli gibi seyrederdim, hergün bir bölüm veriliyordu, hiçbir yere gitmez, eve kapanır Judy ile Jervis'in aşkını izler, acaba uzunbacak baba kim diye bulmaya çalışırdım. Yaz tatili bittiği zaman hala seyretmediğimiz bölümler kalmıştı. Allahtan TRT tatil ekranını bitirse de Judy'i sonuna kadar yayınlamıştı. Ben de liseye yeni başlamıştım, koşarak eve gelir, heyecandan bayılacak gibi Judy'i izlerdim. Sonunda Judy okuldan mezun olurken yetim olduğunu cümle aleme ilan etmiş, zengin kocayı da kaparak ultra mega hiper mutlu sonla bize veda etmişti. Ben de 15 sene sonra bunun DVD'sini , romanlarını bulup getirttim Amerika'dan, kızlarla oturup Judy seyretme alemi bile yaptık, ohhhh!

 
 
 
 
 

CANAKKALE VE SEHITLERIMIZ ANISINA..RUHLARI SAD OLSUN!!

 

Go to fullsize image

 

 

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

 

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda, Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,

İstiklal uğrunda, namus yolunda, Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

 

Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele,

Mehmed’in düşmanı boğuldu sele, Mübarek kanını kattığı yerdir.

 

Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin, Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,

Bir harbin sonunda, bütün milletin, Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

 

NECMETTİN HALİL ONAN

 

ŞEHİTLER ABİDESİ İÇİN

 

Gökkubbenin altında yatar, al kan içinde,

Ey yolcu, şu toprak için can veren erler.

Hakk'ın bu veli kulları taş türbeye girmez,

Gufrana bürünmüş, yalınız Fatiha bekler.

 

 

ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE

 

Su boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?En kesif orduların yükleniyor dördübeşi,

-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara' ya-

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

Ne hayasızca tahassüd ki ufuklar kapalı!Nerde-gösterdiği vahşetle " bu, bir Avrupalı

Dedirir- yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,Varsa gelip açılıp mahpesi, yahut kümesi

Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvam-i beşer,

Kaynıyor kum gibi... mahşer mi, hakikat mahşer.Yedi iklimi cihanın duruyor karşısında

Ostralya' yla beraber bakıyorsun: Kanada!Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk;

Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk.

Kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela...Hani, taunada züldür bu rezil istila!

Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-u asil,

Ne kadar gözdesi mevcud ise hakkiyle sefil,

Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına.

Maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz...Medeniyyet denilen kahpe, hakikat,yüzsüz.

Sonra mel' undaki tahribe müvekkel esbab,

Öyle müthiş ki: eder her biri bir mülkü harab.Öteden saikalar parçalıyor afakı;

Beriden zelzeleler kaldırıyor  a' makı;Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin:

Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam;

Atılan her lağamın yaktığı yüzlerce adam.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;

O ne müthiş tipidir: savrulur enkaz-i beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak;

Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,

Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,

Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.Top tüfekten daha sık, gülle yağanmermiler..

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;Alınır kal' a mı göğsündeki kat kat iman?

Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?

Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.Sarılır, indirilir mevk-i müstahkemler,

Beşerin azmini tevkif edemez sun'-u beşer;Bu göğüslerse Huda' nin ebedi serhaddi;

"O benim sun'-u bediim, onu çiğnetme! " dedi.

Asım’ın nesli.diyordum ya.nesilmiş gerçek;İşte çiğnetmedi namusunu,çiğnetmeyecek

Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;

Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düsmüs,asker!Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid' i

Bedr' in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?"

Gömelim gel seni tarihe!"desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitap..Seni ancak ebediyyetler eder istiab.

"Bu, taşındır" diyerek Kabe' yi diksem başına;

Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;

Ebr-i nisani açık türbene çatsam da tavan,Yedi kandilli Süreyya' yı uzatsam oradan;

Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,

Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,

Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

Tüllenen mağbiri, akşamları,sarsam yarana.Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini;Şark’ın en sevgili sultanı Selahaddin' i,

Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran..Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;Sen ki,ruhunla beraber gezer ecrami adin

Sen ki, a'sara gömülsen taşacaksın...Heyhat!..

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

Ey sehid oğlu sehid, isteme benden makber,Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber.

 

 

 
Mehmed Akif Ersoy

MEHMED AKİF ERSOY

 

 


GUZEL BIR ANININ PARCASI OLMAYA 2 DK GOZLRINIZ DOLU DOLU OKUMAYA NE
DERSINIZ!!

>Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına
>rasladık. Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu.
>
>- Merhaba nine
>
>Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
>
>- Merhaba dedi.
>
>- Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp,
>
>- Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?
>
>Paşa gülümsedi.
>
>- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin
>malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden
gelip
>nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.
>
>- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç
>bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar

>bana
>bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.
>
>- Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?
>
>- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da.... Benim iki oğlum
>gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez
>görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi
>Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip
saldı
>Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan
>belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
>
>- Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü
>sertleşti.
>
>- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim
>vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin
>mezarlarını
>onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi
>istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan
onun
>sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol
>paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek.
Sen
>efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı
>bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok
>duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,
>
>- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm,
>benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum
>anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen,
seni
>buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.
>
>Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere
>fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu.
İkisi
>de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul
>gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın
>ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket
>çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e
>uzattı;
>
>- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana
>hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.
>
>Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi.
>
>Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
>
>"Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün.
>Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."
>
>Alıntıdır


 

 

 

 

HEMSERIM ANISINA

 

Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Ç´e" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.     Teşekkürler dünya.


 

igzas
xvala
ulun
sk´idamuşi va meçu şuri him
gurimuşi iucu
moxt´i u3´u himus
gema, zuğa do abja
iduşunu
vida
va moxelu ham kiana ma
bzirareyi p´eya
a dixa
dixo-3´unate na dolovincirare
a lett´a
vidikoyi p´eya p´etraşa
doviyik´oyi p´eya lett´acari

 
 
 
yürüyor
yalnız
gidiyor
hayatı vermedi can, ona
kalbini dinledi
gel dedi, ona
dağ, deniz ve nehir
düşündü
gideyim
mutlu etmedi bu dünya beni
bulacakmıyım acaba
bir yer
ağrısız içine yatacağım
bir toprak
gitsem mi acaba petra'ya
olsam mı acaba toprağa yem

Biliyoruz
Bir yıldız yağmuruna tutulacağız
Toprak çökecek
Başımız dönecek, arkamızda seni bulacağız
"Hayde" diyeceksin Ernesto gibi
Gidelim
Yıldızların çok olduğu
Bir gökyüzü altına ...
 

 

SERBEST KOSE

 

 BoRn: oCToBeR 17th 1972
 
Who Is He u aSK:
The BiGGeST, The beST TurKish SinGeR TheRe iS he iS alsO the hoTTesT PeRsoN aLive....YuM!!! 
 
FuLL NaMe :
TaRKan TeVeToGLu 
 
HoW DiD iT aLL BeGin?:
aT the age of 14 TaRkan & hiS faMiLy WerE liVing iN GeRMaNy TheN TheY MoVeD baCk 2 TuRkeY, aT the aGe Of 16 taRkaN WaS siNGinG aT BaRs in IsTaNBuL 
 
heiGhT : 1.74 Metres
 
 
HoBBieS :
PaiNTinG, SPoRT, LiTeRaTurE aND MuSIc 
 
TaRkan Is aN aRTist wHo HaS SoLD The MoST aLbuMs in EuRoPe.
 
 
He is...
SeXY, eXotiC, HoT, He iS UNiQue 
 
HiS STyLe:
MiDDLe EaSTeRN RyTHeMs aND ModeRn TouCH oF poP, Rock aNd DaNce 
 
He is TURKeYs Most FaMoUs StaR
 
 
His soNgs u might Have HeaRd :
$IMaRIk aKa KiSS KiSS YaKaLaRSaM MuaHHHHHH 
 
My faVe soNg :
iKimiZin YeRiNe 
 
I LUv TaRKaN LisTen To HiS SoNgs coZ TheRe aLL EXCELLEnT
 
 

For More Pics CheCk My photo albuM TheRes PLenTy To Go RounD ;-)

JONTURLUVAZ ARKADASIMIZDAN ESINTILER YUREGINE SAGLIK KIBRISIN GUZEL KIZI:))

 

 TuRKisH WoRds

 

KIZMAK -
to be angry 
 
öPMeK -
to kiss 
 
üzüLMeK -
to be sad :-( 
 
Ko$MaK -
to run 
 
YüRüMeK -
to walk 
 
dü$MeK -
to fall 
 
oTuRMaK -
to sit 
 
oYNaMaK -
to play 
 
GiTMeK -
to go 
 
KaLMaK -
to stay 
 
BeKLeMeK -
to wait 
 
SoRMaK -
to ask 
 
BağIRMaK -
to scream and yell 
 
eMReTMeK
to order / give orders 
 
kaLKMaK
to get up 
 
DuRMaK -
to stop 
 
KoNu$MaK -
to speak 
 
SuSmaK -
to be silent / stop talking 
 
YemeK
to eat 
 
aNLaMaK -
to understand 
 
aNLaMaMaK -
to not understand 
 
$a$IrMaK -
to be shocked and suprised 
 
uNuTMaK -
to forget 
 
HaTIRLaMaK -
to remember 
 
öğReNMeK -
to learn 
 
uTaNMaK -
to be embarrassed 
 
SeVMeK -
to love 
 
duYMaK -
to hear 
 
KoKLaMaK -
to smell 
 
BIRaKMaK -
to leave something 
 
MuTLu oLMaK
to be happy :-) 
 
ağLaMaK -
to cry :-( 
 
NeFreT ETmeK -
to hate 
 
SaRILmaK -
to hug :-) 
 
uyuMaK -
to sleep 
 
uYaNMaK -
to wake up 
 
KaBuL EtMeK -
to accept


AKSAMLARI EVDE NE YAPIYORSUNUZ?

 

Dümdüz bir soru size: Akşamları evde ne yapıyorsunuz?

Koltuğa uzanıp, hiç tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle, hiç
tanımadığınız Amerikalı haydutları mı kovalıyorsunuz?

Yoksa yerli dizilere kaptırıp hiç bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatları
mı seyrediyoruz?

Dört saat televizyon seyretmenin sekiz saat çalışmak kadar beyni yorduğunu
biliyor musunuz?

İki türlü hayat var:
1. Yaşanan hayat,
2. Seyredilen hayat,

Akşamlarınız televizyona kilitliyse, bilin ki,

Hayatı sadece seyrediyorsunuz!

Akşamları evde ne yapıyorsunuz? Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?

"Pek çoğu gibi biz de çekirdek çıtlatıp saatlerce televizyon izliyoruz"
diyorsanız, durup bir düşünün lütfen;

dünyaya birkaç kez daha geleceğinize mi inanıyorsunuz?

Böyle bir şey olsaydı, şimdiki hayatımızın bir bölümünü ziyan etmek şimdiki
kadar acı sonuçlar doğurmayabilirdi belki.
Ne çare ki sadece bir hayatımız var. Bu da maalesef, çok kısa.Ortalama
altmış yılın yirmi yılı uykuda geçiyor.

Kalan kırk yılın yirmi yılı çocukluk, eğitim, vesaire...

Son yirmi yılı da ziyan edersek, bize yaşanacak bir şey kalmaz.

Akşamlarınızı sadece televizyona veriyorsanız,sayılı nefeslerinizden bir
bölümünü çöpe atıyorsunuz demektir!

Çünkü televizyon izleyen kişi hayatta değildir, zira hiçbir şey yapmamakta,
hiçbir değer üretmemektedir; bu da bir anlamda yaşamamak
sayılır.

Ne mi yapmalı?..

1. Ailece kitap okuyun, sohbet edin:
Nasıl tanıştığınızı, ilk nerede görüştüğünüzü, sıkılıp sıkılmadığınızı,
nerede nasıl evlendiğinizi, nikâh şahitlerinizi,düğününüzü anlatın
çocuklarınıza, onları hem dinleyin, hem de okumaya çalışın.

2. Gezin: Gezmek için ille de bir maksat olması gerekmez, en büyük maksat
hayatı  paylaşmaktır. Yakınsanız deniz kenarına inin, ayaklarınızı denize
sokun
ve  becerebiliyorsanız taş sektirme yarışına girin. Sonra da güneşin pembe
gülücükler saçarak batmasını seyredin. (İnanın televizyon seyretmekten çok
daha keyifli ve dinlendiricidir)
Ormanda hep birlikte yürüyün, ağaçlara isim takın, yol boyu açan çiçekleri
sevin ve çocuklarınıza bunlarla sevmeyi öğretin. (Ama bilin ki hayat
öğrenmek ve öğretmekten ibaret değildir. Dinlenmek, eğlenmek gibi olgular
da hayatın bir parçasıdır) Çocuklarınızla ilişkilerinizde asla öğretmen
tavrı takınmayın. Onlarla arkadaşlık etmek dünyanın en keyifli işidir.

3. Akraba ve komşularla ilgi bağı kurun:
Onlara ya gidin, ya da onları size davet edin. Sohbetiniz televizyonsuz
olsun ki tadı çıksın. Birbirinizi gerçekten tanımaya çalışın. Bilirsiniz,
"Komşu komşunun külüne muhtaçtır."

4. Kültürel ve sanatsal etkinliklere katılın. (Konferans, seminer, sergi,
doğru sinema ve tiyatro) Hayatınızı biraz olsun  renklendirecek başka
şeyler de bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin. Bir şeyi  çok isterseniz, Allah
sebebini halk eder ve çok istediğiniz şeye  ulaşırsınız. "Olmaz ki"
diyedüşünüp taleplerinizi ertelerseniz,hiçbir yere  ulaşamazsınız.

Aile bağlarının güçlenmesi, paylaşacak şeylerin çokluğuyla mümkündür.
Ne  kadar çok şey paylaşırsanız aileniz o kadar güçlenecek, o kadar diri
duracak ve mutlu olacaktır.

Hatıra defterine televizyon dizilerini yazamazsınız. Oraya ancak
yaşadıklarınızı yazabilirsiniz.
Her gün bir şeyler yaşamalı ve bunları deftere geçirerek geleceğe tarih
düşürmelisiniz.

Bugün öyle bir hayat yaşayın ki, yarına da kalsın. Torunlarınıza filan
anlatacaklarınız olsun.

Ayrıca unutmayın ki ;
Hayatı biriktiremezsiniz; ya her anını yaşayacaksınız,ya da ziyan
edeceksiniz.


      ISTE BILMEDIKLERIMIZ EN'LER KOSESI

Dünya'ya en yakın yıldız

 
Dünya'ya en yakın yıldız güneş'tir.

Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.

Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.

Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika'dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.

Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya'nın ishigaki Adası'nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.

Acık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.

Sahra çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.

Başkan John F. Kennedy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi.

Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.

Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.1878 yılının şubat ayında Connecticut New Haven'da yayımlanmıştı.

Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.

Ünlü çizgi film kahramanı Temel Reis, 1919 yılında Elzie Crisler Segar tarafından yaratıldı.

İlk çamaşır makinesi 1907 yılında Hurley Machine Co. tarafından pazarlandı.

Dünya'ya en yakın yıldız güneş'tir.


GERCEK  YASANMIS BIR  OLAYDIR..


Zeki Muren den gercekten zekice cevap..

80'lerin basi, askeri yonetim zamani. bir gazeteci Zeki Muren'e sorar"

"Efendim size neden pasa diyorlar, biliyor musunuz acaba?"

Zeki Muren katila katila gulerek cevap verir: "Ankara'dakilere ibne

diyemedikleri icindir herhalde!"



>Petrol şeyhinin biri, üniversitede okuması için oğlunu İstanbul'a
gönderir.
>Çocuk ilk devreyi başarıyla bitirdikten sonra notlar değişmeye ve çocuk
>hafiften serserileşmeye başlar.
>İşin kötüsü, memleketten çocuğa gönderilen avuç dolusu paralar da artık
>yetmemektedir!
>Şeyhimiz oğlunu kontrol etmek için adamlarından birini İstanbul'a
gönderir.
>Adam İstanbul'a gelince bir de ne görsün? Şeyhin okusun diye gönderdiği
>oğul okulu bırakmış, kendini
>karıya kıza vurmuştur. Uzun aramalardan sonra çocuk Boğaz kenarında
>salaş bir meyhanede bulunur.
>-"Ya seydi, bu ne kepazeliktir! Baban seni merak eder! Kalk gidiyoruz
>Arabistan'a!"
>Çocuk:
>-"Ayva seydi" der, "Ama önce bir otur da şu manzaraya bir bak..."
>Şeyhin adamı "Bunda ne kötülük olabilir ki" diye düşünür ve masaya oturur.
>Sandalcılar çaparilerini sallamakta, arkadaki tepelerin ardında batan
>kıpkırmızı güneş, Boğaz'ı kırmızının
>tonlarına boyamaktadır. Manzarayı seyrederken, garsonun getirdiği
>kavundan bir tane ağzına atar.
>Ardından peynirin de tadına bakılır. Eh eşek değiliz ya, şu aslan sütü
>denen meretin de bir tadına bakalım
>derken orada ipler kopar.
>Şeyhin oğlu ve Boğaz tarafından ayartılan adam, yorgun ve akşamdan
>kalma oldugu anlasilan bir sesle,
>15 gün sonra, efendisini arar:
>-"Ya seydi, Veled mazbut velâkin memleket puşt!"

Baha KULEYİNOĞLU
Production Engineer


> >>>> Temel bir gün hacca gitmeye karar verir.
       Karısı Fadime'ye gelir "hakkını helal et ben hacca  gidiyorum" der.

       Fadime de "bir şartla der beni de götürürsen". Temel ikna edemez
       Fadimeyi tamam gel, o zaman annelerimizle  helalleşelim" der.
> >>>>
> >>>>
> >>>>Temel'in annesine giderler "anne hakkını helal et biz hacca
gidiyoruz" der.
> >>>>
> >>>>
> >>>>Annesi de "bir şartla der beni de götürsen".
> >>>>
> >>>>Temel onu da ikna edemez tamam" der.
> >>>>
> >>>>
> >>>>Hep birlikte Fadime'nin annesine giderler. "hakkını helal et biz
hacca gidiyoruz" der.
      Kayınvalide aynı şekilde "Bir şartla beni götürürsen"  der.
> >>>>
> >>>>
> >>>>Temel çaresiz üçünü de alıp hacca gider.
> >>>>
> >>>>
> >>>>Haccın gereklerini yerine getirirler. dönecekleri gün
>herkes son ibadetlerini ve tövbelerini yapmak için odalara geçer.
Temel odasına giderken annesinin tövbesini duyar. "Allahım beni affet
> >>>>
> >>>>Temel'in babasını 4 kez aldattım".
> >>>>
> >>>>Temel inanmıyorum diyerek odasına doğru yürür. ikinci odada
> >>>>kayınvalidesinin tövbesini duyar "Allahım beni affet
    >Fadime'nin babasını 8 kez aldattım".
> >>>>
> >>>>Temel duyduklarına inanamaz.
> >>>>
> >>>>Son odada Fadime'nin töbesini duyar "Allahım beni affet
> >>>>
> >>>>Temel'i 1 kez aldattım".
> >>>>
> >>>>
> >>>>Temel büyük bir şok içerisinde odasına kapanır dizlerinin üstüne
çökerek
> >>>>
> >>>>başlar tövbe etmeye: Allahım sen onları boşver esas beni affet senin
huzuruna
     >bu kadar orospuyu getirdiğim için..


BİR DELİNİN MAL BEYANI


>>>>>>>1- Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen
>>>>>>>
>>>>>>>2- Gökyüzünde bi bulut
>>>>>>>
>>>>>>>3- Bitlis' te beş minare
>>>>>>>
>>>>>>>4- Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
>>>>>>>
>>>>>>>5- Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri
>>>>>>>yaslanıp sigara
>>>>>>>
>>>>>>>içilen beyaz duvarı
>>>>>>>
>>>>>>>6- Islıkla da çalınabilen dört anonim
>>>>>türkü
>>>>>>>
>>>>>>>7- Palandökende bir palan, iki döken
>>>>>>>
>>>>>>>8- Kastamonu' da üç kasto
>>>>>>>
>>>>>>>9- Üç adet fay hattı
>>>>>>>
>>>>>>>10- Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma
>>>>>>>
>>>>>>>11- Dünyada mekan
>>>>>>>
>>>>>>>12- Ahirette iman
>>>>>>>
>>>>>>>13- Denizde kum
>>>>>>>
>>>>>>>14- Uzayda yerçekimsizlik
>>>>>>>
>>>>>>>15- Bi çuval gazoz kapağı
>>>>>>>
>>>>>>>16- Bi kiprit kutusu sigara izmariti
>>>>>>>
>>>>>>>17- On sekiz saç biti
>>>>>>>
>>>>>>>18- Biri İngilizce 6 adet küfür
>>>>>>>
>>>>>>>19- Yirmi tane boş naylon poşet
>>>>>>>
>>>>>>>20- Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht
>>>>>>>
>>>>>>>21- Bi sürü saç sakal, kıl,tüy,yün
>>>>>>>
>>>>>>>22- Uç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı
>>>>>
>>>>>>>bank
>>>>>>>
>>>>>>>23- Bi ayakkabı çekeceği
>>>>>>>
>>>>>>>24- İki büyük taş kütlesi
>>>>>>>
>>>>>>>25- Bir adet ağaç gölgesi
>>>>>>>
>>>>>>>26- Üç kuş kanadı sesi
>>>>>>>
>>>>>>>27- Bi sürü kedi köpek
>>>>>>>
>>>>>>>28- Bi marmara denizi
>>>>>>>
>>>>>>>30- Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
>>>>>>>
>>>>>>>31- Calıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
>>>>>>>
>>>>>>>32- Nakit 15 lira
>>>>>>>
>>>>>>>33- Yarısı yaşanmış bi ömür


>> >EVLILIKTE PAYLASMAK

>Soğuk bir kış aksamı,
MacDonalds' in kapısından
>>içeri yaşlı bir >amcayla teyze girmişler, bir masaya
oturmuşlar. >Derken  amca, kasaya gidip 1 hamburger, 1 büyük boy
patates ve bir >büyük Cola  almış. >Elinde tepsiyle masaya dönmüş,
hamburgeri ikiye bölerek yarısını
>>
>teyzenin önüne koymuş, sonra bütün patatesleri tek tek sayarak
>> >onların da yarısını teyzeye vermiş, sonra Cola kutusunu da
ortaya  koymuş, önce bir yudum kendisi içiyor sonra da teyze bir yudum
alıyormuş. >Herkes "ne tatlılar, iki tonton buraya gelmişler, bir
>>kişilik yemeği >ikisi yiyorlar zavallıcıklar" diye onları
izliyormuş.
>> >Derken bir de bakmışlar ki teyzenin önünde hamburgerle,
patatesler  olduğu gibi duruyor, kocasının afiyetle yemek yiyişini
seyrediyor,
>>
>> >arada bir de Cola'dan bir yudum alıyormuş. >Sonunda orda
çalışanlardan
>>biri dayanamamış, yanlarına gitmiş; >"affedersiniz, ben sizi
izlemekten  kendimi alamadım lütfen izin >verin size bir menü kendim
ısmarlayayım."
>> >Yaşlı amca; "tesekkur ederiz ama biz halimizden memnunuz. 60
yıldır  evliyiz ve her şeyimizi iste böyle paylaşırız" demiş. >Bunun
üzerine
>>genç adam teyzeye dönmüş; "peki ama teyzeciğim, siz >neden
hamburgerinizi,  patateslerinizi yemiyorsunuz, neyi >bekliyorsunuz?..
>" Yaşlı teyze yanıt  vermiş; >>> >>> >>>
>>> >>> >>>"DİŞLERİ  !.." > > >NOT:
EVET BENCE DE  PAYLAŞMAK FEDAKARLIKTIR

 

 


 

 

                 

 

 

> YÜREKLERİYLE KONUŞAN, GÖZLERİYLE GÜLEN KADINLAR . . .
>
> Bir kadını tanımak... Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük
> şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal
> kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları,
> kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri, küçük
> yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya
> çalışan kadınları tanımak... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama,
> bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya
> soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir
> yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin
> ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir
> anlayabilmek icin belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever,
> sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları
> bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra'da çöl fırtınası
> koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır
> kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Bir kadını
> sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın
> sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden
> daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı...
> Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte
> çoğalacaklarını bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle başlar her şey
> ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün
> maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar.? Hem yaman
> bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk
> yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını
> tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir
> kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu
> gülüşlere teslim olur. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir
> kadını tanımakla tanık olunur tutkuların gücüne. Göze alandır kadın.
> Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık
> beklememeyi... Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya
> bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen...
> Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi...
> Şimdi bir düşünün, kaç kadını değil bir kadını tanıyabildiniz mi
> bu güne değin??? Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise
> yaşadığı günü armağan etti, kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları
> icin huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için
> anlayışsız olurlar.

 

 

>>KADINLAR NE İSTER ?
>>
>>>>Yapilan bir savasta ünlü kral Arthur maalesef
>>>>esir düser. Karsi tarafin krali bu büyük sahsi
>>>>affedebilecegini ancak bir sarti oldugunu öne sürer.
>>>>Kendisine bir soru soracaktir. Eger Arthur bu soruya
>>>>dogru cevap verebilirse hayati kurtulacak aksi taktirde
>>>>ölecektir. Soruya cevap verebilmesi için bir yil süresi vardir.
>>>>
>>>>Soru aynen söyledir:"Kadinlar ne isterler?"
>>>>
>>>>Bu soru tabi ki dünyanin en zor sorusu; ancak
>>>>kralin fazla bir tercih sansi yoktur,ülkesine geri döner.
>>>>Türlü alimlere, bilirkisilere danisir. Ama soruya tam
>>>>bir dogru yanit bulamaz.
>>>>
>>>>Bu sorunun cevabini sadece yasli bir cadi
>>>>bilmektedir.Artik en son gün gelmistir ve Arthur mecburen cadiya
>>>>gider. Cadi soruya
>>>>cevap vermeyi kabul eder ancak bir sarti
>>>>vardir. Cadi cevap karsiliginda Arthur'un yakin arkadasi, en iyi
>>>>ve yakisikli sovalyesiyle evlenmek istemektedir.
>>>>
>>>>Arthur yikilir ve bunu kabul edemeyecegini söyler.Cadinin
>>>>yanindan ayrilir. Sovalye olanlari duyar ve krala
>>>>kosup, hiç birseyin kralın hayatindan daha önemli olamayacagini
>>>>söyler ve cadidan cevabi alirlar.
>>>>"Kadinlar her zaman kendi özgür iradeleri ile karar almak isterler."
>>
>>>>Evet kesinlikle dogru olan bu cevap sayesinde kralin
>>>>hayati kurtulur. Ancak sovalyenin hayati sönmüstür. Cadi
>>>>dünyanin  en çirkin görünüslü mahlukatidir.Yemek yerken
>>>>kusar,tükürür ve her türlü
>>>>olumsuz davranisi gösterir. Sovalyeyle
>>>>evlenme  gününde bile igrenç davranislar göstermistir.
>>>>
>>>>Nihayet sovalye için en kötü an yani gerdek gecesi gelir.
>>>>Ancaaaaak,odaya girdiginde karsisinda cadi yerine
>>>>dünyanin en güzel kadinini görür. Acayip sasirir ve sorar: "Sen
kimsin?"
>>>>Kadin cevap verir: "Ben evlendigin cadiyim. Ancak gündüzleri
>>>>Son derece çirkinken geceleri çok güzel olurum.Ya da
>>>>gündüzleri son derece güzel ve geceleri çok çirkin olurum. Nasil
>>>>gözükecegime sen karar vereceksin."
>>>>
>>>>Sovalye çok kisa bir süre düsünür. Geceleri mükemmel bir sevgili mi
>>>>yoksa gündüzleri esiyle beraber kazanacagi sayginlik mi?
>>>>Ve söyle cevap verir:
>>>>
>>>> Nasil olmak istedigine sen karar ver lütfen.Ben  senin her haline
karsi
>>>>saygiliyim."
>>>>
>>>>Cadi bu karar karsisinda çok sevinir."Sen bana seçme
>>>>özgürlügümü verdin ve beni kisitlamadin sovalyem. Bu yüzden ömür boyu
>>>>yaninda güzel ve saygili biri olarak gözükecegim.
>>>> " Pekiii,buradan çikartacagimiz sonuç ne?
>>>>Biraz dusunun !....
>>>>Düsünün biraz daha düsünün !.........
>>BÜTÜN KADINLAR CADIDIR!.....;)
>
yok canım hepsi değil :))))))

ISTE GUZEL BIR HIKAYE..OKUYUN SIZDE HAK VERECEKSINIZ..
>
>>Çin'de bir adam, her gün boynuna dayadigi kalin sopanin iki ucuna asili
>>testilerle dereden su tasirmis evine.. Bu testilerden birinin yan
kisminda
>>çatlak varmis...
>>Digeri ise hiç kusursuz ve çatlaksizmis ve her seferinde bu kusursuz
testi
>>adamin doldurdugu suyun tümünü tasir, ulastirirmis eve.. Ama her zaman
>>boynunda tasidigi testilerden çatlak olani eve yari dolu olarak varirmis.

>>iki sene her gün bu sekilde geçmis. Adam her iki testiyi suyla doldurmus
>>ama evine vardiginda sadece 1,5 testi su kalirmis...
>>Tabi ki kusursuz, çatlaksiz testi vazifesini mükemmel yaptigi için çok
>>gururlaniyormus...
>>Fakat zavalli çatlagi olan kusurlu testi, çok utaniyormus. Doldurulan
>>suyun sadece yarisini eve ulastirabildigi için de çok üzülüyormus..
>>İki yilin sonunda bir gün, görevini yapamadigini düsünen çatlak testi,
>>irmak kenarinda adama söyle demis: "Kendimden utaniyorum. su yanimdaki
>>çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akip gidiyor.."
>>Adam gülümseyerek dönmüs ve; "Göremedin mi? yolun senin tarafinda olan
>>kismi çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafinda hiç yok. Çünkü
>>ben
>>basindan beri senin kusurunu, çatlagini biliyordum..
>>Senin tarafina çiçek tohumlari ektim. Ve hergün o yolda ben su tasirken,
>>sen onlari suladin.. 2 senedir o güzel çiçekleri toplayip, masami
>>süslüyorum. Sen kusursuz olsaydin, o çatlagin olmasaydi, evime böyle
>>güzellik ve zarafet veremeyecektim" diye cevap
>>vermis..
>>Hikayeden alacagimiz ders:
>>Her birimizin kendine has kusurlari vardir. Hepimiz birer çatlak
>>testiyiz.. Fakat sahip oldugumuz bu kusurlar ve çatlaklardir
hayatlarimizi
>>ilginç yapan,
>>mükafatlandiran, renklendiren..
>>Etrafinizdaki her kisiyi, olduklari gibi kabullenin..
>>Dislarindaki kusurlari degil,içlerindeki güzellikleri
>>görün...
>>
>>Yillar önce Dale Carnegie demisti ki:
>>"Herkese portakal gelirken, niye bana eksi limon geldi?" diyeceginize,
>>limonunuzla limonata yaparak herkesten farkliligi yasayin....

 



GUNUN KARIKATURU:))
 

İŞTE KEDİLER VE MÜZİK
 
pic01842.gif
 
A cat listening to House Music.
 
pic00288.gif
A cat listening to Hip Hop Music.
 
pic30106.gif

A cat listening to Metal music.
pic09040.gif
A cat listening to Stevie Wonder .

pic08942.gif
A cat listening to Alternative Rock.
 
 
pic19264.gif
A cat listening to Techno Music + Extasy

 

TAHIR ILE ZUMRE MESELESI

 

 

TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

                                             
Nazım Hikmet RAN


VASİYET

Yoldaşlar nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni.

Hasan beyin vurdurduğu
ırgat Osman yatsın yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörlerle türküler geçsin alt başından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.

Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

Ama bu türküleri söylemişim ben
daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Benim sessiz komşularıma gelince,
şehit Ayşe'yle ırgat Osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki de farkında bile olmadan.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
-öyle gibi de görünüyor-
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani... 
                             Nazım Hikmet RAN

 

 

NE KADAR ACI DEGILMI TOPRAK BAZEN BU YAGMURLAR BIR BAKMISSIN SENI DALINDA BIRAKIP OYLECE KURUTU VERIYOR BIR SERAP GIBI..

 

 

 


 

 

 Kim üzebilir seni senden başka?
  Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
  Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
  Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen?
  Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
  
  
  Her şey sende başlar,
  Sende biter... 

 

 

UYAN EY SUHEDA UYAN YARIN GEC OLABILIR!!

 UYAN!!EY VATAN EVLADI

Subject: Vatanını seven herkez bu maili çoğaltsın..

ASIL DEGERI 9 (DOKUZ) TRILYON DOLAR
DIKKAT 9 MILYAR VEYA 9 MILYON DEGIL TRILYON DOLAR
ABD SADECE 40 (KIRK) MILYON DOLARA KAPATACAK.
YAZIKLAR OLSUN.
KAPTIRANA VERENE ...
ALTI USTU BIR MAIL GONDERMEKLE BU IS HALLOLMAZ DIYE DUSUNMEYIN LUTFEN.
VATANINI SEVEN TUM TURKLERE; HEPINIZIN BILDIGI GIBI ETIBANK
OZELLESTIRILECEK
.. (VE ALICISI AMERIKA :-)
VE BOR ISLETMELERI ETIBANK BUNYESINDE. KONULAN FIYAT NEDIR 40 MILYON DOLAR
LUTFEN BIR DAHA OKUYUN VE LUTFEN HERKESE ILETIN.
LUTFEN ....

ONEMLI !!!!!!!!!!!!!!!
BORLA CALISAN ARABA URETILDI.
TURKIYE KISKACTA. ARABAYI BOR MADENI ILE CALISTIRACAK PATENTLI 600 PROJE
OLDUGU ORTAYA CIKTI. TURKIYE DUNYA REZERVININ YUZDE 70'INE SAHIP VE
ULUSLARARASI TERORISTLER TURKIYE UYANMADAN BU KAYNAGI ELE GECIRMEYI
PLANLIYOR. BU MAILI HERKESE YOLLAYARAK EN AZINDAN BIR TOPLUM BILINCI
OLUSMASINA YARDIM EDEBILIRIZ.

**********************************************************************
GÖNDERENİN NOTU: ADAM OLSAKTA ŞU 9 TRILYON DOLARI NASIL CIKARACAGIMIZI
ORTAYA KOYABILSEK. HESABINI COK IYI YAPIYOZDA. HEP HAVADA KALIYOR.
SENELERDIR BOR ILE ILGILI HABERLER DUYUYORUZ, KAC TANE PATENT DUYDUK TR'DA
BOR ILE ARABA CALISTIRAN? 600 PATENT NE DEMEK? 200 ULKE OLSA, EN AZINDAN
HER
ULKEYE 3 TANE PATENT DUSER. BEN BIR TANE BILE DUYMADIM BU MEMLEKETTE. 40
MILYON DOLAR O KADAR BUYUK BIR PARA DEGIL VE BUNU BIZIM SANAYICIMIZ
KULLANMIYORSA, DUSUNUYORUM BIR YERLERDE BIR TERSLIK. 100 MILYON DOLARA
TEKEL
BINASINI ALAN TOBB, BU KADAR UCUZA GIDEBILECEK BIR SEYI NEDEN KAPTIRIR? YA
DA HER FIRSATTA INCE NOKTALAR YAKALAYAN ATO BASKANI SINAN AYGUN BUNA HIC MI
PARA BULAMAZ? YA DA GUZIDE FINANS KURULUSUMUZ OYAKBANK BOYLE ISTIRAKLARA EL
ATMAZ?


SEREFSIZLIGINDE BU KADARI!!KENDI SEHITLIKLERIMIZE  BU KADAR OZENLE BAKMAZKEN BU VATAN EVLADININ VERGILERIYLE VATAN HAINLERININ MEZARLARI YAPILIYOR.HEMDE BIZIM TOPRAKLARIMIZDA..NERDESIN EY DEVLET NERDESIN EY SEHIT OGLU!! DUYARSIZ KALMAYIN ARTIK..


TOPRAGIMIZA SAHİP ÇIKALIM

Bu maili insanlar birbirlerine yolluyor ancak benim elime geçince bu mail
şunu düşündüm bu mail tüm Türkiye’yi de dolaşsa eğer sizlerden birinin
eline geçmemişse, uyanmış olmanın bir anlamı yok demektir. Ama şu da var
ki;  siz bunları zaten bizden daha iyi de biliyor olabilirsiniz. O zaman
lütfen BİZLERİ UYUYOR SANMAYIN

A C İ L  ve Ö N E M L İ D İ R!!!


GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİ LÜTFEN MESAJI DAĞITABİLDİĞİNİZ KADAR DAĞITIN,


TÜRKüm diyen BÜTÜN TÜRKLERE

HEPINIZIN BILDIGI GIBI ETIBANK ÖZELLESTIRILECEK
VE ALICISI AMERIKA:)
VE BOR ISLETMELERI ETIBANK BÜNYESINDE
KONULAN FIYAT NEDIR 40 MILYON $ LÜTFEN BIR DAHA OKUYUN
VE LÜTFEN HERKESE ILETIN
LÜTFEN
Önemli !!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Borla çalisan araba üretildi, Türkiye kiskaçta.
*Arabayi bor madeniyle çalistiracak patentli 600 proje oldugu ortaya
çikti Türkiye, dünya rezervinin yüzde 70`ine sahip ve
uluslararasi teröristler Türkiye uyanmadan bu kaynagi ele geçirmeyi
planliyor......

SIZIN BANKANIZ !!!

Belçika-Hollanda Ortaklığı Fortis Tarafından Satın Alınan Dışbank, Dünden İtibaren Müşterilerini Fortis Bank Adıyla Kabul Etmeye Başladı.

Fortis Bank Yönetim Kurulu Başkanı Karel De Boeck,2010 Yılına Kadar Şube Sayısının 183'ten 300'e Çıkarılacağını Açıkladı.

"Bu Haber Dün,Türkiye'nin Mümtaz Basın Ve Yayın Organlarının Hemen Hemen Tümünde Yer Aldı.

Fakat Hiç Kimse,Fortis Bank'ın,PKK'nın Kullandığı Mayınları Üreten Firmaya Ortaklığından Bahsetmedi.

 

 

İşte Gözden Kaçan(!) O Detay:

Dünya Üzerindeki Bankaların Hareketlerini İzleyen Netwerk Vlaanderen Adlı Kuruluş,Aralarında Fortis Bank'ın da Bulunduğu 5 Bankanın,Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Tarafından Üretimi Yasaklanan Misket Bombası, Nükleer Bomba, Seyreltilmiş Uranyum Silahları Ve Mayın Gibi Mühimmat Üreten Silah Şirketleriyle Ortak Olduğunu Belgeledi.
Netwerk Vlaanderen Tarafından Hazırlanan 52 Sayfalık Raporda, Belçika'nın Önde Gelen Finans Kuruluşlarından Biri Olan Fortis Bank'ın,Dünyanın

" En Büyük Mayın Üreticisi "

Singapore Technologies Engineering-STE'de 1,376,600 Adet Hissesinin Bulunduğu Ortaya Çıkarıldı.

Raporda Fortis Bank'ın Ortak Olduğu Singapurlu Mayın Üreticisi STE'nin VS-50 Ve VS-69 Tipi Mayınlar Ürettiği Belirtildi.Singapurlu STE Firmasının Ürettiği VS-50 ve VS-69 Tipi Mayınlar,Güneydoğu'da PKK Tarafından Sıklıkla Kullanılıyor.Dünya Mayın İzleme Komitesi'nin 1999 Tarihli Raporunda Singapur'un Tek Mayın Üreticisi STE'nin Valsella Valmara 69 Ve Valsella VS-50 Mayınlardan Milyonlarca Adet Ürettiğini Belgelemişti.

BU HABER

® [̲̅Ş̲̅][̲̅İ̲̅][̲̅Z̲̅][̲̅O̲̅][̲̅F̲̅][̲̅R̲̅][̲̅E̲̅][̲̅N̲̅] ¤¦¤ [̲̅K̲̅][̲̅E̲̅][̲̅L̲̅][̲̅E̲̅][̲̅B̲̅][̲̅E̲̅][̲̅K̲̅] ® 

TEN ALINTIDIR 

VATAN IÇIN" SEFERBERLIK ÇAGRISI
 
 
Kutsal vatanimiz adim adim satilirken!,
her gün al bayraga sarili tabutlar gelirken!,
bir avuç terörist devletimizi tehdit ederken!,
belediye baskanlari terörist olmusken!,
hükümet ordumuzun ve polisimizin elini kolunu baglamisken!,
emniyet güçleri teröristlere sapanla tas atarken!,
komutanlarimiz teröristlerle el sikismak mecburiyetine düsürülmüsken!,
yaratilan terörü yok etmek için teröriste af isteniyorken!,
hükümet teröre boyun egmisken!,
dinler arasi diyalog derken dinimize küfredilirken!,
vatan "demokrasi geregi" diye paylastiriliyorken!,
"Türk" vataninda azinliklar yaratiliyorken!,
AB emretti diye yasalar dayatiliyorken!,
egemenligimiz AB'ye devredilmisken!,
Avrupa'nin korkusundan APO'lar! besleniyorken!,
IMF emretti diye devletimiz soyuluyorken!,
dilimizden Türkçe, gönlümüzden Atatürk çikariliyorken!,
doktorumuz ithal ediliyorken!,

VATANIMIZIN BAGIMSIZLIGI
MILLETIMIZIN ONURU SÖZ KONUSU DEGILKEN;
TURKUM DEMEYE
VE HALA SUSMAYA
UTANIYOR MUSUNUZ ? !!!
  
23 NISAN 2006

 



BIR GERCEK GULSEK MI DUSUNSEK MI?

 

SAVASLAR OLMASIN!!TEBESSUM ISE HIC EKSIK OLMASIN!!

TEBESSUM UZERINE GUZEL BIR ANLATIM VE HIKAYE FILOZOF TAGOR DAN OKUYUN MUTLAKA;

 

3. Tebessüm

 

Filozof Tagor (Japon filozofu) her gün öğrencilerine derse başlamadan önce gülümseme seyansları verirmiş. Bir saat öğrencilerine tebessüm çizgilerinden oluşan bir demet gül nasıl açar yüzlerde onu anlatırmış ve sonra başlarmış dersine. Bir gün çıkıp birisi:

-                     Sen hep gülmenin, tebessüm etmenin gerekliliğini söylüyorsun. Ben neden gülümseyeyim ki. Sen, çok meşhur birisin, halin vaktin yerinde, filozofsun, hayattan birçok şeyi alabilmişsin. Bu yüzden gülüyorsun. Bense hiçbirine sahip değilim. Nasıl güleyim? demiş. Filozof Tagor gülümseyerek soruyu soran adama:

-                     Yanılıyorsun dostum. Evet gülümsüyorum, ama bütün bunlara sahip olduğum için değil; gülümsediğim için bütün bunlara sahibim, diye cevap vermiş.

 

 

Hep bana sorarlar, neden gülümsüyorsun, neden hep insanlara gülümsemek gerektiğini soruyorlar. Ve beni her zaman gülerken görünce hiç derdimin olmadığını sanıyorlar. Elbette benim de birçok sıkıntım var. Ama her zaman gülmeye çalışırım. Ve sıkıntılı olan arkadaşlarıma ve öğrencilerime gülümsemeleri gerektiğini söylerim. Çünkü ne kadar pozitif olursak hayata o kadar güzel yanlarını görürüz.

Hayat felsefemi, yaşama biçimimi en fazla etkileyen unsurlardan birisi de bu: Tebessüm. Bunu bana yıllar öğretti. Öğrendiğim şeyin biri tarafından söylendiğini ise çok sonraları öğrendim. Belki kendi kendime yaşayarak öğrenmeseydim, hiç de inandırıcı gelmezdi Tagor’un sözleri. Ama yaşadım. O kadar dert ve tasa ile karşılaştım ki… Bütün  bunların üstesinden gelmenin aslında onlara bakış açımla doğru orantılı olduğunu gördüm. Çünkü stres ve heyecan yapıp, olumsuzlukla sonuçlanacağına emin olduğum durumlarda hep kaybettim. Ama mümkün olduğunu düşündüğüm şeylerin yapımında ise iyi sonuçlar aldım.

Düşünün birisi ile tanışıyorsunuz. İlk tanışmamızda siz gülücükler saçıyorsunuz, gözlerinizin için gülüyor. Ağzınızdan güzel sözcükler çıkıyor ve karşınızdaki insanın kalbine sesleniyorsunuz. O, sizin konuşmanızdan ve bakışlarınızın yansıttığı mutluluktan mutlu oluyor. Sözünüz şeker gibi bir tat bırakıyor dimağında karşınızdakinin. O kişinin sizin hakkınızda hiçbir şey bilmemesine rağmen, sizin için söyleyeceği tek söz “Ne kadar pozitif bir insan, ne kadar sıcak kanlı, ne kadar güzel ışık saçıyor etrafına!” olacaktır. Evet, ilk tanışmalarımda elde ettiğim sonuçlar bunlar. Siz severseniz ve sevdiğinizi insanlara gülücüklerle ve tebessüm ederek gösterirseniz, karşınızdaki insan sizinle kavga etmeye bile gelse bunu yapamaz.

Geçen gün (insanlar elbette hata yapar) bir arkadaşım bana darılmış, aramadığım sormadığım için kendisine bir daha onu görürsem yapacağımı biliyorum demiş. Buluştuk. Ve ben daha o lafa başlamadan, vay benim canım, hayatımın dikili taşı, yav nerelerdesin diye gülümseyerek sordum. Kendisi anlatıyor. İnan ki sana kızacaktım, ama sana ne kızabiliyorum ne de sinirlenebiliyorum, seni görünce söyleyeceğim bütün kötü sözleri unutuyorum. Ve bütün problem ortadan kalkıyor.

Evet, ben insanlar için ama bütün insanlar için güzel sözler söyleyen, her zaman pozitif enerjiyi karşısındaki insana yansıtan birisi olarak bunun faydalarını gördüm. Artık pragmatik bir çıkar için yapmıyorum gülümsemeyi. Tamamen yaşama biçimi haline dönüştü bu bende. Bana göre tebessümiyetin açamayacağı kapı yoktur.

Gülümsüyorum. Tebessüm ediyorum. Binlerce kişinin karşısında stres ve heyecan yapmak yerine kafamı kaldırıp onlara bir gülümsüyorum, tamam bitti. Bütün adrenalinimi ortadan kaldırıyor. Başarımın bir sırrı varsa tebessüm bunun en başta gelenidir. Diğerlerini de zaten anlattım. Düşünüyorum da GÜLMEK BANA YAKIŞIYOR.

 

 

 

ISTE IRAGI'IN KANAYAN YUZU VE BUNUN YANINDA ZULMUN TA KENDISI!!ORDA YARALAR KANARKEN BU DUYARSIZLIK NIYE SIZLERI VICDANINIZLA VE BU RESIMLE BABASA BIRAKIYORUM..

BUMUDUR INSANLIK BUMUDUR OZGURLUK!!HALA MI BU KAYITSIZLIK NEDIR ALLAHSIZLIK!!YARABBI  EN KISA ZAMANDA KAHRU PERISAN EYLE ZALIMI VE EN KISA ZAMANDA BIZLERE UYANMAYI NAIP EYLE!!!

MEKANIN CENNET OLSUN MELEGIM!!


         

 

                                                                  

ULUSLARARASI KARGODA LIDER FIRMA

OLUPTE CEHENNEME GITMEK!!

 

>>>Ölüp cehenneme giden bir adam hakkindadir bu öykü. Seytan bu adami nefis yemek kokulari gelen bir odaya götürür. Odanin ortasinda büyük bir tencere ve çevresinde oturan insanlar vardir. Bu çok zayif, bir deri bir kemik kalmis insanlar aciyla inlemektedir. Cehenneme yeni gelen bu adam tencerenin çevresindeki insanlarin ellerinde kepçeye benzer, uzun sapli

>>>kasiklar görür. Kasiklar ellerine baglidir. Kasigi tencereye daldirabilmekte ama hiçbir sey yiyememektedirler. Çünkü kasiklarin sapi o

>>>kadar uzundur ki, ellerindeki kasiklari bir türlü agizlarina götürememektedirler... Lütfen der adam 'bana bir de cenneti gösterir

>>>misin?

>>>

>>>Elbette der seytan; ''Sonsuzlukta birkaç dakikanin ne önemi var'' der ve

>>>onu cennete götürür.

>>>

>>>Adam cennete girince hem çok sasirir hem de kafasi karisir. Gördügü

>>>manzaranin cehennemdekinden hiçbir farki yoktur. Yalnizca insanlar mutlu

>>>ve sagliklidir, kahkahalarla gülmektedirler.

>>>

>>>''Anlayamadim der. Hersey ayni, herkesin ellerine bagli uzun sapli

>>>kasiklar var ve hepsi de bir tencerenin çevresinde oturuyorlar. Farkli

>>>olan nedir? Neden burasi cennet ''Seytan adamin sorusunu yanitlamaz.tam

>>>çikarken, adam basini bir kez daha çevirir ve olan biteni anlar. Herkes

>>>ellerindeki uzun sapli kasiklarla birbirlerini beslemektedir.....! :)

>>>

 ''Hepimiz bir bütünün parçasiyiz ve hepimizin bir baskasina gereksinimi var..! Hepimiz birbirimizin tek kanatli melegiyiz.

>>>Uçabilmemiz için kucaklasmamiz gerekir''

>>>

>>>

>>>

>>>NOT: Bu öykü Dr. John M. Eades'in ''Gögün yedinci kati meleklere yüksek

>>>gelmez'' adli kitabindan alinmistir.

 

BU SITEYE UGRAMADAN SAKIN GECMEYİN

 

CAN YUCELIN DILINDEN "EGER"

 

 

 

 

EĞER

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiç bir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp,
göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde "Onca ayrılığın birinci dereceden failidir." denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde
amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya; canım ellerini tutmak isterse...

Evet sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
Kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
Mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

CAN YÜCEL


>HAYATA DAIR 5 DERS.

>Birinci ve en önemli
>>>>ders..
>>>>
>>>>
>>>>Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben
>>>>okulun en iyi ögrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan
>>>>geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi:
>>>>
>>>>"Her gün okulu temizleyen hademe kadının İlk adı nedir?.."
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını yerleri silerken
>>>>hemen her gün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı.
>>>>50'lerinde
>>>>falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki!.. Son soruyu yanıtsız
>>>>bırakıp kâğıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun
test
>>>>sonuçlarına dâhil olup olmadığını sordu. “Tabii dahil” dedi,
>>>>Hocamız.. "İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi
>>>>birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak
>>>>eden insanlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba' demeniz gerekse
>>>>bile.."
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. Hademenin adını da..
>>>>Dorothy idi.
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>İkinci önemli ders..
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Bir gece vakit gece yarısına doğru Alabama otoyolunun kenarında
>>>>duran bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmura
>>>>rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkat çekmeye
>>>>çalışıyordu.
>>>>Geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum, 60'lı yıllarda bir
>>>>beyazın bir zenciye hem de Alabama'da yardıma kalkışması pek olağan
>>>>şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına
>>>>bıraktım.
>>>>Ayrılırken ille de adresimi istedi, verdim. Bir hafta sonra kapım
>>>>çalındı.
>>>>Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi,
>>>>armağanda..
>>>>
>>>>“Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O
>>>>korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam
etmişti.
>>>>Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıka geldiniz. Sizin sayenizde
>>>>ölmekte olan kocamın yatağının başucuna zamanında ulaşmayı başardım.
>>>>Biraz
>>>>sonra son nefesini verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına
>>>>karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın!..”
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>“En iyi dileklerimle, Bayan Nat Kıng Cole.”
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Üçüncü önemli ders..
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde, 10 yaşında bir
>>>>çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu.. Çocuk sordu:
>>>>
>>>>- “Çikolatalı pasta kaç para?..”
>>>>
>>>>- “50 Cent!..”   Çocuk Cebinden çıkardığı
>>>>bozukları saydı. Bir daha sordu:
>>>>
>>>>- “Peki dondurma ne kadar..”
>>>>
>>>>- “35 Cent” dedi Garson kız sabırsızlıkla..
>>>>Dükkânda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına
koşuşturuyordu.
>>>>Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki.. Çocuk parasını bir
>>>>daha
>>>>saydı ve:
>>>>
>>>>- “Bir dondurma alabilir miyim lütfen” dedi.
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki
>>>>masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız
>>>>masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden. Masayı sanki
>>>>akan gözyaşları temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun
>>>>bıraktığı 15 Cent’lik bahşiş duruyordu..
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Size hizmet edenleri hep hatırlayın..
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Dördüncü önemli ders..
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Eski zamanlarda bir Kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman
>>>>bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler
>>>>olacaktı?.
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray
>>>>görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın
>>>>etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu Kralı yüksek sesle
>>>>eleştirdi.
>>>>Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda
>>>>bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki
>>>>küfeyi
>>>>yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkıla itmeye
başladı.
>>>>Sonunda kan ter içinde kaldı ama kayayı da yolun kenarına çekti. Tam
>>>>küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir
>>>>kesenin durduğunu gördü, açtı.. Kese altın doluydu, bir de Kralın notu
>>>>vardı içinde..
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>“Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir”
>>>>diyordu Kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir
ders
>>>>almıştı. “Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir
>>>>fırsattır..”
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Beşinci önemli ders..
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız
>>>>getirdiler. Tek yaşam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli
>>>>idi.
>>>>Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevî şekilde kurtulmuş ve kanında o
>>>>hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu
beş
>>>>yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip veremeyeceğini sordu.
>>>>Küçük
>>>>çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve “Eğer
>>>>kurtulacaksa, veririm kanımı” dedi. Kan nakli yapılırken, ablasının
>>>>gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden
renk
>>>>gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu..
>>>>Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu: “Hemen mi
>>>>öleceğim?..”
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Ufaklık doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki bütün
>>>>kanı verip, öleceğini düşünmüştü.
>>
>>>>
>>>>ASLINDA EN ÖNEMLİ ŞEY, ELİNİZDEKİ DEĞERLERİN
>>>>FARKINDA OLUP, KIYMETİNİ BİLMEKTİR. GÜN GELİR BURUN KIVIRDIĞINIZ
ŞEYLERİ
>>>>DE BİR BAKMIŞSINIZ Kİ YİTİRMİŞSİNİZ. SANIRIM HAYATTAKİ EN KÖTÜ ŞEY DE
BU
>>>>OLSA GEREK. YAŞAMINIZI, ÇEVRENİZDEKİLERİ VE İÇİNİZDE YAŞATTIKLARINIZI
>>>>CİDDİYE ALMANIZ DİLEĞİYLE...


 
 



BURAYI OKUMAKTAN GECMEYİN DERİM..

>Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Duvarda asılı diplomalar
>>> > > insanı insan yapmaya yetmez.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,
>>> > > anlam yükü o kadar azalır.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak
>>> > > arasında,
>>> > > çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
>>> > > Gerçek aşkların da!
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla
>>> > > ilgisi yok,
>>> > > ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Aile hep insanın yanında olmuyor.
>>> > > Akrabanız olmayan insanlardan
>>> > > ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
>>> > > Aile her zaman biyolojik değil.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Ne kadar yakın olursa olsunlar
>>> > > en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
>>> > > Onları affetmek gerekir.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
>>> > > Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
>>> > > dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş
>>> > > olabilir.
>>> > > Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   İki kişi münakaşa ediyorsa,
>>> > > bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
>>> > > Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
>>> > > Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
>>> > >
>>> > >   Bilmelisin ki ...
>>> > >
>>> > >   Sevgiyi çabuk kaybediyorsun,
>>> > > pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
>>> > >
>>> > >   *Can YÜCEL*
>


>
>>_CAN DÜNDAR' DAN GÜZEL BİR YAZI...
>>>> > >> DUDAKLA BARDAK ARASI
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim,
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri
>>>>diktiriyormuş.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de
>>>> >kölelerini
>>>> >hiç
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> dinlenmeden çalıştırıyormuş.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> O zavallı kölelerden biri, birgün pek bitkin
>>>>düştüğü
>>>> >için
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> dayanamaz ve zalim krala:
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> - Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim?
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> hiçbir zaman içemeyeceksiniz ki !.. deyivermiş.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra,
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> kral köleler de dâhil herkesin hemen toplanmasını
>>>> >emretmiş.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış
>>>> >şaraptan
>>>> >bir
>>>> > >> bardak
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet
>>>>gösterisinde
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Şarap bardağını eline alarak:
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> - Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiçbir zaman
>>>> >içemeyeceğimi
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> tekrar iddia edebilir misin? diye sormuş.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Köle şöyle cevap vermiş:
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> - Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi
>>>>söyleyemem.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok
>>>>uzundur.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem!
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın
>>>> >adamlarından
>>>> > >>biri
>>>> > >> girmiş.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları
>>>> >kırıp
>>>> > >> döktüğünü söylemiş.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> hemen dışarı fırlamış.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele
>>>> >başlamış.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı dişleriyle,
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Kral bostanda, bardak masada kalmış...
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor:
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> "Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den,
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Nasip değil ise ne gelir elden?"
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik
>>>>sanmayın.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Sıkıca asılın onlara tıpkı hayata asıldığınız
>>>>gibi...
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır..
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Hayatı çok hızlı koşmayın,
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi
>>>>unutmayın.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı
>>>> >çıkarılması
>>>> > >> gereken
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan
>>>>çıkarmayın.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Dün tarih oldu...
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Yarın bir sır...
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Bugünün kıymetini bilin.
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Sevgiyle Kalın ....
>>>> > >>
>>>> > >>
>>>> > >> Can DÜNDAR


 YÜREKLERİYLE KONUŞAN, GÖZLERİYLE GÜLEN KADINLAR . . .
>
> Bir kadını tanımak... Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük
> şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal
> kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları,
> kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri, küçük
> yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya
> çalışan kadınları tanımak... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama,
> bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya
> soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir
> yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin
> ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir
> anlayabilmek icin belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever,
> sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları
> bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra'da çöl fırtınası
> koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır
> kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Bir kadını
> sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın
> sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden
> daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı...
> Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte
> çoğalacaklarını bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle başlar her şey
> ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün
> maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar.? Hem yaman
> bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk
> yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını
> tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir
> kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu
> gülüşlere teslim olur. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir
> kadını tanımakla tanık olunur tutkuların gücüne. Göze alandır kadın.
> Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık
> beklememeyi... Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya
> bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen...
> Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi...
> Şimdi bir düşünün, kaç kadını değil bir kadını tanıyabildiniz mi
> bu güne değin??? Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise
> yaşadığı günü armağan etti, kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları
> icin huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için
> anlayışsız olurlar.
>
> Ahmet Altan


Ewan 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok
        > > >> > >>  çekici bir genç adam olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün
 
sonra
    > > >> Kore'deki
> > >> > >>bir savaşa katılmak üzere İngiltere'den ayrılacaktı,
> > >> > >>hiçbir
>şeyden
> > >> > >>korkmuyordu  ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden
> > >> > >>ayrılma
 
fikri
    > >zor
> > >> > >>geliyordu ona.
> > >> > >>
> > >> > >>         Ağır adımlarla büyük kütüphaneden içeriye girdi,
> > >> > >> bir
>kitap
> > > alıp
> > >> > >>  oturdu ve okumaya koyuldu. Gerçekten de çok güzel
> > >> > >> temalara
> >değinmiş
> > >> > >>  etkileyici bir kitaptı elindeki, ama daha da güzel olanı
 
kitabı
    > > >> > >> daha
> > >> > >>önce
> > >> > >>başkasının da okumuş ve bazı yerlere notlar almış olmasıydı.
> >Okuyanın
> > >> > >>notlar
> > >> > >>aldığı bölümler Ewan'i da derinden etkiliyor, notları
> > >> > >>okudukça sarsılıyordu.
> > >> > >>     Kim olabilirdi bu? Hemen kütüphane memuresine gitti
> > >> > >>ve
 
daha
    > >önce
> > >> > >>kitabı
> > >> > >>okuyan  kişinin kim olduğunu öğrendi. Holly adında bir
> > >> > >>kadındı,
> > > adresini
> > >> > >>aldı ve eve varır varmaz bir mektup yazdı:
> > >> > >>
> > >> > >>         "Büyük Kütüphanede bir kitap okudum. Eklediğiniz
 
notlar
    > > >> > >>karşısında
> > >> > >>hayranlık duyduğumu belirtmeliyim. 10 gün sonra Kore'ye
>gidiyorum,
> > > sizi
> > >> > >>tanımak ve sizinle mektuplaşmak istiyorum.
> > >> > >>
> > >> > >>         Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
> > >> > >>
> > >> > >>         "Holly'den olumlu cevap geldi ve mektuplar ardı
 
arkasına
    > > >> > >>yazılmaya
> > >> > >>başlandı. Her yeni mektupta birbirlerinden biraz daha
> > >> > >>etkileniyor,yüreklerini birbirlerine biraz daha
> > >> > >>açıyorlardı. 2
>sene
> > >> > >>bu
> > >> > >>şekilde geçip gitti. Ewan ve Holly birbirlerine belki
> > >> > >>binlerce
> >mektup
> > >> > >>yazmış, her mektuptan ayrı tatlar almışlardı.
> > >> > >>
> > >> > >>         Ewan'ın ülkeye geri dönme zamanı gelmişti, son
>mektubunda
> > >> Holly'i
> > >> > >>  görmek istediğini yazdı. "Ancak seni tanıyabilmem için
> > >> > >> bana
 
bir
    > > >> resmini
> > >> > >>  gönder lütfen" diye ekledi.
> > >> > >>
> > >> > >>         Holly buluşmayı kabul etti fakat resmi göndermedi.
>"Resmin
> > >> > >> ne
> > >> > >>önemi
> > >> > >>var ki?
> > >> > >>         Bizi ilgilendiren kalplerimiz değil mi? Yakama
> > >> > >>kırmızı
>bir
> > >> çiçek
> > >> > >>         takacağım." dedi.
> > >> > >>
> > >> > >>         Günler birbirini kovaladı ve Ewan ülkeye döndü.
 
Trenden
    > > > indiği
> > >> > >>ilk
> > >> > >>anda gözleri Holly'i aradı. Bir müddet bakındı, sonra
 
kalabalığın
    > > >> > >>  arasından şimdiye dek gördüğü en güzel kadın belirdi.
> > >> > >> Uzun
>boylu,
> > > çok
> > >> > >>güzel, uzun sarı saçlı, masmavi iri gözleri ve mavi
> > >> > >>elbisesiyle
> > > muhteşem
> > >> > >>bir
> > >> > >>kadındı.
> > >> > >>         Kadına doğru bir adım attı, ama yakasında hiç bir
> > >> > >>şey
> >yoktu.
> > >> > >>Kadın
> > >> > >>         gözlerine baktı ve "Merhaba denizci, benimle
> > >> > >>gelmek
>ister
> > >> misin?"
> > >> > >>  diye sordu.
> > >> > >>
> > >> > >>         Tam o sırada güzel kadının omzunun üzerinden,
 
yakasında
    > > > kırmızı
> > >> > >>  çiçek olan kadını gördü. Kısa boylu, şişman sayılacak
> > >> > >> kiloda,
>gri
> > > kısa
> > >> > >>saçlı, tozlu uzun pardösüsü ve kalın bilekleriyle öylece
>duruyordu.
> > > Ewan
> > >> > >>  şaşkındı, az önce hayatında gördüğü en güzel kadından
> > >> > >> bir
>teklif
> > >> almıştı
> > >> > >>ancak  karşısında da yüreğine aşık olduğu kadın duruyordu.
>Kendini
> > >> > >>  toparladı ve yanından geçen dünyalar güzeli kadına
> > >> > >> aldırmadan
> > >> ilerledi.
> > >> > >>Elinde Holly'le  birbirlerini tanımalarını sağlayan kitap
 
vardı.
    > > >> > >>Elini
> > >> > >>uzattı, "Merhaba Holly" dedi gözlerinin içi gülerek.
> > >> > >>
> > >> > >>         "Pardon" dedi kadın.
> > >> > >>
> > >> > >>         "Ben Holly değilim.
> > >> > >>
> > >> > >>         Az önce buradan geçen sarı saçlı mavi elbiseli
> > >> > >> bayan
> >yakama
> > > bu
> > >> > >>  çiçeği taktı ve bunun hayatının sınavı olduğunu söyledi.
> > >> > >> Sizi
> >garın
> > >> > >>çıkışındaki cafe'de  bekliyormuş..."
> > >> > >>
> > >> > >>>> > > >>
> > >> > >>Hayata değer bir yasam, sevmeye değer bir aşk, dostluğa
> > >> > >>değer
 
bir
    > > >> > >>arkadaşlıktan asla vazgeçme. >> > >>




>Eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir
>saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya
>taşa vererek ok atarlarmış, Atalarımız genelde bozkır hayatı
>yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya
>olurmuş. Yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ dan
>ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz
>bizi arkadan
vurmayacak olan samimiyetine güvendiğimiz kişilere
>verdiğimiz isimdir.
>
>Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar. Aşk, kendinden emin
>bir şekilde sorar :
>- Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım. Sen niye varsın ki bu
>dünyada..?
>
>Arkadaşlık cevap verir :
>- Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için....
>
>Hiç bir zaman arkadaşsız kalmamanız dileğiyle. Bütün sevdiklerinize
>ithafen şunları göz önünde bulundurun :
>• Eğer bu sabah hastalıklı değil de sağlıklı uyanmış iseniz, bir
>hafta sonrasını göremeyecek olan bir milyon insandan daha
>şanslısınız.
>• Bir harp tehlikesi ile işkence görme ihtimali ile sağ kalma
>korkusu ile karşı karşıya değilseniz, 500 milyon insandan daha
>iyisiniz.
>• Buzdolabınızda yiyeceğiniz, üzerinizde elbiseniz,
başınızı sokup
>uyuyabileceğiniz bir eviniz varsa, dünyadaki insanların çoğundan
>daha zenginsiniz.
>• Bankada ve cüzdanınızda para varsa dünyanın en imtiyazlı % 8'i
>arasındasınız.
>• Anneniz, babanız sağ ise siz bu dünyada nadir kişilerden
>birisiniz.
>• Bu mesajı okuyabiliyorsanız, bu demektir ki; Birisi sizi düşündü
>ve bunu gönderdi.. Çünkü okuma yazma bilmeyen 2 milyar kişiden biri
>değilsiniz.
>• Paraya ihtiyacın yokmuş gibi çalış..
>• Kimse seni üzmemiş gibi sev...
>• Kimse seni dinlemiyormuş gibi şarkı söyle..
>
>Bu hafta ulusal arkadaşlık haftası.. Arkadaşlarına onları ne kadar
>düşündüğünü göster!
>
>Bunu tüm ARKADAŞ olarak düşündüklerine gönder, bu mesajı sana
>yollayana geri göndermek demek olsa bile..
>
>Eğer bu mesaj geri geliyorsa, arkadaş
çevrenizin gerçek
>arkadaşlardan
>oluştuğuna inanabilirsin.

 

 

IBRET..

 

السلام عليكم و رحمة الله و بركاته

 

 

SU ÇILGIN TÜRKLER KiTABINDAN ALINTI !!!

Savasin en kanli gunlerinden biriydi.
Asker en iyi arkadasinin az ileride, kanlar icinde yere dustugunu gördü.
insanin basini bir saniye siperden cikaramayacagi gibi bir ates altindaydilar.


Asker tegmenine kostu hemen:
- Komutanim, bir kosu arkadasimi alip geleyim mi?

"Delirdin mi?" der gibi bakti tegmen...
- Gitmege degmez oglum, arkadasin delik desik olmus. Buyuk olasilikla ölmustur bile. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakin!


Ama asker o kadar israr etti ki, tegmen izin vermek zorunda kaldi.

- Peki, dene bakalim!

Asker yogun ates altinda firladi siperden ve mucize eseri, arkadasinin yanina kadar gitti, yarali arkadasini sirtlandigi gibi tasidi. Birlikte siperin icine yuvarlandilar.


Tegmen kosup yaraliya bir goz atti ve nefes nefese bir kenara yikilmis askere döndu:
- Sana hayatini tehlikeye atmaya degmez, dememis miydim! Bu zaten ölmus...
- Degdi Komutanim, degdi! dedi asker.
- Nasil degdi, arkadasin zaten ölmus, görmuyor musun?
- Gene de degdi komutanim, cunku yanina vardigimda henuz yasiyordu...


Ve onun son sözlerini duymak, dunyalara bedeldi benim icin...
Ve, hickirarak, arkadasinin son sözlerini tekrarladi:
"Gelecegini biliyordum!"

GELECEGINI BILIYORDUM!


Kalbimizde "arkadaslik" denilen bir mucize var. Nasil oldugunu, nasil basladigini bilemezsiniz.
Ama bunun ozel bir armagan oldugunu, Allah'in bir lutfu oldugunu bilirsiniz.

Gercekten de arkadaslar nadide mucevherlerdir.
Yuzunuzu guldurup, basarmaniz icin cesaret verirler.
Sizi dinlerler ve kalplerini acmaya hazirdirlar.

Bugün arkadaslariniza, onlarla ne kadar ilgilendiginizi gösterin.
Bu yaziyi arkadas olarak gördügünüz herkese gönderin.
Size gönderen dahil...


 
Misyonerin günlüğü
 
    8 Temmuz

İşte Türkiye'deyim; bölge sorumlusu Tommy arkadaşla havaalanından  kalacağımız eve giderken  hayli uyarıcı bilgiler aldım; "Hemen başlama,biraz sağını solunu tanımalısın; Türkler acayip bir millettir"  filan diye bir şeyler söyledi, ama aldırış etmedim. Bir dakika bile zayi edilmemeli; görev kutsal, görev ağır.
 
9 Temmuz

Tommy'nin yanıldığı açık; bugün ilk tebliğimi yaptım bile. Adam parkta öylece oturuyordu.
 
    Söylediğim her şeyi gülümseyip başıyla tasdik ederek saatlerce dinlerken ruhumun göklere değdiğini hissetmiştim. Bizi seyreden simitçi,sonradan o adamın sağır olduğunu söyleyince biraz moralim bozuldu ama olur öyle şeyler.
 
11 Temmuz
 
Üçüncü gün; Tommy hâlâ "erken henüz" diye ısrar ediyor.
Mânâsız bir ısrar bu; kurtulması gereken o kadar çok ruh var ki burada. Çorap almaya inmiştim semt pazarına. Nasıl oldu anlamadım ama eve
dönerken artık benim altılı  çelik tencere takımım vardı. Önemli değil, tencere gerekli bir araç nasıl  olsa.
 
  Tencereci arkadaşa müjdeyi tebliğ ettim. "Ayıpsın abi, Hazreti İsâ'ya can  fedâ." dedi, ben ağladım.  Söz verdi, pazar toplantılarına gelecek; hatta bana bir adres bile
verdi.O adrese gidersem bir sürü insanı misyona katabilirmişim.
 
21 Temmuz
 
Tommy hâlâ "gitme, bak karışmam" diyor; işte bu aşırı ihtiyatkârlık
yüzünden buralarda İsa'nın mesajı yeterince bilinmiyor zaten.
   Gittim; şehrin kenarında kalabalık bir mahallede bir apartmanın
altıncıkatına çıktım.
   İçeride bir hayli erkek vardı; beni içeri aldılar, mobilyasız bir
salona geçtik. Çay getirdiler; hatır sordular.   Tam lâfa başlarken 
 biri parmağıyla "sus" işareti yaptı. İçeriden yaşlıca bir adam çıkıp salona gelince herkes gibi ben de ayağa kalktım.
Sonra adam konuşmaya, bir nevi  vaaz  vermeye başladı. şöyle bir dinledim;
eh fena şeyler değil. Toplantıdan sonra herkes birbirine sarıldı,
yeniden çay ikram edildi.
  Burayı sevdim, yarında geleceğim.
 
   2 Ağustos
 
   Yine aynı şeyler oldu; bir ara fırsat bulup salondaki arkadaşları misyona  kazandırayım dedim.
   Tam "İsa" demiştim ki, ihtiyar vaiz "İsa dedin de aklıma geldi." deyip çok  tatlı bir bahis açtı.
       Öyle güzel anlatıyor ki başladım ağlamaya.  Zor teselli ettiler; sonra ortaya sofra geldi. Yemek yedik.  Kuşbaşılı pilav  nefisti; hele
cacık!
  
12 Ağustos
 
   Tommy beni tesbihle oynarken yakaladı. "Nereden buldun" diye sıkıştırıyor. "Dükkanın birinden aldım." dedim. Tesbih bana iyi geliyor,  meditasyon  yerine geçiyor. Bir tane de Tommy'e mi alsam?
 
   6 Eylül
 
Bugün hep birlikte camiye gittik. "Bakayım" dedim burada neler yapıyorlar, nasıl ibadet  ediyorlar.
Mecit diye bir temiz yüzlü arkadaşım var cemaatten. Bana abdest almayı  öğretti caminin avlusunda. Tuvaletleri pek temiz değil ama abdest çok güzel bir olay. 
 Fırsatını kolluyorum; bunların hepsini Protestan etmezsem bana da Mahmut demesinler!
 
   16 Eylül
 
   "Nereden çıktı bu Mahmut?!" diye çıldırdı Tommy. "Kod adım." dedim. Anlamadı.
   Anlamaz tabii. Ben ne yaptığımı biliyorum. şimdilik sesimi
çıkarmıyor, toplantılara muntazaman  devam ediyorum; ezan okununca "Hadi camiye
gidelim Mahmut" diyorlar,  gidiyorum.
   "Neler okuyorsunuz fısır fısır?" diye sordum. Öğrettiler.Fatiha çok güzel  bir sûre.Tommy'e de öğretmeliyim.
 
   1 Ekim 

   Tommy beni evden atmaya kalkıştı dün. "Seni kandırıyorlar, Müslüman yapacaklar enayi." diye çıkıştı.  İtiraz ettim, "Ben bunların içyüzünü öğrenmeye çalışıyorum Pastör  Tommy." dedim.  "Sırlarını öğrendiğim an, bunları sürü halinde önüme katıp Sarayburnu' ndan denize sokup cümlesini birden çatır çatır vaftiz etmezsem bana da
Mahmut demesinler." dedim.  "Çık dışarı aptal." diye kovdu beni. Misyondan
gelen aylığımı da  kesti.  Vermezse vermesin, cemaatteki arkadaşlar aralarında  para toplayıp verdiler. Geceyi  ucuz bir  otelde geçirdim. 
  Bugün Mecit'in evine taşınıyorum.
   Az kaldı az.. Dayan oğlum Mahmut!
  
 6 Kasım
 
   Mecit benim için istihareye yatmış; "Yeşil gördüm Mahmut." dedi, "Nurlar  içindeydin, hidâyet nasip oldu sana ne mutlu." dedi. Tabii aldırış etmiyorum, fakat hoşuma gitmedi de değil.
 
9 Kasım 

Bugünlerde cemaate İngilizce dersleri vermeye başladım; sabah namazını topluca edâ ettikten sonra kuşluk vaktine kadar ders veriyorum.
    Kuşlukla öğle arasında tefsir dersleri  yapıyoruz.  Beni artık iyice kendilerinden zannediyorlar.
  
21 Kasım 

Yeni damat olduğum için dört günden beri günlük yazamadım. Mecit'in teyzesinin kızı Sabiha ile nikahlandık dün.Nikâhımızı Saadettin Hoca  kıydı sağ olsun. Sünnet dediğin ise sinek ısırığı  gibi bir şey zaten, çabucak geçti.    Bu sabah yolda Tommy ile karşılaştık. "Kiliseye yazdım, seni defterden  sildiler." dedi. Güldüm, hâlâ o bayatlamış misyoner kafası işte. Benim din değiştirdiğimi sanıyor gerzek. Halbuki ben...
 
28 Kasım
 
Ne kadar üzgünüm. Mecit, "Nasip değilmiş, seneye gidersin" diyor. Hac kayıtları  kapanmışmış. İstesem ecnebi pasaportumla Mısır üzerinden vize alır giderim, ama
ben  olayı içeriden,herkesle bütün mü'minlerle birlikte yaşamak istiyorum oysaki.
 
   19 Aralık
 
   Sabiha ile teheccütten sonra Yaşar Hoca mevzusu geçti aramızda.Yav bu Yaşar Nuri Hoca iyi adam hoş adam fakat ne bileyim çok  modern bir duruşu var gibi sanki;  hani, "İslâm'ı en iyi ben bilirim" şeklinde bir dayılanma. Öğleden sonra yayıncımla sözlü anlaşma yaptık; ilk eserim iki ay  sonra  çıkıyor: 

  "İslâm'ın selefî boyutlarına dinamik bakışlar".
Yayıncım,
"Fiyatı iki lira  yaparsak üç yüz bin satarız." diyor......
 
 
 
LÜT-gay-KAVMİMİ, İSLAM ÜMMETİMİ
İNSAN EN ŞEREFLİ VARLIKTIR.YARADILMIŞLARIN EN ŞEREFLİSİ İNSANDIR. GAYLARI İSLAMA KAZANDIRALIM. LÜT KAVM

EY MÜSLÜMANLAR. UYANIN. KENDİNİZE GELİN. COCUKLARIMIZ LÜT KAVMİNE DÖNÜŞECEK. GAYLARI İSLAMA KAZANDIRALIM. SEVGİ VE ŞEFKATLE EĞİTİMLE YAKLAŞALIM. BUNLAR İSLAMIN KARDEŞLİĞİNİ BİLMİYORLAR. SEVDİĞİ ERKEKLERİ ALLAH İÇİN SEVEBİLECEKLERİNİ BİLMEDİKLERİNDEN FROUTDUN KUCAĞINA DÜŞÜP EŞCİNSEL OLUYORLAR. ÇÜNKÜ FRUD ERKEKLERE DUYULAN SEVGİYİ HEMEN EŞCİNSEL DUYGUYLA AÇIKLIYOR. NERDE KALDI HZ EBUBEKİR İLE PEYGAMBERİMİZİN ARKADAŞLIĞI, MEVLANA İLE ŞEMSİ TEBRİZİNİN SEVGİSİ, YUNUS EMRE İLİ TAPTUK EMRENİN AŞKI, BUNLAR GAYMIYDI HAŞAA TOVBE HAŞA .. LÜTFEN İSLAM SEVGİSİNİ KARDEŞLİĞİNİ ANLATIN YETER UYUDUĞUNUZ. İSLAM MEMLEKETLERİ İŞGAL EDİLDİ ŞİMDİ FRUDLAR ERKEKLERİMİZİN IRZINA GEÇİYOR. HEMDE GENÇLERİN ÖĞRENCİLERİN ARTIK YETER DUR DEYİN. SEVGİYLE ŞEFKATLE İNSANCA KARDEŞÇE YAKLAŞIN. SAKIN SİZDE KÖTÜ EMELLERİNİZE ALET ETMEYİN. AĞIZLARINIZ SULANIP PİS ŞEYTANA KANIP SALYALARINIZI AKITMAYIN. İNSAN OLDUKLARINI ALLAHIN HER ŞEYİ GÖRDÜĞÜNÜ UNUTMAYIN.CEHENNEMİ DÜŞÜNÜN VE KORKUN. CENNETTEKİ HURİLERİ DÜŞÜNÜN VE SABREDİN. ALLAHA SIĞINIP TEBLİĞ YAPIN.ALLAHA EMANET OLUN.


 

 

Resim, İngiltere - Londra British müzesinde bulunmaktadır.

Süveyş kanalı açılırken denizin kenarında küçük bir tepecikte bulunmuş ve Londra'ya getirilmiştir.
ALLAH (c.c) Resulu Hz. Musa'nın zamanında ilahlık iddasında bulunan Firavun'un ölümünden 3 bin sene geçmesine rağmen ALLAH (c.c), cesedini ibret olması için çürütmemiştir.

Saçlarının bir kısmı halen yerindedir.

Başının bazı azalarının etleri de halen yerlerindedir.

Alın kısmında et kalmamıştır.

Elleri ve ayakları secde eder vaziyettedir.

Dünyada ALLAH (c.c)'a secdesiz başları, ALLAH (c.c) bir gün mutlaka böyle secde etmeye mecbur edecektir!

ALLAH (c.c)'a karşı gelenleri, ALLAH (c.c), ibret olması için cezalandırmaktadır.

HAYIR VE SUKUR KOSENIZ..

     ESMAUL HUSNA     

 

Provide free mammograms!

Help A Child

Fund Books For Kids

Preserve Endangered Land

Feed An Animal In Need

                                          BU SITEYE GIRIN VE SARI BUTONA BASIN OY VERIN

                                               HER OY BIR CAN KURTARACAK UNUTMAYIN!!! 

                                                                                                   

"HAYIR YAPINIZ KI HAYIR BULASINIZ"

 

  

www.denizfeneri.org.tr

 

 

 

 

Indonesia Earthquake Relief - You can help. Click Today!

Help and spread awareness with an ecard!

 

Thank you for making a difference at The Breast Cancer Site. Please keep clicking daily to help women in need!

 

Click to give books to children in need!

      Peace Dove Tank Top   Mercy Corps    

 


İnsanların bir bardak su için kilometrelerce yürüdüğü, bir pirinç tanesine onlarca elin uzandığı Afrika’da yaşanan bu drama kayıtsız kalmayalım.

Bir tarafta silah üretimine ve savaş teknolojisine ayrılan milyarlarca dolar ve bir tarafta ise hayatta kalacak kadar su ve yiyecek bulamayan, tüm yeraltı ve yer üstü zenginlikleri ‘medeni’ ülkeler tarafından ‘medeniyet götürme’ bahanesiyle talan edilmiş Afrika’nın yoksul insanları.

Doğu Afrika ülkeleri son 50 yılın en büyük kuraklığını yaşıyor. Özellikle Somali, Etiyopya, Kenya, Eritre, Tanzanya ve Burundi’de de etkisini gösteren kuraklık binlerce insanın yaşamını tehdit ediyor. Susuzluk ve açlık nedeniyle ölümlerin başladığı Somali’de insanlar su bulabilmek için kilometrelerce yürüyorlar. Ancak, sınırlı miktardaki sudan, ihtiyaçları kadar satın alabilmeleri için bir günlük gelirlerinden daha fazlasını vermeleri gerekiyor. Çoğu kişinin ise zaten belli bir geliri yok. 40 derece sıcaklıkta yeme, içme ve yemek pişirme gibi ihtiyaçlarını sadece üç bardak suyla karşılamak zorundalar. Onu da bulamayanlar ise idrarlarını içerek hayatta kalmaya çalışıyor. Kenya’da da kuraklık nedeniyle çiftlik hayvanlarının %70’i susuzluktan ölmüş durumda.

Dünya Meteoroloji Kurumu ise Nisan’a kadar Doğu Afrika’nın kuraklığın kıskacında kalacağını belirtiyor. BM’nin raporuna göre, bölgeye derhal yardım ulaştırılmazsa 11 milyon insanın hayatı tehlike altında ve 700 bin insan açlıktan ölmek üzere.

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak, Afrikalı kardeşlerimizin yardımına koşmak için çalışmalara başladık. Bu çalışmalarla ulaşabildiğimiz insanların acil su ve gıda ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyoruz. İHH, bölgeye gıda yardımı ve su sevkıyatı gibi hayati önem taşıyan acil yardım çalışmalarının yanında uzun vadede kuraklık soruna çözüm bulmak için su kuyuları açmayı, açlık, kötü beslenme ve AIDS’ten kaynaklanan kronik hastalıklar ile baş etmek için hastane kurmayı, tarımı ve hayvancılığı destekleyen projeleri hayata geçirmeyi planlıyor.

İnsanların bir bardak su için kilometrelerce yürüdüğü, bir pirinç tanesine onlarca elin uzandığı Afrika’da yaşanan bu drama kayıtsız kalmayalım. İHH bütün yardımseverleri Afrika’ya yardıma çağırıyor. Hızlı ve etkili bir müdahale ile bu felaketi durdurabilir ve milyonlarca hayatın kurtulmasına vesile olabiliriz.

İNSANİ YARDIM VAKFI İHH

Tıkla sende hayat kurtarmak için bağış yap

 

SALAT-I SELAM EY NEBI

 

السلام عليكم و رحمة الله و بركاته

 

 

 

 

DÜNYADA İKEN MÜSLÜMAN YAŞAYIP, MÜSLÜMAN OLARAK İMAN İLE GÖÇMEK İSTEYENLER İÇİN...

ÇOK UZAKLARDAN BİR HABER VAR!!!

*_*_*_*_* MUTLAKA OKUYUN *_*_*_*_*

 

PEYGAMBERİMİZ (S.A.V) VASİYETİDİR!...



Duymadık demeyin,MEDİNE-İ MÜNEVVERE'DEN GELEN BU
VASİYETNAMEYİ OKUYUNUZ VE OKUTUNUZ.!!!!!!


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Medine-i Münevvere'de Türbe-i Şerif Hatibi Şeyh Ahmet diyor ki:
"Vallahülazim bu vasiyetnamede zerre kadar yalan
yoktur." Bir cuma gecesi namazımı eda edip uyumaya varmıştım. Harem-i Şerif tarafından; "Ya Şeyh Ahmet" diye bana bir nida geldi. "Lebbeyk Ya Rasullallah" deyip Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in şahsını gördüm. Rasullallah (s.a.v.) efendimiz şöyle devam etti: Ya Şeyh Ahmet!... Allah-ü  Teala huzurunda yüzüm kalmadi. Sana haber veriyorum ki, geçen  cumadan bu
cumaya 16000 kişi öldü.İçlerinden bir tek Müslüman çıkmadı. Gelenlerin amel defterlerini kara ve sol elinde gördüm. Ya Şeyh Ahmet!... Evvela ana ve babalarına asi oldular ve zekatlarını men ettiler. Hacı olup haram yemeyi adet ettiler.Herkes nefsinden baksa bir şey düşünmedi. Yüzlerinde haya kalmadı. Dünya malı ile nasip olan tartılarına hıyanet etmeyi adet ettiler. Ya Şeyh Ahmet!... Benim ümmetlerime haber eyle "Yaptıkları günahlardan tevbe ve istiğfar sinler, namaz kılsınlar, zekat vermesini adet etsinler." Ya Şeyh
Ahmet!... Ümmetlerime haber eyle, "Kıyamet alametleri zuhur
ediyor. Hak Teala'ya asi olmasınlar. Çok yakın bir zamanda, 3 gece
güneş tutulacak. 3 günden sonra mağribten doğup, maşrıka
batacak. Kuran-ı Kerim insanların gözüne gözükmeyecektir. Ümmetime söyle günahlarına tövbe etsinler.,yakın bir zamanda İsa (a.s.)'nın inmesi zuhur edecek." Ya Şeyh Ahmet!...Ümmetlerime haber eyle, "Kudret kalemiyle her kim bu vasiyetnameyi bir köyden bir köye, bir kazadan bir kazaya, bir ilden bir ile, bir devletten bir devlete gönderirse Huzur-u Mahşerde günahları affedilir. Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.)'yı Şahsı ile görmüş olur. Kim vasiyetnameyi işitipte yazmazsa, bir köye veya bir başka yere göndermezse, yüzü kara ola." Türbe-i Şerif'in Hatibi Şeyh Ahmet 3 defa yemin edip, "Vallahülazim bu vasiyetnamede yanlış bir bilgi  verirsem, bu dünyadan öbür dünyaya imansız gideyim" dedi.

 

15 günde Medine-i Münevvere'de yazılmış olup "TÜM MÜSLÜMANLARA" gönderilmiştir.


NOT: "Bunu her müslümanın  okuması
için elinizden geleni yapınız.

(SEVILAY KARDESIMIZIN SPACE'INDEN ALINMISTIR..)YUREGINE SAGLIK SEVILAY!

 

 

 

INANIYOR MUSUN ?

 

Adamın biri her zaman yaptıgı gibi saç ve sakal trası olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete basladılar.Degisik konular üzerinde konustular. Birden Allah ile ilgili konu açıldı...

 

Berber: " Bak adamım, ben senin söyledigin gibi Allah'ın varlıgına inanmıyorum."

 

Adam:  " Peki neden böyle diyorsun?"

 

Berber: " Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dısarıya çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eger Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terkedilmisş çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimse acı çektirmez, birbirini üzmezdi. Allah olsaydı, bunların olmasına izin verecegini sanmıyorum..."

 

 

 

 Adam bir an durdu ve düsündü, ama gereksiz bir tartısmaya girmek istemedigi için cevap vermedi. Berber isini bitirdikten  sonra adam dısarıya çıktı. Tam o anda caddede uzunsaçlı ve sakallı bir adam gördü. Adam bu kadar dagınık göründügüne göre belli ki trasş olmayalı uzun süre geçmisti. Adam berberin dükkanına geri döndü.

 

Adam: Biliyor musun ne var, bence berber diye birsey yok

 

Berber: " Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim." 

 

Adam: " Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı."

 

Berber: " Hımmm... Berber diye birsey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?"

 

Adam: " Kesinlikle dogru! Püf noktası bu! Allah var, ve insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. Iste dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedeni!"

 

 

 
 
 

 

 

 

 

Arkadaslar gerektigi gibi Rabbimize Dua etmesini biliyormuyuz acaba ?  Bu soruyu lütfen herkez kendisine en az birkere sorsun !

 

Örnek Dualar

 Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

 

"Büyük zorluklara dûçar olduğunuz zaman "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir" zikr-i ce-mîlîne devam ediniz." (1)

 

"Cenâb-ı Hak, duada fazla ısrar edenleri sever." (2)

 

Efendimizin Dualarindan bir örnek

Abdullah bin Abbas -radıyallahu anhüma-dan ri­vâyete göre Peygamber Efendimiz'in duâlarından bi­ri şu duâ idi:

 

"Yâ Rabb! Kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, ku­lağımı nurlandır, sağımı nurlandır, solumu nurlandır, üs­tümü nurlandır, altımı nurlandır, önümü nurlandır, arkamı nurlandır ve beni nûr eyle (bir başka rivayette) benim damarlarımı nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır, saçımı nurlandır, yüzümü nurlandır.” (1)

40 HADİS

 1

اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ  قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ         

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

Müslim, İmân, 95.

 2

اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

İslâm, güzel ahlâktır. 

Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

 3

مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.

 4

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

 5

إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:

إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.

 6

اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

Tirmizî, İlm, 14.

 7

لاَ يُلْدَغُ  اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ

Mümin, bir  delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)

Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.

 8

اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا

وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

Tirmizî, Birr, 55.

 9

إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi  sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.

 10

اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.

Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.

 11

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ

Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

 Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.

 12

عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ

بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.

 13

لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ

Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.

 14

لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.

Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.

 15

اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır.  Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n  kusurunu) örter.

Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.

 

 16

لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.

 17

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.

 18

لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا

وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ

Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.

Buhârî, Edeb, 57, 58.

 19

إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.             

Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.

 20

لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

Tirmizî, Birr, 58.

 21

تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ

(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

Tirmizî, Birr, 36.

 22

إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;

Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.

 23

رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.

Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.

Tirmizî, Birr, 3.

 24

ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:

دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ

Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:

Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası.

İbn Mâce, Dua, 11.

 25

مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir

hediye veremez.

Tirmizî, Birr, 33.

 26

  خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.

 27

لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı

göstermeyen bizden değildir.

Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.

 28

كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى

Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.

Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.

 29

اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ  الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ

(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.

Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.

 30

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.

Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.

 31

مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki;

ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.

Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.

 32

اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ

Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden

veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle

geçiren kimse gibidir.

Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;

Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.

 33

كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ

Her insan hata eder.

Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.

 34

عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ  إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ

Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir  darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

                  Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.

 35

مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا

Bizi aldatan bizden değildir.

Müslim, Îmân, 164.

 36

لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) 

cennete giremezler.

Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.

 37

أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ  عَرَقُهُ

İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.

İbn Mâce, Ruhûn, 4.

 38

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ

طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ

Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.

Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.

 39

إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ

 وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ

İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.

 40

اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ

Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

Tirmizî, Cum’a, 80.

 

 BU MUKADDES BILGILERI SEVGILILER SEVGILISINE GULLER ISIMLI SPACE KARDESIMIZDEN PAYLASTIK..KENDISININ ELINE VE YUREGINE SAGLIK..

 
**AHIRET HAVA YOLLARI**
6666 SEFER SAYILI DÜNYA AHiRET UÇAGI UÇUS PROGRAMI
KAPTAN PILOT:.......Azrail
HAREKET YERI:......Dünya
HAREKET SAATI:....Ecel vakti
MOLA YERI:.............Kabir
VARIS NOKTASI:.....Cennet veya cehennem


YOLCUNUN KIMLIGI:
ISMI:...........................Insan
GÖREVI:....................Kulluk
MENSEI(Maddesi):.....Toprak


BAGAJ:
1) Bes metre kumas
2) Salih amel
3) Salih bir çocugun duvasi
4) Faydali ilim

NOT:
Katiyen baska bir seyin tasinmasina müsaade edilmez.

REZERVASYONLAR:
Biletiniz kesinlikle iptal edilmez,ancak sadaka ile tehir edilebilir.


MUTLU BIR YOLCULUGUN SARTLARI:
Yolculuk öncesi seyahatinizin selameti için kur`ani kerim ve hadis-i seriflerdeki talimatlara uyulmasi önemle rica olunur.


MESAJ:
Allah ve rasulune itaat,Ölümü sürekli hatirlama,Ahirette yanliz cennet ve cehennem var oldugunun bilinmesi,Ana ve babaya iyilik yapilmasi,Yemenin içmenin ve giyinmenin her hususta helal olmasi.

UYARI:
Pasaportunuz(amel defteriniz) kontrol edilecektir.Kontrol icab ettiginde video kaseti ile agizlar bagli ellerin konusmasi ve ayaklarin sahitligi ile karsilastirma yapilir. Vizeler zamaninda yaptirilmasi (namaz,oruç,zekat,vs) insallah cennet ve cemal-i ilah-iye ulasilir.Pasaportla ilgili su sorularin cevaplarini simdiden düsünelim.
1. Ömrünü nerede tükettin?
2. Gençligini nerede çürüttün?
3. Malini nereden kazandin?
4. Malini nerede harcadin?
5. Allah yolunda ne yaptin?
NOT:
Daha genis bilgi isteyen sayin yolcularin Allah (c.c)`in kitabi
Rasülullahin hadis´i serifine bas vurmalari rica olunur.

Allah celle ve celaluhu bu uçak yolculugunda rahat ettirerek cennet´i ala´ya ulasmaya nasip etsin.

(AMIN)

 

SPACE DOSTUMUZ MUHTARIN KIZINDAN ALINTIDIR..YUREGINE SAGLIK.

 

 


 
EY YOLCU DUR VE OKU!!
 

 

Peygamber efendimizin (SAV) kötü karikatürlerinin gazetelerde yayınlanması tüm Avrupa'da yaygınlaşmaya  başladı...

EĞER PEYGAMBERİMİZE YAPILAN BU HAKARETLERE MANALI BİR TEPKİ VERMEK İSTERSENİZ..

TIKLAYIN!..

ASK VAR MI ASK?

 

 

 
 
 
 

ah minel aşk ve minel garaib


 

 

 

CAN YUCEL'DEN


Dun gece senin küçücük elinle yalnız yattık
Yalnız senin küçücük elinle yalnızlık
Kandilli ilkokulu kadar kalabalık
Zilleri çaldığında düşlerinin
Sınıfların kapıları ardına kadar açık
Gökyüzünün, denizin, toprağın, hayalle, emeğin
Haklı sınıfları

Can YÜCEL

 

 

POWR FM HIT MUSIC DINLEYIN..

 

 

ANINDA ISTEK PARCA INTERNETTEN POWER FM'DE

TIKLA VE ISTEK DE BULUN

 

 

ANINDA ISTEK PARCA INTERNETTEN POWERTURK'DE

TIKLA VE ISTEK DE BULUN

 

 

GUZEL BIR RADYO KANALI OLAN BIR AKDASIMIZIN CANLI MUZIK RADYOSU,

DINLEMEDEN GECMEYIN SAKIN(ELLERINE SAGLIK)

TIKLAYIN VE HEMEN DINLEYIN,CANLI ISTEKLERDE MEVCUT:)

 

 

Ama ipe her dokunuşunuzda , canınızı acıtan tek nokta , yine o düğümdür.

 


Karşındakine gereğinden fazla değer verirsen , ya onu kaybedersin yada kendini mahvedersin.

 

 

 

 

 

 

 

 

KARADENIZ FIRTINASI

 

BİR  ÇiN  ATASÖZÜ  DER  Ki  ;
ÇANG ÇIN ÇONG VANCING HONG, JEAN HENG CLOUD CHING LADY KONG

Meali ;
Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur, zararlı olan onu
yakalamaktır
:)))

BAYANLAR ALINMASIN DIYE ISTE ZIT BIR ORNEGI RESIMDE GORUYORSUNU:

MUKEMMEL ARIYAN KADINLARIN HALI:))KARARI SIZ VERIN:)??

TRABZONDAN BIRTARIHI KOSK!!


 

LAST SAMURAY

ana.gif

img106/9408/hereyeramenyoladevam4wn.gif

Nuh Salih islam

 Image Hosted by ImageShack.usBassel114_spaceÇEMENZAR'ın alanına gider

..::(¯`·» I S L A M L I S T E «·´¯)::..http://www.tavaf.com/toplist/

Nasheed_TV

MuslimCity

HACK_CLUB

msxlabs.org - [MsX©] Labs. HQ

 

.
 
                                                              

 
 
                                                                        MİSAFİR SAYISI                     

                                                     

     

İzmir,Türkiye


Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü

 

ENES KOLBAS

Occupation
Interests
GONULDENDIR DERDIMIZ ETMEM KIMSEYE SIKAYET..................................... BENIM ICIN KENDIM FAVORIYIM..KARSIMDAKI ICIN BEKKLIYORUM.............................
No list items have been added yet.